7/10
·383 syf.··
2025 7. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 15 Ekim 2025 12:12
İncelememe şunu söyleyerek başlamak istiyorum; bu bir aşk romanı değil. Yazar bunu özellikle mi yaptı bilmiyorum ama okurken kendimi bir ilişki terapisti gibi hissettim. Kitaba ayrıntılı bir inceleme yazmak istiyorum, dolayısıyla "SPOILER" uyarısı koyuyorum. - - - - - - - SPOILER - - - - - - Hikayemiz Rosie Winters ve Will White'ın lise döneminde bir şenlikte tanışmaları ile başlıyor. Will'in, Rosie'nin ikiz kardeşi Josh'a matematik öğretmeye başlamasıyla birlikte bu üçlü arasındaki ilişkiler de derinleşiyor. Hikayemizin akışında Rosie ve Will birbirlerinden hoşlanmaya başlıyorlar ki Josh'un eşcinsel olduğunu ve onun da Will'den hoşlandığını öğreniyoruz. Bu çok da sürpriz olmuyor. Josh'un, Will'in doğum gününde trajik bir kaza sonucu ölümü sonrasında esas karakterlerimiz kavuşamama döngüsüne giriyorlar. Kitabın hikayesi bu. Şimdi derinlemesine bakalım olaya. Rosie kuralcı, doğru bildiği şeyleri yapmak zorunda hisseden, annesi tarafından anlaşılmayan, OKB'si olan çalışkan, idealist, müzik tutkunu bir kız. Hani şu genç yetişkin hikayelerinde olan standart bakire, saf kızımız. Will ise zamanında yanlış kişilerle takılıp yanlış işler yapmış, akıllı ama okumakta gözü olmayan, annesi tarafından terk edilmiş ve anneannesi tarafından büyütülmüş bir çocuk. Anneannesi dışında bir de Amber isimli bir kız kardeşi var. Will yine genç yetişkin kitaplarındaki tipik karakterler gibi gözükse de ara ara eski bağımlılığına dönme meyli dışında gayet düzgün bir çocuk çıktı. Josh ise sempati duyamadığım bir karakter oldu. Will'den hoşlanıyor olabilir, ama Will'in yönelimi kendisininki gibi değil; Will'in kız kardeşinden hoşlandığı da belli. Durumu gidip Rosie'e anlatıp ona vicdan yaptırtmaya ne gerek var, nerede kaldı kardeşlik? Açıkçası bu bencilce hareketi yüzünden Josh bana hep ayak bağı gibi hissettirdi. Kız kardeşi ile konuşup Will olayını kapatacağını söyledikten sonra kaza sonucu ölmesi de bana ikilinin vicdan yapacağı bir durum olmaması gerektirdiğini düşündürdü. Her sevdiğimiz insan bizi sevmek zorunda değil. Josh'un ölümü Rosie'yi tabi ki etkileyecekti ama eğer kavuşamama bunun üzerine kurulacaktıysa Josh'un intiharı hikayeye daha anlamlı bir temel oluşturabilirdi. Josh'un ölümünden sonra Will ve Rosie'nin birlikte olabilmeleri için birden çok kez fırsatları oluyor ama bazılarını sebepsizce tepiyorlar. Okur olarak birçoğunu mantıksız buldum. Yalnızca Simon ile Will'in yakın arkadaş olmaları neticesinde gelişecek olan bir ayrılık vardı ki onu da yazar elinin tersiyle itmiş. Ona da geleceğiz, onu da konuşacağız. Rosie ne istediğini bilmeyen bir karakter; hatta sayfa 353'te Will Rosie'ye şunu söylüyor: "Hayattan istediğinin ne olduğuna karar vermelisin, Rosie. Kim değil, ne." O kadar haklı ki... Rosie bir seçim yapmayıp, hayatın önüne koyduklarını kabul edip sonra da oturup bunun için ağlayan bir karakter. Elini taşın altına koyup sorumluluk almak derseniz Rosie'de yok. Sayfa 352'den:" Birçok şey var, Roe, diyor. Birincisi kararsızsın. Başkalarının bir şeyleri senin yerine seçmesine izin veriyorsun ve bu sadece üzücü değil, aynı zamanda rezalet derecede omurgasızca ki sen aslında böyle biri değilsin." Kitap boyunca Rosie Will'i yanında ne zaman istediğine kendisi karar veriyor: " Gel Will, sana ihtiyacım var; git Will; şimdi olmaz Will; bekle beni Will; benimle olmaz Will... Sayfa 151'de Will bunu kendisi de ifade ediyor: "Benimle oyun oynarken, beni ne zaman ve nerede istediğine karar verirken, o gün suratıma bile bakmazken de iyiydi, Roe..." Rosie o kadar puslu ve kararsız bir karakter ki Will kendisinde ne buluyor ne görüyor da seviyor anlamam mümkün olmadı. Karakterlerin ayrıl barış döngüsünü sırayla yazıp ayrıntılı şekilde bakalım. Başlarda Rosie, Will gibi bir çocuğun kendisi gibi bir kızdan hoşlanmasına şaşırdı ve kendini bu noktada konumlandıramadı. Sonra Will'in aşkına inandı, ama dersleri ve idealleri kaynaklı Will'den kendisini beklemesini istedi. Peşinden Josh'un itirafı geldi, Rosie yine Will'i uzaklaştırdı. Josh öldü, araya engeller girdi. Sonra Rosie üniversiteye gitti ve Simonla tanıştı. O arada Will'e döndü, ama annesiyle konuştuktan sonra yine Will'i yüzüstü bıraktı. Simonla evlendi ve mutlu olmadığını fark edince Will'e döndü. Her şey iyi giderken Simon'un hastalığını öğrendi ve ona geri döndü. Sonra Simon iyileşse de Rosie imkanı olduğu halde Will'i yüzüstü bırakıp yurtdışına gitti. Sonra bir anda geri dönüp ben hep seni istiyormuşum dedi. Şu kısır döngüye bakar mısınız... İşte bunun için Will Rosie'de sevecek ne bulmuş olabilir diyorum. Rosie Will'e karşı hiçbir zaman net olmadı. Will'in sevgisini garanti olarak gördüğü için arada kalma lüksünü de kendine hikaye boyunca tanıdı. Hatta sayfa 355'te şöyle bir cümle var: "Will'i, o kurt dişleri, kaba elleri ve kötü doğum günü olan çocuğu her zaman yaptığı gibi güvenli bir liman olarak kullanmaya devam edemez." Yani Rosie de ne yaptığının bilincinde. Ayrıca ben Will'in durumunun da aşk değil de sadece yarım kalmaktan ötürü bir şeye ya da birine özlem duymak olduğunu düşünüyorum. Ama Will'in olay örgüsü boyunca dürüst ve net bir duruş sergilediğini söyleyebiliriz. Bahsetmeden geçemeyeceğim, Rosie'nin hayatından çıktığı insanları olur olmadık zamanlarda arayıp hayatına müdahil olma gibi densiz bir özelliği daha var. Bunu Will'e birden çok kez yaptığı gibi, hayatından çıktığı halde Simon'a dahi yaptı. Biriyle bağın koptuysa ya da arandaki ilişki zayıfladıysa onu yerli yersiz arama hakkın olmaz. Yani karakterin neresinden tutsam elimde kalıyor, gerçekten. Kitap boyunca karaktere sinir oldum. Kitapta Simon ve Will'in ilişkisini okuduğumuz kısım ilgimi çekti ve bence burada hikaye açısından bir fırsat kaçırılmış. Simon ve Will arasında arkadaşlık bağı oluşması ikilinin ayrılığı için nihayet mantıklı bir neden oluşturabilirdi ve hatta Will'in Rosie ile aralarındakini sonlandırmaya karar vermesi ile devam edebilirdi. Ama yazar bunu tercih etmemiş ve iyi işlenebilecek olan bir düğümü bence kopararak açmış. Neticede bizi yine Rosie'yi anlayamadığımız bir durumun içine sokmuş. Son olarak kitabın dili ve çevirisi ile ilgili birkaç şey söyleyeyim. Kitapta kullanılan sade, üçüncü bakış açısından anlatılan dili başta ruhsuz bulsam da sonra hoşuma gittiğini fark ettim. Böylece karakterler duygularını kendileri anlatmadıkları için ben onları daha çok çözümlemek zorunda kaldım. Açıkçası hoşuma gitti. Fakat çevirinin çok iyi olduğunu söyleyemeyeceğim, yer yer düşük cümleler ve anlam kaymaları vardı. Kitaba puanım 7/10, ama bu puanı olay örgüsüne ya da hikayeye vermiyorum. Karakterleri ve ikili arasındaki ilişkiyi çözümleyerek okuduğum için bu puanı uygun buldum. Basit bir aşk hikayesi gibi okumaktan ziyade karakterlerin iç dünyasını çözümlemeye çalıştım. Yoksa olay örgüsü basitti ve dayanaksız sebepler uzatılmıştı. Okuyacak olanlara iyi okumalar dilerim.
Edebiyat
Gece ve SonraClaire Daverley · Domingo Yayınevi · 20241,179 okunma
·
144 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.