Hülya Gençel

Hülya Gençel
@Bal_An_ne
Okudugumuz her satır insanın kendine açılan gizli bir kapısıdır. Ben o kapılardan geçmeyi, gördüklerimi paylaşmayı çok seviyorum…
Hayatın her zaman iniş ve çıkışları var o telaşla da hayata yerleşmeyi beceremiyor insan. Hep göçebe bir hayat. Hiçbir yere ait olamama hissi. İlişkilerde gezinme hali. Sanki birisi içimizdeki o boşluğu dolduracak gibi ama bu değil yani. Buna Budistler susamış insana deniz suyu içirmek gibi derler… Kendimize yerleşemiyoruz ki hayata da yerleşebilelim. İnsan kendi ile bağı koparsa savrulur. “Peki ne yapalım?” sorusuna bir reçete yok ama reçeteye yazılabilecek birkaç kalem var. (Duygusal ihtiyaçlarını yok saymamaları bunun içinde bir repertuar gerekiyor tabi. Duygularının adını koyabilmek gibi. Bedenden gelen sinyalleri almaya başladığın zaman okumaya başlarsın kendini; ikincisi de içimizdeki kötü sese alternatif kulağımızı daha şefkatli bir sese çevirmek. Psikolojik Danışman Serdar ÇANKAYA – Prof. Dr. Zeynep ÇANKAYA
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Hüdayinabit: Kendi kendine yetişen bitki demekmiş. Kendi kendine yetişen kimseler içinde kullanabilir miyiz bu kelimeyi😊 Güneşe çıkaranı olmamış, budayanı olmamış, suyu olmamış kendi kendine yetişmiş...Kayayı delen incir olmuş. Psikolojik Danışman Serdar ÇANKAYA
Dinin gücü, insana bir başlangıç ve bir son verebilmesinden kaynaklanıyor. İnsan bilincinin en katlanamadığı şey belirsizliktir. İnsan bilinci belirsizliğe dayanamaz. Ben dindarım demek başı, ortası ve sonu olan bir dünyaya bakıyorum demek aslında. Dücane Cündioğlu
Jung “neden böylesin” diye sormazdı. Onu ilgilendiren soru şuydu: “Neden buna tutunuyorsun?”. Yorgunluk, sertlik, “kimseye ihtiyacım yok” tavrı…çoğu zaman bilinç dışındaki gizli bir kazancın işaretidir. Bazen tanıdık acı, bilinmeyen iyiden daha güvenli gelir. Bu soru insanı suçlamaz; tam tersine, sorumluluğa davet eder. Uzm.Psk.İlkem KUTLU
Gemileri yakmak deyimi, ünlü Emevi komutanı Tarık bin Ziyad'ın MS 711 yılında İspanya'yı fethetmek üzere Cebelitarık Boğazı'nı geçtikten sonra verdiği tarihi emirden gelmektedir. Ziyad karşısında kendinden kat kat büyük bir Vizigot ordusu ile karşılaşınca askerlerin korkup ürküp kaçmasını önlemek ve zafere olan inançlarını kesinleştirmek için, ordusunu kıyıya taşıyan tüm gemileri ateşe verdirmiştir. Sonra da “Artık kaçacak hiçbir yeriniz yok önünüzde düşman gibi deniz, arkanızda deniz gibi düşman var. Sizin için sadece sadakat ve sabır kalmıştır.” der. Bu askeri strateji sonucunda İslam ordusu geri dönüş yolunu tamamen kaybetmiş ve tek çare olarak savaşı kazanarak İspanya'yı fethetmiştir. Bu olaydan yola çıkarak günümüzde bir işi geri dönüşü imkânsız hale getirmek anlamında kullanırız bu deyimi. Dünya Tarihi- Haluk TATAR