“...Bütün büyük adamların maiyetlerinde çalışanlara daima elbiselerini ve öteberilerini vermeleri bu yüzdendir. Roma imparatorları, krallar, büyük diktatörler ve fatihler, hususi eşyalarını, bilhassa elbiselerini etrafındakilere dağıtmakla, bir nevi velayetlerini, yani manevi nüfuz ve iktidarlarını onlara aşılarlardı. Elbise, giyenin hususiyetini, ruhunun bir parçasını taşır.”
“Eski şapkalarımız, ayakkabılarımız, elbiselerimiz gün geçtikçe bizden bir parça olmazlar mı? Onları sık sık değiştirmek isteyişimiz de bu yüzden değil midir? Yeni bir elbise giyen adam az çok benliğinin dışına çıkmışa benzer: kendinden uzaklaşmak, ona bir değişikliğin arasından bakmak ihtiyacı yahut 'ben artık bir başkasıyım' diyebilmek saadeti.”
“Sahibinin en mahrem dostu olan, bileğinde nabzının atışına arkadaşlık eden, göğsünün üstünde bütün heyecanlarını paylaşan, hulâsa onun hararetiyle ısınan ve onu uzviyetinde benimseyen saat, ister istemez sahibine temessül eder, onun gibi yaşamaya ve düşünmeye alışır.”
Roman hayatın parça parça olduğunu, insanların sahtelik ve gerçeğin arasında gelip giden bir varlık olduğunu hicvederek mizahi bir dille anlatıyor.....Çok beğendim.....