Puan vermedi·236 syf.····Okunma: 19 Ekim 2025 09:12 José Saramago’nun “Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş” adlı romanı, ölüm kavramını hem felsefi hem de insani yönleriyle ele alan sıra dışı bir eserdir. Yazar, bu kitapta ölümün olmadığı bir ülkede neler yaşanabileceğini anlatarak bizleri alıştığımız düşünce biçimlerinin dışına çıkarır. Roman, “bir gün ölümün işini bırakmasıyla” başlar; kimse ölmemekte, yaşlılar, hastalar, yaralılar yaşamaya devam etmektedir. İlk bakışta bu durum bir nimet gibi görünür; ancak kısa sürede ölümün yokluğunun da kendi içinde bir felaket olduğu anlaşılır.
Eserin temel teması ölümün kaçınılmazlığı ve yaşamın anlamıdır. Ölümün ortadan kalkmasıyla düzenin bozulması, yazarın “ölümün de yaşamın bir parçası” olduğu düşüncesini vurgular. Ayrıca, insanın bencilliği, sistemin çürümesi ve ahlaki değerlerin sorgulanması gibi temalar da öne çıkar.
Saramago, ölümün mektuplar aracılığıyla insanlara “haber verdiği” ikinci bölümde, ölümü bir kadın figürü olarak karşımıza çıkarır. Bu bölümde ölüm, insanileşir; duygular, merhamet ve sevgi kavramlarıyla tanışır. Böylece roman, soyut bir düşünceden somut bir insani hikâyeye dönüşür.
Saramago’nun dili, alışılmış roman anlatımının dışındadır. Noktalama işaretlerini az kullanır; cümleler uzun, düşünceler iç içedir. Ancak bu anlatım biçimi, onun “yaşamın karmaşasını” yansıtma biçimidir. Yazarın ironik, yer yer alaycı dili, felsefi konuları okura daha yakın kılar.
Kitapta zaman zaman toplumsal eleştiri ağır basar; devletin, kilisenin ve medyanın ölümün yokluğuna verdiği tepkiler üzerinden modern toplumun ikiyüzlülüğü gösterilir.
Bu eser, sadece ölüm üzerine değil; yaşamın değerine dair de düşündürür. Ölümün ortadan kalkmasıyla aslında yaşamın anlamını kaybettiğini fark ederiz. Çünkü yaşamı değerli kılan şey, onun sonlu oluşudur.
Saramago’nun amacı korkutmak değil, düşündürmektir. Ölümü kabullenmenin aslında yaşamı sevmek anlamına geldiğini sezdirir. Bu yönüyle kitap, hem edebî hem de felsefi bir deneyim sunar.
“Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş”, insanın en temel korkusunu, yani ölümü; sıra dışı bir bakış açısıyla, ironik ama derin bir dille sorgular.
Roman bize şu soruyu fısıldar:
“Ölüm olmasaydı, yaşamın değeri olur muydu?