Merhabalar herkese... Yaprak Öz'ün kaleminden Tilki, Baykuş, Bakire isimli kitabının kendimce küçük bir incelemesiyle buradayım. Kitabın konusu; Eşinden boşanan Begüm, kızı Ada'yla yeni bir hayata başlamıştır. Anne kızın huzurlu günleri, Begüm'ün tesadüfen bulduğu bir deste eski mektubun sahibini aramaya başlamasıyla karanlığa bürünür. Kökü 1950'lere dayanan bir aile sırrı, yıllardır saklı kaldığı yerden çıkıp, domino taşı etkisiyle kızının ve okul arkadaşlarının hayatını tehlikeye atınca, Begüm içine çekildiği korkunç gizemi çözmek için canını dişine takacaktır. Tutkunu olduğu İtalyan Giallo sinemasındaki filmlerden birinin başrolündedir adeta: Ölü çocuklar, gök gürültülü geceler, gizli günlükler, eski anahtarlar, güzel ve suskun kadınların dünyasındadır artık.
Öncelikle ilgi çekici konusuyla kitabı çok beğendiğimi söyleyerek başlayabilirim. Yazarın kalemini ve üslubunu da çok beğendiğimi söyleyebilirim. Kitap kendini baştan sona kadar bitmeyen bir merak ve heyecanla okutuyor. Kitaptaki olayları büyük bir şaşkınlık ve hayretle okudum. Spoi olmaması adına bu şaşırtıcı ve korkutucu olaylardan bahsetmeyeceğim. Kitap ana karakter Begüm'ün bakış açısıyla aktarılmış. Kitabın sonlarına doğru sırlar bir bir açıklandı ve heyecan tavan yaptı. Taşlar bir bir yerlerine oturdu. Kitabın bazı kısımları gerçekten tüyler ürperticiydi. Adeta duygudan duyguya sürüklendiğimi hissettim. Bütün soruların tek tek cevap bulduğu ve aklımızda asla soru işaretlerinin kalmadığı bu akıcı sürükleyici ve güçlü tempolu kitabı gerçekten çok büyük bir heyecanla okudum. Ayrıca kitapta gerilim de bolca mevcuttu. Tüm okurlara tavsiye ederim.
Kitaplarla kalın.
Keyifli okumalar.
Sevgiyle.<3