“kara kedi”
İnsanları bazen acıları bir birine yakınlaştırır. Aynı ateşlerde yananlar bir birlerine çekilir. Belki de bu yüzdendi Mehmet’in görür görmez gülce’ye vurulması. Gülce’nin, ayakları dibine yığılıp kalan Mehmet’e yüreğini tüm şefkatiyle açması.
İşte aşk bazen sizi çağırır ve siz, hiç hesapta yokken icabet edersiniz bu çağrıya. Çünkü kader tüm ağlarını bunun için örmüştür. Bazen bir otobüs durağı, bazen tozlu bir kaldırım bazen soğuk bir hastane odası yakar koca bir alev topuna dönüşecek yangının ilk kıvılcımını ve o andan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmaz.
Artık önünüzde bir yol vardır adına sevda denilen ve siz ilk adımınızı çoktan atmışsınızdır o yola doğru.
Gerisi mi? Gerisi kısmet işte. Kah göz yaşı kah kahkaha, kah mutluluk, kah üzüntü…
Ve ben malumunuz okuduğum kitaplarda şöyle kafa göz dalmak istediğim bir karakter mutlaka bulurum. Tabii burada da buldum. Ah Kadir Ah! Soğumaz içim seni şöyle evire çevire bir dövsem.
Biliyorum. Bu kadir ne yaptı da bu kadar sinir etti seni diyeceksiniz. Ah ki ne ah! Neler etmedi neler! Okuduğunuz zaman eminim ki sizler de benimle aynı hisleri paylaşacaksınız.
O halde buyurun Mehmet ve Gülce’nin oldukça tatlı aşkına eşlik eden Ahmet ile Ebru, Kadir ile Ayşe ve diğer herkesin evlerine birlikte misafir olalım. Aşkı, dostluğu, ihaneti, birlikte yaşayıp bazen mutluluktan bazen de üzüntüden göz yaşları dökelim.
Şimdiden herkese keyifli okumalar dilerim.
Hoş kalın, hoşça kalın, kitapla kalın..!