Karanlıktan Aydınlığa Yolculuk!
10/10
·147 syf.··
Beğendi
·
2025 36. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 16 Ekim 2025 15:48
Hikâyemiz Dimitrios'un, Larisa'dan sıcak bir yaz günü köklerinin bulunduğu toprağa ziyareti ile başlar. Yıllar önce büyükleri bu topraklardan gitmek zorunda kalmıştı. Ona çocukluğundan bu yana bu toprakları anlatmış, özlemlerini dile getirmişlerdi. Türkiye'ye giriş çıkış yolları açılınca o bu topraklara geldi. Hem büyüklerinin hasretini gidermeye hem de küçüklükten bu yana zihnine kazınan bu masallar diyarına gelerek özlemini giderme serüvenine çıkmış oldu. Anadolu ile ilgili söylentiler buradaki insanlarla tanışınca düşüncelerini değiştirmiştir. Bir tesadüf sonucunda Aziz Güzelgöz ile tanışmış, dost olmuşlardı. Onu evine götürmüş ve buralarda "Eşekli Kütüphaneci" diye bilinen babası Mustafa Güzelgöz ile tanıştırmıştı. Kısa sürede hepsi ile kaynaşmıştı. Evlerinde kalmış, mantılarından yemiş, hikayeler dinlemiş, dostluk kurmuşlardı. Peki Mustafa Bey'in adı neden "Eşekli Kütüphaneci?" Aziz bunu şöyle anlatıyor: "Babama Eşekli Kütüphaneci derler. Ürgüp'ün içindeki kitaplığı yönetirken otuzdan fazla köyün halkına eşekle kitap taşıdığı için ona bu adı taktılar." Bunlar üzerine konu Mustafa Bey üzerinde toplanır ancak o bundan rahatsızlık duyar ve konuyu sürekli değiştirir. Refik Başaran'dan bahseder. Onu çok etkileyen bu halk ozanının hayatını anlatır, türkülerini tekrar dinler-dinletir, onu erken yaşta kaybetmenin hüznünü dile getirir. Dimitri'ninse en çok merak ettiği Eşekli Kütüphanecinin hikayesi. Mustafa Bey o konuya hemen girmez, çalıştığı işleri, eşiyle evliliğini, çocuklarını, köyü vb. anlatır durur. Mustafa Bey bu konuları anlattıktan sonra yavaştan hikayeyi anlatmaya başlıyor. Ürgüp'te ilk kütüphane Temenni tepesinde yapılmıştır. İsmini de Abdülmecit döneminde kitaplık kısmında görev alan Tahsin Bey'den alır. Kitaplardan bir kısmını padişah ile görüşüp Ürgüp'e bağışladılar. Develerle taşınan kitaplar buraya geldi, hem kitaplık hem de medrese açılmıştır. Peki ne oldu buraya? Yine ülkemizin boş inançlarına kurban gitti. Kitaplık ortadan kalktı, medrese devam etti. Ülkemiz bizi geliştiren, sorgulatan ....ları boş inançlarına malzeme yapmış ve her daim ilerlememizin önüne set çekmiş. Acıdır ki hâlâ aynı. Eşekli Kütüphaneciyi, Eşekli Kütüphaneci yapan kitaba olan sevgisiydi. Çocukluğundan gelen bir kitap sevgisi vardı. O bu sevginin doğuştan içinde olduğunu söylüyordu. Sevgisini şöyle dile getiriyor: "Kitap sevgisi de bütün öbür sevgiler gibi doğuştan vardır ama uyuyordur. Onun zamanı gelince uyandırılması gerekir." Mustafa Bey'in uyanışı köye gidip halk tarafından karşılandıklarında oturacak yer düşmemesi ile başlar. Bu durum onu çok kızdırır ama üzerine düşününce kendine "Sen bu halka ne hizmet getirdin de kendine oturacak yer vermelerini bekliyorsun?" diye sorması onu harekete geçiren güçlerden biridir. Üzerine düşününce halka edeceği en büyük iyiliğin kitap olduğuna karar verir. Peki kitapları köylere nasıl götürecek? Bunun üzerine muhtara gidiyor ve muhtar şu cevabı veriyor: "Beyim, diyor, bizim yolumuz, köprümüz, çeşmemiz yok. Kitaplığı ne yapacağız? Anlatıyorum ona. Eğer kitaplığınız olursa, yolunuz, çeşmeniz, köprünüz de olur. Anlatıyorum uzun uzun. Muhtar İsmail Ağa, gerekmez Mustafa Bey kalsın" diyor. Mustafa Bey bu cevaplar karşısında yıkılsa da pes etmiyor, aramaya devam ediyor. Aklına eşeğe yükleyip götürmek geliyor. İki sandık yaptırıyor, kitap topluyor ve köylere dağıtmak için yola çıkıyor. Kitapları dağıtıyor, on beş gün arayla değişim yaparak köylülerin çeşitli türlerde kitaplar okumasını sağlıyor. Ancak eldekiler yeterli değil. Çocuk kitapları, kooperatif kitapları yok. Ankara'dan, İstanbul'daki Ürgüplülerden kitaplar istiyor. Onlar da kitaplar yolluyor. Tek başına köylere yetemiyor ve yetkililere eşek ve bunları taşıyacak kişilere maaş verilmesi için gidiyor ama onlar bunu kabul etmiyor. Red yediğinde duygusallığı sonucu ağlıyor ve birilerinin ricası ile desteği alıyor. Ülkemizde araya biri girmezse, ağlamazsak iyi bir şeyler elde edemiyoruz. Bu topraklarda niteliksiz her şeye harcama var ama okunacak kitaba, halkı geliştirecek şeylere destek yok. Çünkü halkı kitaplar uyandırıyor ve bu uyanış birilerinin işine gelmiyor. Neyse Eşekli Kütüphanecinin kitap götürmediği köy kalmıyor. Bunun yanında kadınların da okuması için dikiş makinesi alıyor, sırf okuyabilsinler, kütüphaneye gelebilsinler diye çocuklar için beşikler ayarlıyor, salı günleri kapalı olduğu halde kütüphaneyi açık tutuyor. Bildiği bir şey var aydınlığa çıkmak için okumak gerek ve bunu ilk önce büyüklerin yapması gerekiyor. Çocuklar bizim geleceğimiz, onlar da büyüklerini örnek alarak okusun ki bu millet gelişsin. Bunların yanında kooperatifler kurarak halka gelir kaynağı oluşturuyor, ayaktopu oynatıyor vb. halkın gelişmesi için her şeyi yapıyor. Ama bizim ülkemizde yeniliğe karşı çıkan, karanlığa sürükleyen, gelişimi getiren bir şey gördüğünde bunu politikleştirenler durur mu? Durmuyor ve her şey değişiyor... Her şeye rağmen Eşekli Kütüphaneci şunu diyor: "Halka ışık götürmek hiçbir yerde kolay değildir." Bunu bilerek yola çıkan bir kitapsever. Bu kadar fedakârlığı da böyle bir insan yapabilirdi ancak. Kitap üç kısımda değerlendirilebilir: Aziz ve Dmitri'nin kardeşliği, Refik Başaran'ın ozanlığı ve Mustafa Bey'in kitap yolcuğu. Beni en çok Mustafa Bey etkilediği için onun üzerinde durmak istedim. Kitaptan Bana Kalanlar -Boş inançlar bizim için kıyım olabilir. -Özümüzü unutturuyor, tarihimizi silerek bizi kimliksizleştiriyorlar. -Ülkemizde yenilik karşıtlığı hiç bitmeyecek -Okumaz, sorgulamazsak bulunduğumuz yerden bir adım ileri gidemeyeceğiz. -Ülkemin talihi hep kara. -Merak kıymetli. -Her başaranın bedelsiz kalmadığı topraklarda yaşıyoruz. -Yukardakilerin aralarındaki rekabetin bedellerini aşağıdakiler ödüyor. -Ülkece uykudayız uyandıran birine ihtiyacımız var kendiliğimizden uyanacak gibi değiliz maalesef)): -Galip sayılır bu yolda mağlup! Her şeye rağmen pes etmemeliyiz. Kitapla Kalın
Eşekli KütüphaneciFakir Baykurt · Literatür Yayınları · 201018,3bin okunma
·
59 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.