·496 syf.··Beğendi
···Okunma: 05 Ekim 2025 23:36 Bir Kıbrıs Romanı..
Anavatandaki ‘keşke’lerden, yavru vatandaki ‘belki’lere uzanan zorlu, onurlu ve umut dolu bir yolculuk…
Hem roman okuyup, hem sıkılmadan tarihimizi öğrenmek istiyorsanız, tüm gerçekleriyle, kanıtlanmış kaynakçalarıyla kesinlikle önerdiğim bir kitap.
‘Belki’ ile Kıbrıs’a ait aslında ne kadar az şey bildiğimi fark ettim. Gerçeklerle sarsıldım. Çok iyi analizler yapılmış. Yer yer Osmanlı Tarihinin bilinmeyenlerine tanıklık edip, Kıbrıs’ta yaşananlarla yüz yüze geliyorsunuz.
İnsan öğrenince, aynı zamanda öğretmek de istiyor. Onun için bol bol alıntılar paylaştım burada. O kadar dolu dolu bir kitap ki, ne yazsam eksik kalır. Tavsiye etmekten ziyade, elimden gelse herkese zorla okutmak isterdim.:)
Sema Soykan’ı bu kitabı yazmaya yönelten sebep, Atamızın Kıbrıs’a işaret etmesi olmuş. Atatürk’ün buradaki sözü, ‘Efendiler! Kıbrıs’a dikkat ediniz. Kıbrıs düşman eline geçerse, ikmal yollarımız kapanır. Bu ada bizim için çok önemlidir!’ yazarımızda merak uyandırıp, bu adayı daha derinden araştırmaya yöneltmiş. Ve tam 2,5 yıl araştırmaların sonucu, gün yüzüne çıkan, yıllardır bizlere yanlış öğretilen tüm bu bilgileri bir kitapta toplamış ve paylaşmış.
Yazarın kendisi de belirttiği gibi, amaç düşmanlık tohumları ekmek değil. Bizlere yansıtılan her türlü kirli bilginin doğru öğretilmesidir. Bizler haberlerin çarpıtılmasıyla maalesef ki çoğu bilgiyi doğru duyamıyoruz. Ve geçmişimiz unutulmamalı, sorgulanmalı. Çünkü bu topraklar bize Ata’mızdan emanet, korumak da bir nevi vaziyettir.
Atatürk’ün sağlığında önem verdiği iki yer vardı; biri Hatay, diğeri de Kıbrıs’tı. İkisi de şuan üzerinde oyunların oynandığı, 3 dinin de kutsal sayıldığı ve stratejik olarak konumları nedeniyle de önemli yerlerdi.
1571’de Osmanlı Kıbrıs’ı aldı, 50.000 şehitle fethetti. Neden aldık, nasıl aldık biliyor muyuz?
Peki bir de 1878’de İngiltere Kıbrıs’ı aldı, ama bir karşılaştırın, onlar neden almış ve karşılığında ne almışlar? Ve gündemimizdeki Filistin olayıyla bağlantısını, Avrupa ve BM’nin iki yüzlülüğünü ve İngilizlerin bizlere duyduğu hazımsızlığın yansımalarını çok sayıda örneklerle yer vermiş.
Bu kitap bize, İngilizlerin Kıbrıs üzerindeki entrikalarını, kirli oyunlarını anlama fırsatı sunuyor. Özellikle 1974 Barış Harekatı öncesindekiler pek bilinmiyor. Ve bu kitap ciddiyetle başka dillere de çevrilmeli, gerçekler ortaya dökülüp herkes tarafından bilinmeli.
‘Belki’ ile geçmişe özel bir yolculuğa çıktım. Kıbrıs halkının tarifsiz acıları, ikiye bölünmüş geçmişleri, ayakta kalabilme kudretleri, işkencelerle dolu siyasi planlara maruz kalmaları, savaşın gölgesinde büyüyen kuşaklar, orada yapılan soykırım ve zorunlu göçler beni çok etkiledi, hüzünlendim, her satırı içimi işledi.
Ve ayrılıklar sadece insanlar arasında yaşanmaz. Topraklar, aileler ve kimlikler arasında da yaşanır. Yerinden yurdundan edilmiş hayatları okuyorsunuz.
Tabii ki tüm bu tarihsel bilgi güzel bir kurguyla harmanlanmış. Kitapta tüm bu acılar yaşanırken, güzel bir aşk hikâyesi de var arka planda, kimi zamansız, kimi plansız, kimi imkânsız.. İngiliz Sarah’nın, Kıbrıs Türkü Sevgi’nin, anavatandan gelen Yiğit’in hikâyelerini okuyorsunuz.
Aynı zamanda Kıbrıs’ın tarihi turistik yerleri ve kültürü hakkında da bilgiler veriliyor, gezmiş görmüş kadar oldum. Buranın yasa dışı işleriyle, kumarhaneleriyle anılması bu kadar büyük bir zenginliğe heba ediyor aslında.
Kitapta geçen her ‘Belki’ sadece bir kişinin değil, bir halkın sustuğu, ertelediği, geleceğe bıraktığı hayalleri de içinde taşır..
İnşallah daha çok okurumuza ulaşsın, bu kitap daha çok bilinmeli, okunmalı, okutulmalı…