Kitap özeti yorumlarım
8/10
·128 syf.··
2025 2. kitabı
Okurken en başlarda karakter isimleri o kadar fazlaydı ki, sürekli karakterler sayfasına geri dönmek zorunda kaldım. Kim kimdi, kim kime ne hissediyordu, anlamak zaman aldı ama tam da bu karmaşa oyunun ruhuna çok yakışıyordu bence — herkesin birbirine karıştığı, hayatların birbirine değip geçtiği bir taşra havası. Maşa’nın evliliği ve Andrey’in Nataşa’nın Üç Kız Kardeş açıkça aldatmasına göz yumması bana hep aynı şeyi düşündürdü: bu insanlar kötü oldukları için değil, çaresiz oldukları için susuyorlar. Kendi hayatlarında yeni bir olasılık yaratma güçleri kalmamış, sadece “katlanmayı” öğrenmişler. Herkes, bir gün değişiriz umuduyla yaşamaya devam ediyor ama hiçbir şey değişmiyor. “Moskova’ya gidelim” sözü, oyun boyunca bir umut gibi tekrarlanıyor ama sonunda sadece bir motto olarak kalıyor — bir yere gidememenin, yerinde saymanın sembolü. O cümle her geçtiğinde sanki hem umut hem hüzün hissediliyor. Nataşa’ya hiç ısınamadım. Başta saf, çekingen biri gibi görünüyor ama sonra her şeyi ele geçiriyor, evi, düzeni, insanları. Özellikle Andrey’in son sahnelerde Nataşa hakkında söyledikleri hem korkunçtu hem de çok iyi özetliyordu: tamamen kabullenmiş bir adamın ağzından dökülen o cümleler insanın içini acıtıyor. Ve finaldeki o sessiz sahne… her şey yıkılmışken bile, kız kardeşler “Ümitlerimizi kaybetmedik” diyebiliyorlar. Bu söz, Çehov’un insanlara inancının özeti gibi: her şey bittiğinde bile, yaşam bir şekilde devam ediyor. En sevdiğim replikler aşağıda ; “Bir erkek felsefe yapıyorsa eğer, buna bilgelik taslamak ya da laf ebeliği yapmak denir; ama bir ya da iki kadın felsefe yapıyorsa, bunun adı zırvalamaktır.” ANDREY “Moskova’da bir restoranın büyük salonunda oturursun, kimseyi tanımazsın, seni de kimse tanımaz. Ama yine de yabancılık hissetmezsin. Burada herkesi tanırsın, herkes seni tanır. Ama yine de yabancısın… Yabancı… Ve yapayalnız…” VERŞİNİN “Geçenlerde bir Fransız bakanın hapishanede yazdığı günceyi okudum. Panama olayından mahkûm olmuş. Hapishane penceresinden gördüğü, daha önce farkında bile olmadığı kuşlardan nasıl hayranlıkla, coşkuyla söz ediyor! Şimdi, hapishaneden çıktıktan sonra, onları yine fark etmez olmuştur. Siz de tıpkı öyle, Moskova’da Moskova’nın farkında olmayacaksınızdır. Bizler için mutluluk diye bir şey yoktur, onu sadece arzu ederiz.”
Üç Kız KardeşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20169,8bin okunma
·
22 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.