Çoğu alışkanlığım gibi okuma alışkanlığımın da sekteye uğradığı bir zamanda okudum Vazgeçtim kitabını.
Vazgeçmek ne hüzünlü kelime değil mi?
Kaçımız sevdiğimiz şeylerden vazgeçebiliyoruz?
Sorsak hangimizin zararı olmayan alışkanlığı yok ki?
Vazgeç dediğimizde bin bahaneler sıralanır yok efendim şöyle de böyle de ..
İçtiğimiz sigara, çay, kahve. Elimizde ki telefon, kullandığınız uygulamalar.
Biz vazgeçmedikçe o çalıyor bizden birşeyleri.
Önce zamandan vazgeçiyoruz, dünyada dengi olan başka bir şey yokken.
Sonra kendimizden.Milyar içinde sadece "bir"ken.
Kendinden vazgeçen insan , sevdiğinden vazgeçmez mi?
"Onun kaderi aşkı uğruna aşkından vazgeçmekti"!
Bu da bir çeşit zulüm değil mi? Sevgide sadaka mı olur?
Gerçekten sevseydi vazgeçmeyi göze alabilir miydi?
Yazarı yüzyüze İstanbul da imza gününe,hatta şiir dinletisine gidip tanımıştım.Öyle aman aman hayranı değilim okuyun , harika falan deyip yıldızlar takmayacagım hayal dünyanıza.
Normal bizim Yeşilçam tadında aşk hikayesi işte.
Bir taraf daima fedakarlık eder,ama karşı taraf bundan nasıl bir ruhsuz ruha sahip haliyle zevk alıp karşındakine can çekiştirerek onun acısının üzerinde tepinerek yaşayıp yinede nasıl sevilebiliyor bilmiyorum.
Seven mi enayi!!! Sevilen mi şanslı.
Seven mi kör?
yoksa sevilen mi acımasız o bile meçhul.
"Aşkın gıdası mesafe."der, Peyami Safa ve ardından ekler:
Samimiliğin tabancası ikisini de yaraladı
"Terk etmek gereken şiirin kaçıncı satırında unutur insan?"
Belki ilk, belki de son sayfasında.
.youtu.be/49Kh1mS4Fhs?si=...
Belki varlığı,belki de yokluğunda.
Vazgeçtim,severken,çok değer verirken,belki de onun mutluluğu için ondan bile vazgeçtim.
Gemileri değil limanı da yakmak gerekir.
Bazen vazgeçmekkangrenli parmaktan kurtulmak gibidirVazgeçmek, büyük eylem,ancak cesur yüreklilerin işidir.
Yolunuz vazgeçmeniz için çabalayan insanlara değil ,birlikte yol alacağınız insanlara çıksın.
Ve üşüyorum hâlâ...
Oysa kalın giyinmiştim yalnızlığı...
Sanırım eskitmişim...
VazgeçtimKahraman Tazeoğlu · Destek Yayınları · 20159bin okunma