·372 syf.··Beğendi
···Okunma: 16 Ekim 2025 19:42 Türkiye ve Yunanistan arasında gerçekleştirilen “mübadele” bize bugüne kadar hep ruhsuz ve “resmi” bir dille anlatıldı. Alt üst olan yaşamlar yokmuşcasına, yapılan önemsiz bir prosedürmüşcesine…
Yunanistan’da yaşayan Türkler ile Türkiye’de yaşayan Rumların takas edilmesi konusunu resmi tarih tezleri dışında ilk kez Yaşar Kemal’in Bir Ada Hikayesi dörtlemesini okurken düşünmüştüm ve bu konunun önemi dikkatimi çekmişti.
Mübadele ile insanların yaşamları alt üst olmuş, göçler esnasında açlıktan, soğuktan, hastalıktan ölmüşler ve insanlar ait oldukları topraklardan koparılıp bilmedikleri yerlerde yaşamak zorunda bırakılmışlar.
Yani mübadele dediğimiz şey iki farkı ürünün takası değil. Farklı dinden ve dilden iki milletin yaşamlarının mahvedilmesi…
Mübadele ile Yunanistan’a gönderilen bir Rum aile, geri dönecekleri umudu ile kızlarının çeyizlerini, giderken komşularına bırakırlar. Bu kişi yazarımız Kemal Yalçının öz dedesidir.
Yazarımızın babası bu hikayeyi oğluna anlatır ve Yunanistana giderek araştırma yapmasını 70 küsür yıl sonra emanetin sahiplerine verilmesini söyler.
Yazarımızın emanet çeyizleri sahibine teslim etmek için yol düşmesiyle hikaye şekillenir.
Türkiye’den Yunanistana göç etmek zorunda kalan 15 kişi ile Yunanistan’tan Türkiye’ye göç etmek zorunda kalan 15 kişi ile söyleşir, onların anılarını dinler, kaydeder.
Bu anılar elbette fazlasıyla acı, dram içerir. Alt üst olan yaşamlar, köklerinden, topraklarından koparılan, ölene kadar doğdukları toprakların hasreti ile yanan insanların hikayesidir anlatılan.
Türkiye’den göç eden Rumlar Rumca bilmezken ve yalnızca Türkçe konuştukları için gittikleri yerlerde dışlanırken, Yunanistan’dan göç eden Türkler ise Türkçe bilmedikleri ve Rumca konuştukları için geldikleri yerlerde dışlanırlar.
Kitabı okuyunca savaşların anlamsızlığı, halklar, sıradan insanlar üzerinde yaptığı yıkımı daha iyi anlıyor insan.
Kitaba ilişkin tek olumsuz eleştirim Rumların acı dolu hikayesi daha fazla anlatılırken, Türklerin hikayesi biraz daha üstün körü anlatılmış gibi geldi. Demek istediğim şey acılar, katliamlar üzerinden sidik yarışı değil. Ancak Türk çetelerinin yaptığı katliamlar kitaptaki Rumlar tarafından daha fazla dile getirilirken Yunanistan’dan gelen Türklerin göçü sanki daha kolay olmuş, sanki onlar daha az zulme uğramış gibi bir anlatım var.
Bu olumsuz eleştiri dışında ufuk açıcı, öğretici, empati duygularımızı artıran bir kitaptı.
Emanet çeyizin sahibinin torunlarına teslim edilmesini ise buruk bir mutluluk ile okudum.