Gönderi

10/10
·188 syf.··
2025 57. kitabı
Merhaba kitapsever dostlarım Evin...Ah şu ismi söylerken bile içim burkuluyor. Okurken boğazıma düğümlenen, kalbime oturan bir hikâyeydi bu. Her sayfasında sanki bir yara yeniden kanadı, her cümlesinde nefes almak biraz daha zorlaştı. Suna... Henüz çocuk denecek yaşta, daha on üçünde, kaderin acımasız oyunuyla 25 yaş büyük bir adama, Sait'e "borç karşılığı" satılan bir kız çocuğu. Kumar borcunun kefareti olarak verilen bir hayat... Zaten bu cümle bile yüreğimi parçaladı. Doktorun "çocuğunuz olmaz" dediği bir kadının, hamile kalınca dövülmesi, ardından terk edilmesi...Ve sonra kendi başına, bir mucizeyle, iki can dünyaya getiriyor: Mizgin ve Evin. Ama kader burada da adil davranmıyor. Suna, içten içe Mizgin'e sığınıyor, ona tutunuyor, Evin'e ise mesafeli, hatta acımasız davranıyor. Evin daha altı yaşında yetimhanenin soğuk duvarlarına bırakılıyor. Birkaç yıl sonra, annesi aynı kaderi Mizgin'e de uygun görüyor, ama bu kez ölüm onları ayırıyor. Mizgin'in ateşler içinde yandığı gece, Evin'in içindeki çocuk da yanıyor. Ve Suna.. kızının ölümünden Evin'i sorumlu tutuyor. Yıllar sonra onu yetimhaneden alıp eve götürdüğünde, aslında ona bir yuva değil, bir tavan arası hazırlıyor. Bir anne değil, bir cellat gibi. Evin'in tek dostu, apartmanda yaşayan Ayşe oluyor. Ama ne çocuk kalbi ne de masumiyeti, Suna'nın öfkesine dayanabiliyor. Okuldan eve geciktiği bir akşam, yine şiddetin gölgesiyle yere seriliyor. Gözünü hastanede açtığında artık ne Evin var ne de çocukluğu. Onun adı Aylin, Evin öldü. Bu cümle, kitabın en ağır tokadıydı benim için. Çünkü gerçekten de Evin o gün öldü. Sadece bir isim değil, bir çocukluk, bir kimlik, bir ruh gömüldü o anda. Yazar, Evin'in iç seslerini, halüsinasyonlarını, yaşadığı psikolojik çöküşü öyle derin bir dille anlatmış ki, sanki bir roman kahramanı değil de gerçekten yan komşunun kızıydı o. Hani bazen bir binanın çatısından gelen sesleri duyarsın da, kimse inanmaz ya..işte Evin öyle bir sessiz çığlık gibiydi. Her satırda kalbim sıkıştı, her şiddet sahnesinde öfkeyle kitabı kapatmak istedim. Ama yapamadım. Çünkü Evin'i yalnız bırakamazdım. Onun için okumak, bir hikâyeyi değil bir hayatı taşımaktı omuzlarımda. Bu kitap bana gösterdi ki sevgisizlik, açlıktan, soğukluktan, yoksulluktan daha öldürücü birşey. Bir cocuk sevgisizlik kaldığinda sadece kalbi değil, kimliğide yok oluyor. Evin sadece bir roman değil, toplumun görmezden geldiği bir çğlik. Bir kiz çocuğunun annesizliğin ortasında annesiyle verdiği savaşın hikayesi. Ve belkide şu hayatta en korkunç şeyin, bir annenin sevgisizligi olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Son sayfayı kapattığımda yutkunamadım. Evin herşeyiyle aklimdaydı. "Ben sadece sevilmek istemistim" iste bu kadar KESİNLİKLE TAVSİYEMDİR MUTLAKA OKUYUNN Kitapla
Yarım HeceMerve Arslan · Tilki Kitap · 202529 okunma
·
76 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Teşekkür ediyorum çok sevgiler 🌸🙏