10/10
·264 syf.··
2021 50. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2021 00:00
Üstad bu eserle sadece hayat hikâyesini anlatmıyor; ruhunun karanlıkta yanan odasını, “O” diye hitap ettiği manevi rehberiyle karşılaşmadan önceki ve sonra­ki benliğiyle hesaplaşmasını sunuyor. Çocukluğunun İstanbul’u, Çemberlitaş’taki konağının ağır havası, aile köklerinin bünyene yük ettiği sorumluluklar… “O”nu tanımadan önce Necip Fazıl’ın yolu, duvarların sesi gibi sessiz, gecelerin karanlığı gibi iç çekişlerle dolu. “O’nu tanımak” dediği şey, bir dönüm noktası: sadece inanmak değil, varlığının manasını onun ışığında bulmak demek. Arvâsî Hazretleri ile tanışmasıyla başlayan o içsel devrim, hayatını baştan yazdırıyor adeta okuyunca anlıyorsun ki “değişim” denen şey öyle bir an patlaması değil; bütün gece boyunca titreyen bir lambanın sabah ışığına kavuşması gibi. Kitap iki büyük bölümden kurulmuş: “O’nu Tanıyıncaya Kadar” ve “Tanıdıktan Sonra”. Bu iki bölüm arasında Necip Fazıl’ın ruhunda çizilmiş bir sınır çizgisi var öncesiyle sonrası arasında. Bir koltuğa oturmuş geçmişini izler gibi; eski benliğiyle vedalaşmayı, yeni benliğine adım atmayı anlatıyor. O süreç korkutucu, sancılı, yalnızlıkla örülmüş ama aynı zamanda umutla, içtenlikle dolu. Manevî rehberlik burada sadece bir öğreti değil, bir mucize denen şeyin kendisi oluyor. Arvâsî Hazretleri’nin sözleri, bakışı, hatta varlığı, Üstadın ruhunun belki de daha önce uyanmamış tellerinde titreşim yaratıyor. O’nunla tanıştıktan sonra dünyaya bakışı değişiyor sadece dış dünyaya değil, kendi iç dünyasına da ışık geliyor; gölgelerin içine saklanmış korkular, kırgınlıklar, inatla bastırılmış sorular yüzeye çıkmaya başlıyor. Kitabın üslubu sade değil ama abartısız; samimi ve içten. Muhtevâsı ağır, duygu tonu derin, itiraf gibi yazılmış bir hayat öyküsü. Necip Fazıl satır satır kendini soyuyor, perdeyi kaldırıyor; hata etmiş olsa da, duraklamış olsa da, kaybetmiş olsa da net söylüyor “ben buradayım”. Okurken bazen boğuluyor gibiydin; çünkü yalnızlık, inançsızlık, gel-gitler öyle bir anlatılıyor ki, okur aynı yerde hem tutunmak isterken hem düşmekten korkuyor. Benim için en dokunan kısımlar, “bilmediğim yıllar” dediği çocukluk döneminden yetişkinliğe geçiş anlarıydı. Okurken Üstadın “ben neydim, ne hissediyordum ama ne söyleyemiyordum” dediklerini sanki kendi boğazımda düğümlenmiş kelimelerle duydum. O’nun suskunluğu ve içsel fırtınası, benim de durakta unutulmuş çağrılara kulak verişim oldu. “Hayatı anlamadan ölmemeli insan,” der gibi bu kitap. Ama anlamak kolay değil; bazen sızlatıyor, bazen utandırıyor insanı. Çünkü sen de hissediyorsun; o ışığı bekleyen umut halkasını taşıyan sen de olabilirsin.
Biyografi
O ve BenNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 202110bin okunma
·
1 +1'leme
·
30 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.