Adalet sistemini,
Din kurumlarını,
Zengin sınıfın ikiyüzlülüğünü,
Cezaevlerindeki insanlık dışı koşulları
sert bir dille eleştirir.
“Diriliş”, bir vicdan uyanışı hikâyesidir.
Prens Nehlüdov, gençliğinde baştan çıkardığı köylü kız Katyuşa Maslovanın yıllar sonra bir cinayet davasında yargılandığını görür.
Katyuşa, toplumun ve erkek egemenliğinin kurbanı olmuş, hayatı mahvolmuştur.
Nehlüdov ise onunla yeniden karşılaşınca ahlaki bir sarsıntı yaşar — ve işte romanın adı buradan gelir: Diriliş, ruhsal bir yeniden doğuşu simgeler.