Kitabı, Vakıf'ın Sınırı'nda bıraktığımız yerden açıyoruz ve sezgisel olarak galaksinin geleceğine karar veren Golan Trevize, bu kitapta ise doğru kararı verip vermediğinin peşine düşüyor. Bliss ile hayli sıkıcı, tekrar eden tartışmalar yaparken farklı gezegenleri gezip Dünya'yı bulmaya çalışan ekibimizin yolculuğunda Isaac Asimov bize olası geleceklerden örnekler sunuyor. Bürokratik, sıkıcı Comporellon ile başlayıp aşırı gelişmiş teknolojileri ve robotlarıyla akıl almaz derecede bireyci Solarialılara oradan da küçük bir alanda neredeyse telepatik yaşayan topluluk Alpha'ya geçiyoruz.
Bu küçük örneklem ile Trevize'nin kararında güzel bir yolculuğuna çıkıyoruz aslında, bireyciyi de görüyoruz toplumcuyu da; özgür iradeyi de kolektif bilinci de. Fakat, Vakıf serisinin kronolojik olarak son kitabı olan bu kitap pek de Vakıf gibi hissettirmiyor açıkçası; daha çok, Robot serisinden gelen yerler ve karakterler ile birlikte Asimov külliyatının sonuymuş gibi hissettiriyor. Bu, muhtemelen o seriyi okumuş olanlar için çok heyecan verici olsa da bu seriyi kendi içinde biraz düşürüyor bence. Zira sonunda Hari Seldon'ın psikotarihinin de artık geçerli olmadığı sonucuna geliyoruz.
Felsefi açından düşündürücü, zihin egzersizleri yaptıran bu kitap belki benim beklentilerimi karşılayamadı ama yine de beğenmedim diyemem. Merak ettirici ve akıcı bir dilde yazılması da bunda muhtemelen bir etken.