Bir günde bitti. Çünkü o kadar akıcı, o kadar sıcak ve tatlıydı ki elimden bırakamadım. Christina Lauren yine o film gibi havasını yakalamış; okurken gerçekten bir romantik komedi izliyormuşum gibiydi. Liam West, ailesinin baskısına rağmen kendi yolunu çizmeye çalışan bir milyarder oğlu. Babasının desteğini kaybedince doktorasını tamamlamak için üniversitenin konut desteğine başvuruyor ama orada kalabilmesi için evli olması gerekiyor. Tam da bu sırada kardeşinin arkadaşı Anna devreye giriyor. Ev arayışında olan Anna, kısa süreli bir anlaşmalı evlilik teklifini kabul ediyor. Ancak doktoradan sonra yolları ayrılsa da, Anna boşanma evraklarını imzalatmadığı için dört buçuk yıldır hâlâ kağıt üstünde evliler. Ve büyükbabadan kalan bir mirası alabilmeleri için bu evliliğin beş yıla tamamlanması gerekiyor. Liam yıllar sonra Anna’nın kapısını çaldığında, o formalite evliliği bir anda ikinci bir şansa dönüşüyor.
Liam’ın Anna’ya karşı açık olması, ailesine rağmen onu savunması, Anna’nın da Liam için elinden geleni yapması beni çok etkiledi. İkisi de birbirinin şifası gibiydi. Ama Liam’ın babası… o kadar zorba, narsist ve baskıcıydı ki okurken sinir krizi geçirdim resmen. Ailenin her şeyini o adamın keyfine göre şekillendirmesi beni çileden çıkardı. Yine de kitap öyle güzel toparlandı ki… sonu tam istediğim gibi tatmin ediciydi. Hem içimi ısıttı, hem yüzüme kocaman bir gülümseme kondurdu. Romantik komedi seven, aynı zamanda karakter gelişimi güçlü hikâyeleri seven herkese öneririm. Bir günde bitecek kadar akıcı, bitince keşke biraz daha sürse diyeceğiniz türden.