·216 syf.····Okunma: 15 Ekim 2025 21:27 Kitap başörtüsü yasaklarının getirmiş olduğu atmosferi, o zamanın yasakçılarının zihniyetini ve iktidar ve halkın buna karşı tutumlarını anlatmakta. Kitabın basılma tarihi de 2006 yılı olunca çok fırtınalı zamanları barındırmakta haliyle kitap. Yazar hanımefendi ise bu fırtınayı gayet güzel bir şekilde kitabına yansıtmış. Benim düşündüğüm acaba kitap şimdi yazılmış olsaydı muhtevası nasıl olabilirdi kısmı. Bu kısmına da ben ufakça dokunuş yapmak istiyorum:
Evet başörtü mücadelesi artık kazanılmış oldu. Bu kadar mücadeleden sonra başörtülü kızlar üniversite sıralarında, başörtülü polisler karakolda, başörtülü askerler kışlada, başörtülü öğretmenler okulda derken her taraf başörtülü hanım kızlar doldu. Peki, gerçekten ana gayesi başörtülü birilerinin bir yerde memuriyet veya iş imkanı bulması mıydı bu davanın? Yani bu kadar basit miydi? Bu kadar basit olabilir miydi? Hadi diyelim o kadar basit olsun. Peki, başörtülü hanım kardeşlerimizin bu kadar erkek arasında okumaları ya da çalışmalarının cevazını onlar kimden aldılar? Burada da sınıfta kalıyoruz. Bazen diyorum ki "Acaba artık başörtülü hanım kızların İslam diye bir derdi yok" diye mi bize "Üniversiteye de memuriyete de girilebilir" diye izin verildi!? Bilemiyor, anlayamıyor, anlamlandıramıyorum bu durumu da. Şuraya da gelelim: Bizim başörtülü kızlarımızın sadece başlarını kapatma konusunda tamamları var da diğer İslam'ın emirlerinin hayatlarında yerleri neresi? Başı kapalı gayrısı açık, namazsız, feminist, sosyalist, ahlaksız hanım kızlarımıza ne olacak? (Mevzu kadınlar olması hasebiyle onları söyledik, yoksa erkekler de ak kaşık değillerdir.)
Söylenecek çok şey var ama Üstad Necip Fazıl herhalde şu sözüyle bu mevzuyu nihayetlendirebilir: "Ortada bir buz dağı vardı, üfleye üfleye erittik; ama şimdi geç geçebilirsen çamurdan.."