Filmi olsa keyifle ve büyük bir tebessümle izleyip bayılacağım, çıtır çerezlik bir romantik komedi kitabıydı kendileri. Dolayısıyla da tabi ki çok sevdim, pek sevdim.
Kitabın çoğunluğunu aslında Anna yüzünden sevdim de diyebilirim. Fakir, bitik, yorgun ama hayat enerjisini ve neşesini hiç kaybetmemiş koca yürekli, işsiz, ressam Anna.
Diğer tarafta da Succession dizisindeki gibi bir ailesi olan, devamlı manipüle edilen, zorbalanan ama yine de ailesine karşı durmaya çalışan Liam Bey var.
Aralarındaki atışmalar, etkileşimler, komediler çok tatlı ve çok keyifliydi.
“Paran mı var derdin var”, “parayla huzur ve mutluluk satın alınmaz” kafasında ilerleyen, hızlı okunan, kafa dağıtmalık hoş bir romcomdu. Zaten yazarların diğer kitaplarına aşinaysanız onlardan ne beklemeniz gerektiğinizi biliyorsunuzdur. İşte bu kitapta o beklenen her şey var, beklenmeyen de hiçbir şey yoktu.