Gönderi

Bir Ölü, Bir Deli, Bir De Kalbi Kırık Ben
10/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2025 145. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Ekim 2025 22:21
Kitabı bitirdiğim de durumumuz tam olarak bu şekildeydi. Tamam büyük spoiler verdim ama siz de beni anlayın eğer ki sadece hikaye kötü sonlu bitti deseydim bile anlamayacak mıydınız karakterlerin kavuşamadığını, hatta eminim ki büyük bir çoğunluk ikisinden birinin öldüğünü de muhakkak ki tahmin ederdi. Benim burada yaptığım tek şey sizin bu tahmininizi onaylamak oldu o kadar. Lütfen bana çok kızmayın. Kibrit , şans eseri okumaya başladığım ve bitirdikten sonra bunu yaptığım için hem çok mutlu hem de kırgın hissetiğim bir kitap. Kalbimde bir yangın var nasıl anlatayım ki size. Hayatımda hiç bu kadar güzel bir romantizm, böylesine saf ve yoğun duygular ve canımdan çok seveceğim bir çift okumamıştım. Kaderleri o kadar acı doluydu ki ana karakterlerin belki onlar dile gelip yazara sitem edemez ama ben ikisini böylesine zalim bir kadere mahkum ettiği için Cemal Latifoğlu 'na çok kırgınım. Eğer ki kitabı okurken göğüs kafesime santim santim işleyen ve en sonunda da kalbimi paramparça eden bu kırgınlık beni tıpkı ruhumu öldürdüğü gibi fiziksel olarak da öldürebilseydi şayet şu an burada durup size bu satırları yazamazdım. Daha önce hiç bir kitap için tek damla gözyaşı dökmemiş olan ben Kibrit 'in son sayfalarında kendimi toparlayamadım. Gözlerimin önünü kapatan yaşlar görüşümü bulanıklaştırıp usulca gözlüğümün camlarına düşerken elimde peçete hikayenin finaline ulaşabilmek uğruna kanayan kalbimle savaştım. Öhm neyse kendimi kaptırmayayım sonuçta buraya benim yaptığım edebiyatı okumaya değil kitabın incelemesini görmeye geldiniz. Hemen konuya geri dönüyorum o halde. Kitapta romantizm var fakat sadece bir romantizm hikayesi değil kesinlikle. Hem Kutay hem de Lidya lise çağında ama ne bu bir genç kurgusu ne de klişe bir hikaye. Ben koca kitap boyunca onların hiçbir şımarık ya da sinir bozucu hareketini görmedim keza diğer karakterler de fazlasıyla olgundu. (Her ne kadar yan karakterler gerçekten de biraz geri planda kalmış olsa da.) Kibrit yazım dili ve üslubu açısından benim nazarımda kesinlikle büyük bir edebi değere sahip. Hem felsefi hem de şiirsel bir yapısı var. Olaylar çoğu zaman ya dramatize ediliyor ya da romantikleştiriliyor fakat bu fazlasıyla ustaca bir şekilde yapılmış. Yani insan kesinlikle durup da bunlarla dalga falan geçemiyor çünkü her şey çok ciddi. Kitapta öyle güzel cümleler var ki elimden gelse tüm kitabı alıntılardım ama biraz üşendim yalan olmasın. Bunun haricinde yazar hikaye boyunca okuyucuyu düşünmeye ve en ufak bir duygunun üzerinde dahi kafa yormaya zorluyor hatta karakterlerin kendisi bile bu süreçte bize eşlik ediyor sürekli olarak. Kibrit eylemden ziyade his ağırlıklı bir kitap, tabii ki de büyük küçük pek çok olay yaşanıyor arka planda ama başrolü herzaman duygular oyanamakta. Birini görmeden, sesini duymadan ya da ona dokunmadan sevme düşüncesi gerçekten çok eşsiz, aynı zamanda işlemesi de bir o kadar zor bir fikir. Yazarı bunu mükemmel bir şekilde başarabildiği için tebrik ediyorum ve böyle bir kitap yazdığı için de ayrıca teşekkür ediyorum. Finalinde beni çok üzse dahi Kibrit 'i okuduğum için asla pişman olmadım ve kesinlikle herkes bu kitabı okumalı diye düşünüyorum. Hiç bir şekilde sığ bir romantizm hikayesi değil, sakın o şekilde bir önyargınız olmasın ve bana güvenip gönül rahatlığıyla okuyun lütfen. Konudan bahsetmek için biraz geç kaldım fakat neyle karşı karşıya olduğunuzu anlamanız için az da olsa değinmem gerekiyor: (ki hiç de az olmadı gene) Kutay Harmanlı babasının onları terk etmesinin ardından alkolik annesiyle bir başına kalan ve o günden beridir de her şeyle yalnız başına mücadele etmek zorunda kalan 19 yaşında bir genç. Dışarıya karşı güçlü durmaya çalışsa da aslında içten içe kırgın ve sevgiye muhtaç bir çocuk. Ama yıkılmadan ayakta durabilmek adına kalbine duvarlar örüyor ve çevresine karşı asi, hırçın, ulaşılamaz biri haline geliyor. Kutay tüm dertlerini içtiği sigaralarla atmaya çalışan ve herbirini tek bir kibritle tutuşturan biri. İsmini kitabın sonlarına doğru ancak öğrenebildiğimiz Sıla yani Lidya ise babasını, nefesini ondan çalan sigaralar yüzünden küçük yaşta kaybetmiş olan bir kız. O zamanlar babasını kurtarmak, ona nefeslerini geri vermek için içtiği sigaranın izmaritlerini toplayan Lidya babasına özenle sakladıklarını ulaştırmayı bile başaramadan ölüm haberini alıyor onun. Derken yıllar sonra birgün sigara içen bir çocuğa ilk görüşte aşık oluyor, yani Kutay'a. Tıpkı bir zamanlar babası için yaptığı gibi onu da kurtarmak istiyor, en azından bu sefer sevdiği insan onunla kalsın istiyor ve böyle böyle günlerini onu izleyerek, takip ederek geçirmeye başlıyor. (Şimdi bu takip meselesi beni bir tık rahatsız etti açıkçası, bakın böyle şeylerin cinsiyeti olmaz bence ve ne kadar severse sevsin insan böyle uç işlere asla kalkışmamalı.) Neyse Lidya 7 ay kadar bir süre boyunca kendi içinde Kutay'ı sevdikten sonra bir blog hesabından ona yazmaya başlıyor, fakat İzmarit kullanıcı adıyla tabii ki. Asla kimliğini açık etmiyor ve bir müddet de o blogdan iletişim kurmaya devam ediyorlar. Yani her şeyin başlangıcı bu şekilde işte ama ileride neler oluyor neler , sadece şunu bilin ki çok ağlayacaksınız. Çünkü bu hikayede tıpkı gerçek hayatta olduğu gibi kötü günler iyilerden daha fazla ve mutlu son sadece hayallerde mümkün, Kutay'ın hayallerinde... !!!SPOİLER!!! Kutay'ın Lidya'nın gidişiyle birlikte asla toparlanamaması ve en nihayetinde annesinin kaderini yaşaması çok üzücüydü. Benim bu hayatta en korktuğum şey ölmek değil delirmektir ve bu kitapta da bunun ne kadar kötü bir şey olduğunu görüyoruz zaten. Lidya hiç yaşayamasalarda onlar için mutlu bir hikaye yazmak istemişti ama ömrü kitabını tamamlamaya yetmedi ne yazık ki. Onun ardından Kutay'ın bu hikâyeleri yazması ve sona erdiğinde de kendi canına kıyması bana bu hayatta unutamayacağım kadar büyük bir acı yaşattı. Keşke Sina ona hiç ulaşmasa ve Kutay'ı İzmarit'ine kavuşturmasaydı çünkü böyle yaparak o zamana kadar Lidya'nın yapmaya çalıştığı her şeyi heba etmiş oldu bir anda. Kibrit benim kalbimi çok kırdı çok, ağlamama sebep olan ilk roman olarak gönlümde asla unutamayacağım bir yer edindi. !!! SPOİLER İS OVER!!! Karakterlere gelecek olursak; * Lidya Gökçen/Sıla Arslan= Hayatı romantize etmeyi seven, şair ruhlu gencecik bir kızdı. Bana dramatikliği bir parça fazla gelse de yine de kendisini çok sevdim, asla böylesine bir sonu ve böyle büyük acılar çekmeyi haketmiyordu. Kendisiyle ilgili tek olumsuz düşüncem inatla kimliğini Kutay'dan gizlemesi ve karşısına çıkmayı reddetmesi oldu. Zaten finalde de gördük ki bu çabalarının hiçbir anlamı olmadı aksine her şey onun korktuğundan çok daha kötü şekilde gelişti. * Kutay Harmanlı... yani erkek ana karakterimiz, ben Lidya'ya da çok değer versem bile kesinlikle en çok sevdiğim karakter Kutay'dı. Gerçekten... çok başka bir insandı Kutay. Onun aşkını da, acısını da derinden hissettim ve yine en çok ona üzüldüm, çünkü geride bırakılan ve her şeyle tek başına mücadele etmek zorunda kalan oydu. Keşke beni de böylesine seven biri olsaydı dedirten türden güzel bir insandı, ah ah... * Sina = Başlarda kendisini anlamakta zorlansam ve ne ara Lidya'yla en yakın arkadaş olduklarını tam olarak kestiremesem de sonrasında ona hayran kaldım. Biraz farklı bir birey ama kesinlikle gerçek bir dost, eğer ki o olmasaydı Lidya kesinlikle çok daha mutsuz olurdu. * Arda Kürşat Uçuşer= Hikayedeki mutlu tek birey, tek güldürü unsuru oydu. Yemin ediyorum Arda yüzümü güldürmese kahrımdan ölürdüm herhalde. Tamam Kutay ve Lidya'nın da güzel anları vardı fakat hadi ama şimdi dönüp baktığımda aklıma iyilerden çok kötüleri geliyor, en çok onlar kazınmış hafızama. Ve o da Lidya için Sina neyse Kutay için oydu, keşke daha çok değer görseydi canım. * Sedef= Kendisi biraz etkisiz elemandı ve kimseye ne bir faydası dokundu ne de kayda değer bir şey yaptı, sadece ismen vardı gibi. Zaten onu çok fazla da göremediğimiz için hakkında pek bir düşüncem yok, yani olmasa da olurdu bence. * Gülten Gökçe= Başlarda bizim Kutay ve Arda ikilisi için bir abla rolündeydi hatta Kutay'a annesinden daha fazla annelik yapan saygı duyulası bir insandı. Emekli edebiyat öğretmeni olduğundan hem çok aklı başında konuşuyor hem de inanılmaz derecede güzel bir üslupla tavsiyeler veriyordu, hani mutlaka çevrenizde bu tarz biri olsun diyeceğiniz türden biriydi. Şimdi onun Lidya'yla olan bağlantısı fazla beklenmedikti ve beni bayağı şaşırttı, zaten üzülecek bir ton şey varken o da her şeyin üzerine tuzu biber oldu. Ay ne bitmek bilmez bir inceleme oldu öyle değil mi? (⁠⁠╹⁠▽⁠╹⁠⁠) Aslında yazacaklarım henüz sona ermedi ama bu seferlik burada noktayı koyuyorum size acıdığım için, kalbimde kalan diğer her şeyi ise başka bir şekilde ulaştıracağım size elbet, o konuda gözünüz arkada kalmasın. Yani demem o ki Kibrit çok güzel bir kitaptı, zaten bir ton şey yazdım yukarıda aynı şeyleri sürekli tekrar ediyorum fakat bu sonuca ulaşamadıysanız da ne bileyim yani. Mutlaka okuyun bu romanı, gerçekten harika ve insanı etkileyen bir hikayeye sahip. Ben Kibrit'le güldüm, ilk kez Kibrit'le ağladım. Bugüne kadar asla akmayan gözyaşlarım sel oldu gitti onunla, kendimi toparlayamadım bittiğinde. Kesinlikle herkesin bu kitabı okumasını ve Cemal Latifoğlu 'nun kalemiyle tanışmasını istiyorum (´∀`)/. Bu arada kendi bulduğu texting ile romanın eş zamanlı olarak okunması fikri de gerçekten farklı ve güzeldi benim için, hikayeye ayrı bir boyut kattığını söylemeliyim. Bir yandan da kıskandım kendisini azıcık, benden bir yaş küçük olmasına rağmen neler neler başarmış. Yüz yüze onunla buluşup konuşmak isterdim mutlaka. Karşılıklı oturup yazdığı kitaplar hakkında sohbet edebilmek çok güzel bir deneyim olurdu benim için. Aman neyse hayallerimi frenlemem lazım acilen çünkü şimdiden onu Kutay gibi düşünüp hiç görmeden aşık olmaya başladım bile ehe. Neyse hepinize hoşçakal diyorum umarım tavsiyeme uyup Kibrit 'e bir şans vermeyi düşünürsünüz. Kesinlikle pişman olmayacaksınız.
1000Kitap
KibritCemal Latifoğlu · Ephesus Yayınları · 2023861 okunma
·
490 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Firefly
Gönderi Sahibi
* Bu kitabın texting versiyonu olan İzmarit 'in incelemesi → #286197461 * Bu da hikayesi için yazdığım özetvari yazı → #286306861