William James’in pragmatizmi, düşünceyi ve inancı yalnızca işe yararlılığı üzerinden tartarak hakikati faydaya indirger ve insanı hayatta kalma refleksine mahkûm eder. Tanrı’yı dahi bu dünyadaki sonuçlara göre değerlendiren bu yaklaşım, seküler Protestan zihnin felsefe kisvesi altında yeniden dolaşıma sokulmasından başka bir şey değildir. Esasında bir Amerikan felsefesi olarak şaşırtmaz; zira ortada dangır dungur, öküz gibi bir düşünme biçimi vardır: incelikten yoksun, tamamıyla tekdüze ve insanı zihinsel bir sefaletin içine hapseden bir çerçeve.