Bazı kitaplar vardır, içine girersin ve bir daha aynı kişi olarak çıkamazsın. Şişedeki Gemi tam olarak öyle bir hikâye benim için.
Murat Özsan’ın bir önceki kitabını okuduğumda da çok etkilenmiştim, o duygular hâlâ aklımda. Yazarın sade ama derin anlatımı yine kalbime dokundu.
Damla’nın annesinin hastalığıyla başlayan o iç burkan süreç, sonra yavaş yavaş açılan sırlarla birlikte kocaman bir geçmişe, aşkın, affetmenin ve susmanın ağırlığına götürüyor insanı.
Okurken sanki ben de Damla’yla birlikte o gizli defterleri karıştırdım, eski mektupları okudum, kimi yerde boğazım düğümlendi, kimi yerde “keşke zamanında konuşulsaydı” dedim…
Murat Özsan’ın dili sade ama öyle duygulu ki, hikâyenin içindeymişsin gibi hissettiriyor. Özellikle anne-kız ilişkisine dair satırlar… ah o kısımlar, kalbimi bıraktım orada
Eğer derin duygular, geçmişle yüzleşme ve aile sırlarını konu alan romanları seviyorsan, bu kitap tam senlik.
Sessiz ama etkileyici, sade ama derin bir hikâye.