Hüznün Coşkusu Altındağ
Yaşar Seyman
Akademi Kitabevi 1987 Deneme-İnceleme Ödülü
Altı dağ, üstü gök; kimine göre lümpenliği çağrıştıran Altındağ…
Ama benim için çocukluğumun, ilk adımlarımın, direncimin evidir.
Tüm çocukluğum orada geçti. Belki de geçliğimde İstanbul’da tek başıma ayakta kalabilmemin temeli, Çinçinli, Yenidoğanlı bir bebe olmamdandır.
Çoğu kişi “Altındağlıyım” demeye çekinir ama ben her seferinde önce “Çinçinliyim” derim. Çünkü doğduğun yer kaderin değildir, sen kadere çekilmediysen. Ben hep kattıklarını yanıma aldım.
Yaşar Seyman’ın Hüznün Coşkusu Altındağ kitabı bendeki ilk baskısı olan 1986 baskısı.
O sadece bir edebiyat eseri değil; bir dönemin, bir mahallenin, bir ruhun fotoğrafıdır.
Altındağ’ın gecekondu evleri, dolmuş sesleri, tozlu yolları, sıcak ekmek arası dostluklarıyla dolu bir Ankara…
Kitapta bahsi geçen Altındağ Tiyatrosu’nda o yıllarda bu kitabın oyununda sahne almıştım.
O yüzden her sayfasında sadece kelimeleri değil, kendi geçmişimi de bulurum.
Yıllar geçti, o sokaklar değişti; ama Altındağ’ın hüznü ve coşkulu ruhu baki.
Yaşar Seyman bu kitapta mekânı bir karaktere dönüştürüyor. Ankara’nın ilk gecekondu semti Atıfbey’den, Çinçin'den, Çalışkanlar’dan, Server Somuncu’dan, Dışkapı’dan, gazoz şişesi topladığım sokaklardan geçiyor satırlar…
Ve sonunda şu cümleyle özetliyor her şeyi:
“Altındağlı olup da şimdi başarılı olanlar, komplekslerini yenen, sevgiye doyumlu büyüyenlerdir.”
Bu kitap, sadece geçmişi değil; umudun ve direncin coğrafyasını anlatıyor.
Bir dönemin kalp atışı gibi: Hüzünle coşku, yoksullukla onur iç içe.
Belki de bu yüzden benim için 20 kere okunsa da yetmez.