Mirdad'ın Kitabı (Vaktiyle Nuh'un Gemisi Adı Verilen Mabedin Sıradışı Öyküsü)

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.321
Gösterim
Adı:
Mirdad'ın Kitabı
Alt başlık:
Vaktiyle Nuh'un Gemisi Adı Verilen Mabedin Sıradışı Öyküsü
Baskı tarihi:
2008
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055890148
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Butik Yayıncılık
Bu kitap, "MİRDAD’IN KİTABI"dır; derman arayanlar için
bir deniz feneri, sığınmak isteyenlere bir limandır.
Mirdad’ın Kitabı, sayısız okuyucunun yüreğine dokunmuş bu muhteşem hikâye, bir insanın bilincini genişletmenin ve içindekini ortaya koymanın nasıl mümkün olabildiğini yeni nesillere de gösteriyor.
Kitap, temelde Mirdad ile öğrencileri arasındaki diyaloglardan oluşuyor. Bu diyaloglar, Sunak Tepesi’ndeki Nuh’un Gemisi’nde göreve hizmetkâr olarak başladığı sırada geçmektedir. Diyaloglar, Mirdad’ın baş öğrencisi Naronda’nın anlatımıyla, daha çok soru cevap şeklindedir.
Bu kitap dünyanın en büyük spiritüel edebiyat klasiğidir.
240 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
"Sözcükler zamanın denizinde seyir eden ve her limana uğrayan gemilere benzer. Onları neyle doldurduğunuza iyi dikkat edin, çünkü rotalarında giderken yüklerini sizin kapınızın önüne de bırakabilir."

Kelimeler hikmet dolu insanların dillerinden düştü mü ne kadar da çok anlama geliyor,  zor görünen kördüğümleri nasıl çözebiliyor öyle. Kitabı bitireli birkaç gün oldu ama altı çizili satırlarıma tekrar tekrar dönüp okuma ihtiyacı hissettim.Ve okurken aklıma hep şu söz geldi:
"İlim bir noktaydı, cahiller onu çoğalttı."
Anlatılan "noktalar" oldukça dolu,  insanı aklen ve kalben tatmin edici.

Kitap, Nuh Tufanı'nın anılarını canlı tutabilmek için inşa edilen Gemi Ev' de bir araya gelen Mirdad ve arkadaşlarının dialoglarını işliyor. Mirdad yanındakilere öğütler verirken bizler de görünmeyen 9.bir kişi olup sessizce olanları izliyoruz.
Peki Mirdad kim ? Bu sorunun cevabı #26269110 incelemesinde çok yetkin bir şekilde anlatılmış. Zira farklı şekilde düşünülmesi kafa karışıklığına ve sıkıntılı görüşlere sebep olabilir. Gerçi kendisi "En katlanılmaz sıkıntı, herhangi bir şeyi sıkıntı saymaktır." diyor. Anlayacağınız üzere onun herşeye hikmetli bir cevabı var.


"Yaşam bir toplayıcı, ölüm ise dağıtıcıdır. Yaşam herşeyi bir arada tutucu, ölüm ise bağları çözücüdür. Ve bundan insan, yani ikici (dualist) olan insan, ikisi arasında asılı kalmıştır. Çünkü sadece dağıtarak toplayabilir. Ve çözerek bağlayabilir."

Hayatımız boyunca dostlarımızı, mesleğimizi, ailemizi, çeşitli mal ve mülkleri 'toplarken' , ölüm ve ölüm siddetindeki bazı hadiseler bizi bu bağlardan teker teker koparıyor. Bağlılığımızın şiddeti nisbetinde acı çekiyoruz. Eninde sonunda yüzleşmek zorunda olduğumuz bir konu bu. Peki bu ikililiği nasıl çözeceğiz? Jainistler gibi sıfır dünyalık yükle kendimizi tapınaklara kapatarak mı, yoksa bazı şeyleri yok sayarak günümüzden maksimum huzuru sağlamaya çalışarak mı? Doğamız gereği düzensizliğe, rahatlığa doğru bir eğilimimiz olduğundan, bu konuda ters yönde birşeyler yapabilmek için enerji sarfetmek zorundayız.
İşte kitabımız cennette ruhuna ilk ikilem giren, iyi-kötü, doğru-yanlış arasında kalan ve  bu ikilemini tedavi edebilmesi  için dünya adlı eğitim yuvasına gönderilen insanoğlunun ; yaşam rehberi, dünya kullanım klavuzu niteliğinde.
Bu tip kitaplara ezoterik öğreti dendiğini de öğrenmiş oldum. İçerik şu tanıma tamamen uygun: "Ezoterik öğretiler aklın, bilimsel bilginin ve imanın, sezginin ,yani madde ve mananın birbirini tamamladığı kanısındadır.Tıpkı gölgenin ışığı tamamladığı gibi "

Kitapta yazılan herşey çok anlamlı. Ama bitirip kapağını kapattığımda, kendime şu soruyu sordum: "Mevcut  hayat şartlarımda bu söylenenleri nasıl yapacağım?" Pratik hayata geçirilmediği sürece her zaman ki gibi etkileyip sonra sönen doğu öğretilerinden biri olarak kalacak çünkü.

Kitapta işlenen bir konu var ki hayatıma resmen yeni bir kavram girmiş oldu: Gölgelerimiz.
Onlar üzerine biraz düşünüp kendime çıkarımlar yapmak istedim.

Benlik  bir yanılsama. Yaratıcı'nın sonsuzluğunu anlayabilmek için çekilen bir çizgi gibi veya O'nu yansıtan bir ayna. Gerçek anlamına ayna olamayan benliğin izdüşümleri ise gölgelerimiz. Hırslarımız, öfkelerimiz, içten pazarlıklarımız, üzerini kat kat örttüğümüz gizli saklı duygularımız... Ya da en güzel tanımıyla " Suçluyu, sorumluyu kendi dışında arayıp onu işaret parmağıyla gösterirken, diğer 3 parmağın kendimizde gösterdiği noktalar " gölgelerimiz.
Bu duygular yok mu edilmeli yoksa ehil hale mi getirilmeli ? Peki bu nasıl olacak?
Kitaptaki bazı terimleri araştırırken karşıma çıkan hep Jung ve İbn Arabi'nin sözleri oldu. Gölge kavramı ilk defa Jung tarafından psikolojiye girmiş. İlk fırsatta okumalarıma bu yönde devam ederek hem psikolojide hem de tasavvufta bu konuların nasil işlendiğini öğrenmeyi planlıyorum.

İncelememi bitirirken bu aralar gitgide daha fazla anlam yüklediğim "Ya tahammül ya sefer " cümlesi üzerine bu kitabın kattıklarını ifade etmek istiyorum.
Ya tahammül ederek, birbirimizin gölgelerine çarparak hayatta kalma methotları geliştirip, hayatı zorlaştıran şeylerin gölgelerimiz olduğu farkederek kendimizi eğitecegiz. Birbirimize değer verip, daha iyiye ve güzele ulaşma adına fedakarlıklar yapıp 'dağılarak toparlanacağız'.
Ya da sefere çıkacağız. Kötüye gittiğimizi hissettiğimiz, kendimiz olmayı sürdüremeğimiz ortamlardan uzaklaşarak, hayata dair riskler alıp yükümüzü azaltarak, sevgi ve anlayış tohumlarını çimlendirebileceğimiz ortamlarda nefes alarak... Yani 'çözerek bağlayacağız.' Böylece benliğimizi ikilemlerden kurtarmaya çalışacağız.

Mirdad, zamanın bir hafızası olduğunu ve kaçtığımız herşeyin bir şekilde bizi bulacağını, o yüzden sevmediğimiz bir komşumuz ziyarete geldiğinde bile ona çok iyi davranarak daha az karşılaşma ihtimalinin ancak sağlanacağını ve bu şekilde zamana karşı borçlu kalmayacağımızı ifade ediyor. Hayatımızda karşılaştığımız her insanı ve durumu  özel bilip, zamana  borcumuzu en aza indirebilmeye çalışmak...

Çok uzattım.
Şu hadisi söylemek yeterli olacaktı aslında. Ne de olsa az sözle çok şey ifade etmek hikmet sahibi insanlara özgü:

"“Gemini bir kere daha elden geçirerek yenile, çünkü deniz çok derin. Azığını tastamam al, şüphesiz yolculuk pek uzun. Sırtındaki yükünü hafif tut, çünkü tırmanacağın yokuş sarp mı sarp. Amelinde ihlaslı ol, zira her şeyi görüp gözeten ve hakkıyla değerlendiren Rabb’in senin yapıp ettiklerinden de haberdârdır.”

Kitap neredeyse bu hadisin hikayeleştirilmesi gibi .

Kitabı ben de tavsiye edilen Arıtan Yayınları' ndan okudum. Buna rağmen arada anlam olarak düşük gelen cümleler vardı. Başka yayınlardan okuyarak riske girmeyin derim. Arıtan yayınlarının da basımı tükendiğinden uzun araştırmalarım sonucu bir sahafta bulabildim .Denk gelirseniz kaçırmayın :)

Okuduğunuz için teşekkür ederim. :) Sevgiler...
240 syf.
·12 günde·Puan vermedi
Hakikatten önce
Hakikate giriş
Hakikatten sonra ...

Yukarıda ki sıralamada eğer hakikatten öncede ise kişi, bu kitap ona bir masal, uçuk, ütopik bir şiir dizgesi, deli saçması gibi gelebilir.

Hakikate girmişse eğer kişi ve hakikati anlamışsa, işte o zaman efsanedir bu kitap. Hayatımda, tekrar tekrar okumalıyım dediğim tek kitap. Oysa ki, içindeki her cümleyi de zaten biliyor, tanıyor, öngörüyor olmama rağmen tek kitap. Yani, hakikati bilene her cümlesinde tanıdık bir kitap. Ama yine de işte budur dedirten bir kitap.

Böyle kitaplar anahtarları ile verilmezler, çünkü öyle olursa can acıtırlar. Çünkü, hakikat aranan bişey değil, kaçılan bişeydir. Yani, uyuyan birinden uykusunu alıp, uyuduğunu ona söylemek gibidir. Vaktinden önce gereksizdir. O yüzden de bu kitap kendi anahtarını vermeyen bir kitaptır. İçinde hakikate giriş yoktur ama hakikatten sonra vardır. Hakikate uyanmamışlar için sadece sıkıcı olacaktır.

Örnek vereyim ( Ekşi sözlükten alıntı bu yorum )
kitap: kısa, akıcı bir hikaye ile başlıyor; sonrasında ise kapalı ve sıkıcı bir anlatımla, mirdad'ın öğretilerini aktararak devam ediyor.bu da kitaba odaklanmanıza ve onunla bağ kurmanıza engel oluyor.


İşte yukarıdaki sıkıcılık gerçekte anlatılan bilginin hangi hizadan anlatıldığını anlamayan birinin doğal hissidir. Fakat anahtarı bilene bu kitap tanıdık ve efsanedir. İlginçtir ki, bu kadar iyi yazabilen bir yazar ömrü boyunca tek bir kitap yazmıştır. Onda da böylesini yazmıştır. Sanırım bir işaret feneri gibi hakikat yolcularına bir tabela koymuş olsa gerek.

Not : Ben Arıtan Yayınevi + Nelda Bayraktar'ın çevirisini okudum. Ve çeviri bana göre harika olmuş. Bu kitabın başka çevirisi var mı bilmiyorum ama bir başka okurdan, bu kitabın bir devrik cümle şampiyonu olduğunu duydum. Kesinlikle benim okuduğum çeviri öyle değildi, bana göre çok iyi bir çeviriydi. Olası yanılgı, hakikatin çelişkili anlatım tarzından kaynaklı algı bozukluğundan kaynaklanabilir.

Örnek,
Aramakla bulunmaz, lakin bulanlarda yalnız arayanlardır / Niyazi Mısri

Dikkat edilirse yukarıdaki önerme aslında iki cümleden ama birbiri ile çelişen iki cümleden oluşmakta. Bir dediği diğer dediğini tutmaz gibi görünüyor ama bu cümle çok doğru ve çok bilge bir cümledir. Anahtarsız söylendiği için algı sorunu yaratmaktadır.

Kendi cümlelerimden bir örnek,
Hakikati bilen boş konuşmaz, ama konuşulan herşeyin boş olduğunu bilir.

Velhasılı Kelam, Mikhail Naimy'e selam. Bu kitabı tekrar tekrar okuyacağım ömrüm oldukça.
240 syf.
Piyasada çok fazla sayıda kitap var ancak Mirdad’ın Kitabı hepsini egale edip gönlümde çok güzel bir yer edindi. Bu duyguyu yaşamamı sağlayan ince ruhlu nadide insana teşekkürü bir borç bilirim.
Mikhail Naimy başyapıtın mimarı... Tüm tecrübesini topladığı tek kitap… Bir daha büyük cümleler kurmayacağıma dair kendime söz vermeme rağmen muazzam diyorum eser için. “Kitapların Everest’i” gibi tanımlamalar kurulmasına rağmen ben kendim de Mirdad’ın Kitabı için “Mirdad’la Milattan Önce Mirdad’la Milattan sonra” ifadesini uygun buldum. Tabii bu milat benim için geçerli :)
Kitabı anlamak için kitapta kullanılan kelimelere bakmayınız satır araları onu tarif etmek için daha anlaşılır. Sadece akılla anlaşılacak bir eser değil akıldan ziyade kalbi ile okumalı insan bunu, o yüzden kalbi ile okumayacaklara kitabı tavsiye etmiyorum. Sizi kendinizin de ötesine geçirecek bu eserin özüne ulaşamayanlar başarısızlıklarını kitaba yüklemesinler. Biraz sert oldu ama gerçek böyle :) Çünkü bu kitap çok eski çağlardan kalma en büyük kitaplardan. Şiir gibi müzik gibi bir meditasyon hocasından alınan bir mesaj niteliğinde okumanızı tavsiye ederim. Kitap sizin çevrenizde belirli bir atmosfer yaratmak içindir. Eğer hazırsanız, hazır olursanız, atmosfer yaratılmış olacak ve büyük bir sessizlik kitabı iliklerinize kadar hissedeceksiniz. Ve sessizlik her zaman keyiflidir. Sessizlik demişken yazar eserde aynen şu ifadeyi kullanmaktadır. “Gürültülü bir erdem, sağır bir adaletsizlikten daha kötüdür.” Ne kadar da güzel bir ifade! Ünlü bir düşünürümüzün de belirttiği gibi “Fazla konuşmak, tehlikelidir. Sessizlik ise bazen kötü şansı engellemenin en iyi yoludur. Papağanları düşünün. Konuşabildikleri için kafese kapatılırlar. Konuşamayan diğer kuşlar ise özgürce uçmaya devam ederler.” Sanırım ömrümün kalan kısmında da daha sessiz bir hayat tercih edeceğim. Çünkü sessizlik her zaman mutluluk getiriyor.
Kitap, Nuh tufanının anılarını mistik düşünce tarzı ile ele alıp bir dağın tepesinde ismi Gemi Ev olan bir manastırda başlamaktadır. Her cümlesinin altı çizilmeye değer olan bu eserde Mirdad en başından en sona doğru yaşanmışlıklarını anlatmaktadır. Mirdad’la beraber Shamadam, Noranda, Bennoon, Micayon, Micaster, Zamora ve adlarını hatırlayamadığım kişiler ile olan ilişkisini sevgi, kıyamet, anlayış, otorite, kadın erkek ilişkisi ve daha sayamadığım birçok konu üzerinde fikirlerini zaman zaman esrarengiz bir biçimde zaman zaman da direkt bir biçimle açıklamış. Site üzerinde hoşuma giden alıntılar yaptım ve bunlar üzerinde en çok ilgimi çeken ise şu olmuştur. "Sevgi yaşamın melodileriyle çarpan bir huzurdur. Nefret ölümün şeytani sesiyle sava açmaya can atıcıdır. Siz hangisini seçerdiniz? Sevip, ebediyen huzurlu olmayı mı? Yoksa nefret edip ebediyet kavga içinde olmayı mı?" Konu ile ilgili hemen de Hz. Ali o eşsiz sözü aklıma geliyor. “Gören göze karanlık perde olamaz, görmek istemeyen göze ışık ne yapsın” Sabahları uyanıp aynaya baktığımızda içimizdeki sevginin ya da nefretin yüzümüze yansıdığını görürüz. Öncelik sevgi olduğunda hayatımızın da akışındaki sorunlara daha pozitif yaklaşır ve çözeriz. Bazen de içimizdeki kaynağı farkında olmadan, değişik ruh hallerine kapılarak kurutmaya çalışırız ki bu da sonumuzun pek de iyiye doğru gitmediğini gösterir. Mirdad bu konuların üzerinde detaylıca durmuş olup aydınlatacağı kadar aydınlatmıştır bizleri.
Daha yazılacak çok şey var kitabı okuyun pişman olmazsınız.
%6 (13/240)
·Beğendi·10/10
Cok sevdigim bir dostumun önerisiyle edindim ve hemen basladim... bitirince ise birine hediye edecegim konusunda soz verdim fakat kitabin kapağında "Mirdad'in Kitabi her evde olmali. O çok değerli. Mirdad'in kitabi kitaplarin Everesti'dir. -OSLO" yazdigini görünce sanirim sözümden cayma hakkimi kullanacagim üzülerek...🥰
240 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Onun yükü ne topraklar, mallar nede gümüşler, altınlar ve mücevherlerdir. Onun yükü, parlayan ruhlardır gölgelerinden kurtulmuş, ışıkta ve anlayışın özgürlüğünde.
Bırakın, kendini aşmak isteyenler, bir olmak isteyenler ve yeryüzünden demir almak isteyenler binsin bu gemiye.
İşte, böyle öğrettim Nuh'a.
Ve şimdi size de öğretiyorum.
Öncelikle Mirdad'ın kitabından önceki kesimde yer alan kafiyeli üslup inanılmaz itici, hatta merak edip kitabın orjinal ingilizce metnine baktım ve bu şekilde bir üslup yok, bir çevirmenin kitabın orjinal üslubunu Nelda Bayraktar'ın kafasına göre değiştirmesi inanılmaz, rezil bir giriş yapmış ama orjinali bu olmadığı için bunu yazara addetmek haksızlık olabilir ama kendi üslubu da bundan çok daha iyi değil, örneğin aşağıdaki cümleyi bir kitaba koymak kanımca ancak 12 yaşından küçük bir yazar için mazur görülebilir.
"Of a certain morn, just as darkness was graying into light, I shook the night’s dreams off my
eyelids, and grasping my staff, with seven loaves of bread, I struck for Flint Slope."

Bunun dışında kullandığı semboller farklı bölümlerde farklı anlamlara geliyor, okuyucu sınamak için mi bu?

Mirdad'ın ilk kez konuştuğu bölümde söyledikleri o kadar boş ki diğer rahiplerin ağzının açık kalarak büyülenerek onu bu konuşma sonunda baş tacı etmeleri sadece yazarın okuyucuya yazdım oldu hissi vermesine neden oluyor, bir çok yerde bu devam ediyor. Aslında kitabın arka kapağında yazan OSHO yorumu da bunu destekliyor "Onu herhangi bir kitabı okur gibi okuma. Bir üstattan gelen mesaj gibi oku.", yazar da kitabınının sorgulanmayacak bir kaynaktan okur gibi okunmasını istediği kanaatine vardırdı beni.
Zaten fazlaca sıkıntıda olan dünyayı sıkıntıya sokmaktan vazgeçiniz.

Hiç durmadan çöp ve çamur boşalttığınız bir kuyudan temiz su çekebileceğinizi nasıl ümit edebilirsiniz? Her dakika karıştırdığınız havuzun sularının nasıl temiz ve durgun olmasını beklersiniz?
Unutmayın ki;
yaşamın anahtarı yaratıcı sözcüktür.
Yaratıcı sözcüğün anahtarı sevgidir.
Sevginin anahtarı ise anlayıştır.
Kötü olan kader değildir yoldaşlarım;
çünkü kader Üstün İrade'nin başka bir ismidir.
Kötü ve dönek olan insanın dileğidir.
Birbirine eşit olmayan şeylerin nasıl eşit olabildiğini anlamak istiyorsanız ellerinizin parmaklarına bakınız.
Kadına hürmet edip onu sayınız yoldaşlarım. Sadece ırkın anası ya da bir sevgili veya eş olduğu için değil fakat yaşamın dualitesindeki ıstırap ve cefada erkeğin ikizi ve paylaştığı varlık olduğu için. Çünkü o olmaksızın erkek dualitenin dilimini aşamaz. Fakat birliğini kadında bulacaktır erkek ve erkekte bulacaktır kadın dualiteden kopmuş özgürlüğünü. Ve ikizler-zaferi kazanan ne erkek ne dişi olmasına rağmen- zaman içinde tek bir şeyde yani Üstün İnsan'da birleşecektir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Mirdad'ın Kitabı
Alt başlık:
Vaktiyle Nuh'un Gemisi Adı Verilen Mabedin Sıradışı Öyküsü
Baskı tarihi:
2008
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055890148
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Butik Yayıncılık
Bu kitap, "MİRDAD’IN KİTABI"dır; derman arayanlar için
bir deniz feneri, sığınmak isteyenlere bir limandır.
Mirdad’ın Kitabı, sayısız okuyucunun yüreğine dokunmuş bu muhteşem hikâye, bir insanın bilincini genişletmenin ve içindekini ortaya koymanın nasıl mümkün olabildiğini yeni nesillere de gösteriyor.
Kitap, temelde Mirdad ile öğrencileri arasındaki diyaloglardan oluşuyor. Bu diyaloglar, Sunak Tepesi’ndeki Nuh’un Gemisi’nde göreve hizmetkâr olarak başladığı sırada geçmektedir. Diyaloglar, Mirdad’ın baş öğrencisi Naronda’nın anlatımıyla, daha çok soru cevap şeklindedir.
Bu kitap dünyanın en büyük spiritüel edebiyat klasiğidir.

Kitabı okuyanlar 67 okur

  • Ayça Şengönül
  • mert enderoglu
  • Simay KARADAL
  • Tuğba
  • UmuT
  • Gullu
  • Özlem Kayir
  • Ç.
  • Htc_
  • şuko

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%8.3
25-34 Yaş
%25
35-44 Yaş
%50
45-54 Yaş
%8.3
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%8.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%46.4
Erkek
%53.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%48.1 (13)
9
%18.5 (5)
8
%11.1 (3)
7
%11.1 (3)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%3.7 (1)
2
%7.4 (2)
1
%0