Kitap üniversite ortamında geçen, başta tamamen çıkar ilişkisi gibi başlayan bir hikayeyi anlatıyor. Hannah geçmişinin yükünü taşıyan, mesafeli bir karakterken; okulun popüler hokey oyuncusu Garrett, derslerini geçebilmek için ondan yardım istiyor. Bunun karşılığında ise Hannah’nın hoşlandığı çocuğun dikkatini çekmesine yardım etmeyi teklif ediyor. Başta tamamen bir anlaşma gibi başlayan bu yakınlık, zamanla ikisinin arasında gerçek bir bağa dönüşüyor.
Kitap inanılmaz akıcıydı; sayfalar gerçekten su gibi aktı. Garrett’ın Hannah’ya yaklaşımı da en sevdiğim kısımdı. Zaten Garrett asla klasik “kötü çocuk” havasında bir karakter değildi; anlayışlı, düşünceli ve güven veren biriydi. Özellikle Hannah’nın sınırlarına yaklaşımındaki o sakin tavır romantizmi daha sıcak hissettirdi.
Tam anlamıyla çerezlik, kafa dağıtmalık bir new adult romanıydı. Son kısımlarda tahmin edilebilir ve klişeleşmiş olaylar vardı ama kitap zaten bunu çok saklamaya çalışmıyor. Sadece kitapta işlenen ağır bir konunun sürekli vurgulanmasına rağmen duygusal etkisinin yeterince derin verilmediğini düşündüm. Daha güçlü işlenebilecekken biraz yüzeysel kalmıştı.
Yer yer batan çeviri hataları vardı ama kitap keyifli olduğu için çok takılmamaya çalıştım. Arkadaşlık ilişkilerini de sevdim; karakterlerin kendi arasındaki enerji hikayeyi daha samimi yapıyordu. Şaheser diyemem ama keyifli ve rahat akan bir okumaydı benim için.