Goethe, Werther'in duygusal çöküşünü günden güne daha da melankoliye evrilen yazım biçimiyle çok iyi yansıtmış. Kitabın ilk başlarını çok hızlı okudum ancak sonrasında öyle büyük bir depresif ruha büründü ki bazen içimin kasvete boğulduğunu hissettim. Şimdiden söyleyeyim kalemine kesinlikle bayıldım. İçten, samimi ve gerçek hissettiriyor naçizane fikrim. Beni her zaman en çok etkileyen ve kendine bağlayan tarz da bu olmuştur.
Kitabın konusu Werther'in Charlotte'a karşı duyduğu imkânsız aşkı ve günden güne azalan umutlarının ardından büyük bir karanlığa hapsolmasını anlatıyor çoğunlukla. Döneminde İtalya'da intihar vakalarını arttıran, Werther gibi giyinme kavramını oluşturacak kadar ses getirmiş bir eser.
Ben kitabı sevdim açıkçası ve uzun yıllar sonrasında dönüp okuyacağıma, arada bir altını çizdiğim yerlerde göz gezdireceğime eminim. Yazar muhteşem kalemiyle kalbimi çaldı.
"En masum yürüyüş bile, binlerce zavallı böceğin ölümüne neden olur."
"Kendimizi bıraktığımız anda kaybolup gidiyoruz."
"Hayatın çiçekleri hep hayali."