1000Kitap Logosu

Gönderi

Barbaros
İnsanın Dört Zindanı'ı inceledi.
77 syf.
·
Puan vermedi
“Sen de İbrahim gibi kendi İsmail'ini getirmelisin Mina'ya. Senin İsmail'in kim? Ancak sen bilebilirsin, başkası değil. Belki eşin, işin, yeteneğin, gücün, cinsiyetin, statün vs. Ne olduğunu bilmiyorum, ama İbrahim'in İsmail'i sevdiği kadar sevdiğin bir şey olmalı.” (Ali Şeriati) Yukarıdaki satırların yazarı Ali Şeriati ile üniversite yıllarında tanışmıştım. Bir arkadaşım, aslında şimdi düşününce pek de sevememiş olduğum bir arkadaşım, bana İnsanın Dört Zindanı kitabını önermişti ve hatta okumam için ödünç vermişti. İnsanın dört zindanı neydi sizce? Bir insanı sınırlayan, insanlığından, yeteneğinden, gelişiminden, yaratıcılığından alıkoyan neydi, ne olabilirdi? Ali Şeriati bu dört zindanı şöyle açıklıyor: 1- doğa/tabiat zindanı 2- tarih zindanı 3- toplum zindanı 4- benlik/kendim zindanı İnsan bu dört zindanda aynı Platon’nun mağarasındaki gibi elleri ayakları zincirli beklemektedir. Ne zaman ki bu zindanlardan sırasıyla mücadele ede ede kurtulur, o zaman hidayete erer. Tabiat zindanından insan alet yaparak, bilimsel buluşlar yaparak kurtulur. Tarih zindanından hakiki tarihi bularak ve tarihin yükünü bir yana bırakarak kurtulur. Toplum zindanından “aman el ne der” putunu yenerek kurtulur. En son put, en zorlu zindan ise beklenildiği gibi benlik/kendim zindanı olur. Beni en çok düşündüren zindan ise bu benlik/kendim zindanı oldu. Bir insan benliğinin yükünden, kendinden kurtulmak için ne yapmalıdır ki? Bunu hiç bilemedim. Belki kendimden kaçmayı tercih ettiğim için belki de gücüm elvermediği için. Oysa çok da okudum konu hakkında. Schopenhauer insanın bir iradesi olduğunu, bu yaşam iradesini ezmeden insanın mutlu olamayacağını söylüyor. Ona göre insan hayvani özelliklerini bırakıp felsefi konulara ilgi duyduğunda kendini yenebilir, kendi dışına çıkıp kendine kuşbakışı açıdan baktığında yeniden özgür bir insan olabilir. Krishnamurti, hakeza Schopenhauer’in görüşlerine paralel bir fikir öne sürüp, kendimizi gözlemleyen bir gözlemci olduğumuzu, kendimizi başkalarıyla kıyaslayan bu gözlemci yok olduğunda benliğimizi yenebileceğimizi söylüyor. Bugün okuduğum bir hikayede ise bir şeyh, kendine çare aramaya gelen bir kişiye, kitapların varmış, diyor, en çok onlara değer verirmişsin, onları suya at, geri gel… Bugün bu hikayeyle biraz daha kendimi/benliğimi yenmeye yaklaştım sanırım. Kendini yenmek için neyin varsa bir akarsuya atacaksın, kendini yenmek için neye değer veriyorsan kucaklayıp bir yangına savuracaksın. Bir filmde demiyor muydu? “Ancak her şeyini kaybetmişsen özgür olabilirsin.” diye. Ben bugün itibariyle nelerin bana ayak bağı olduğunu, nelerin beni zorlu zindanıma bağladığını biraz daha buldum. Bunların ne olduğu biraz da bana kalsın. Herkesin kendi İsmail’ini bulması ve yenmesi dileğiyle…
İnsanın Dört Zindanı
8.8/10
· 3.309 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
5
Yorum
25
Paylaşım
213
Beğeni
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.
En Yeniler 
Çaça
Kitabı okuyalı uzun zaman oldu, aklımda kalanlar taze olmamakla birlikte Şeriati'nin son zindandan kurtuluşu dinde aradığını hatırlatıyorum. Kitap, dönemin şartları ve kendi amacı doğrultusunda gayet iyi bir çalışma fakat kapsayıcı değil diye düşünüyorum. Zira inanmayanlar da var. Onlar nasıl aşsın son zindanı? Bir de incelemenin sonuna doğru yaptığınız yorumlar ve değerlendirmelerde dikkatimi çeken bir şey oldu; birçokları gibi ben de bu konu ile epey meşgulüm, uzun zamandır. Henüz kendi çözüm yolumu bulabilmiş değilim fakat şunu söylemek istiyorum; şu "kişi için önemli olan her şeyden vazgeçme" mevzusu, öyle bir anda suya atlar gibi yapılabilecek bir şey değil. Alanda uzman değilim fakat bu durum ağır psikolojik yaralanmalara sebep olabilir. Zira yıllar boyunca deneye yanıla bir birikim yapıyoruz, bir şey inşa ediyoruz. Bir kimlik, bir benlik, bir dünya... Bizim için önemli olan sınırlar, bize güç ve denge veren nesneler veya durumlar. Bunları hiç düşünmeden, öyle suya bırakır gibi bırakmamız pek de doğru gelmiyor artık bana. Zira onların içerisinde sizi yaşama bağlayan fakat farkına varamadığınız şeyler olabilir, ondan vazgeçtiğiniz anda canınız biraz sıkılabilir. Beni bu yorumu yapmaya iten şey, bir süre önce atlayıp yaralandığım uçurumun başında bir başkasını atlamaya hazır görmüş olmam. Biraz endişelendim doğrusu. "Her şeyinizi kaybettikten sonra elde edeceğiniz özgürlük" hissi gerçekten aradığınız özgürlük hissi midir? Çünkü tek ve mutlak bir özgürlük hissi yoktur. Belki kurtulmak istediğiniz o zindanı açık seçik bir şekilde tanımlamak ve görmek size çok daha yardımcı olacaktır. Yolunuz açık olsun 🍀
4
Kasım
Hocam, ellerinize sağlık. Şeriati'yi okumayalı bir hayli oldu. Kitap listemde lakin bu incelemeden sonra öne almaya karar verdim. Ellerinize, emeğinize sağlık.
1
3
Barbaros
Sağ olun. Kitabı okuyalı yıllar oldu. Üzerine konuşmak bugüne kısmetmiş. :)
2