·328 syf.··Beğendi
···Okunma: 13 Ekim 2025 14:34 Pişmanlık ve Fırsat arasına sıkışmış bir misafirin hikayesi:) Basit ve bir o kadar derin.....
- “…Deseler ki “Dünyadaki bütün petrol kuyuları mı, Kendi tükürüğün mü? Tereddütsüz kendi tükürüğüm derim…
-…Sizi hayatta tutmak için gün yirmi dört saat, siz uyurken bile çırpınan milyarlarca varlığı ölüme mahkum etmek? Olur mu hiç Musa bey? Kendisine hayat bahşedene cevabı bu mudur insanın? Yani tatsız bir konu ama , intihar ediyoruz diyorum. Sigara içiyoruz, içki içiyoruz. Kıymet bilmiyoruz. Arabamızın benzin deposuna şeker atar mıyız mesela? Oysa ciğerlerimize kova kova katran atıyoruz. Midemizi içkinin asidiyle eritiyoruz. Yazık! …
-…Yasaklamadan yasaklıyoruz…Bir adama diyelim okumayı öğretmedin. Noldu? Mektup yazmayı, dilekçe yazmayı, yazmanın her çeşidini, ne varsa alayını yasakladın gitti. Üstüne de karşısına geçip, ‘Ben sana yazmayı yasaklamadım ki yavrucuğum’ dersin gık diyemez. Yazmayı yasaklamadın çünkü!..
-..Yasaklamadan yasaklamanın bir diğer çeşidi. Adama her şeyi o kadar bol, o kadar çok verirsin ki tercih yapamaz hale gelir..Naptın şimdi? Tercih hakkını yasakladın değil mi? Çünkü bir şeyi elde etmekle başka bir şeyi kaybetmiş olmayacak zavallı. Halbuki al sana yemin, hayatımızı hayat eden, sahip olduklarımızın alternatif maliyetini ödeme mecburiyetimizdir. Bunu aldın mı elinden, yaşamayı bile yasakladın gitti….
-..Kırlara ormanlara gitmek istiyorsan kırlara ormanlara gitmek istediğin için git, şehrin gürültüsünden kaçmak için değil. Çünkü kurtulduğunu düşündüğün her dakika sana misliyle dönmüş olarak bulursun o gürültüyü..
-…Ondan neden kaçtığımı unutmadım da ondan. Zaman maman hikaye. Zamanın hiçbir şeyin üstünü örttüğü yok. Dertse eğer bugünden yarına azalmıyor, çoğalıyor…Sen kaçamamışsın. Kaçan adam polisin elinden kurtulmuş gibi rahat bir nefes alır. Freni patlamış bir kamyondan canını kurtarmış gibi şükreder, sözlüden yırtmış bir talebe gibi ferahlar, yeni doğmuş bir bebek gibi hoplar zıplar iy ki kaçmışım canıma sağlık der…..
-…Bak bir denklem daha patlatayım da gör. Şu elimdeki sigarayı içip bitirene kadar beklesem, seninle konuşmaya ondan sonra başlasam ne olur? Birbirini etkileyecek bir sürü şeyin, sözün, hikayenin, bakışın, duygunun yerini değiştirmiş olurum. Bir önceki otobüsü kaçırıp bir sonrakine bindiğimde olacağı gibi. Olman gereken trilyonlarca şeyle olmaması gereken trilyonlarca şeyin yeri değişir çünkü. Karşılaşacağım insanlarla karşılaşamam, asla karşılaşamayacağım insanlarla karşılaşırım. Çünkü bir sonraki otobüsle gittiğin yer bir önceki otobüsle gideceğin yer aynı değildir de ondan. İnsanlar değişmiştir, kaderler değişmiştir, zaman değişmiştir, kaçınılmaz olarak da mekan değişmiştir…
-...Bir kalkış nasıl değiştiriyorsa her şeyi, bir duruş da öyle değiştiriyor. Bir karar veya bir tereddüt. Biz diyoruz ki tesadüf ama tesadüf diye bir şey yok…Sadece denklem var, ki o da bizden habersizce kuruluyor…"