Bu kitabı gördüğümde ilk dikkatimi çeken şey kapak fotoğrafıydı. :)
Arka planda solgun bir kadının yüzü vardı; yaşlıydı ama öylece yaşlı değil, sanki bir bilge, bir Konfüçyüs edasıyla bakıyordu insana.
Yüzünde hem yorgunluk hem huzur, hem kırgınlık hem kabulleniş vardı.
Ve o yüzün önünde beliren o renkler… sanki hayata dair bütün gölgeleri ve ışıkları aynı anda taşıyordu.
O yüzden daha ilk bakışta hissettim: bu kadının içinde anlatılmamış bir dünya var.
Kitaba başladığımda onun bir tuvalet temizleyicisi olduğunu öğrendim.
Düşünsene, elinde bez, bir ofisin tuvaletine giriyor. Ama aynı anda o ofiste çalışan adamın yüreğine de giriyor. O adamın hiç doğmamış çocuklarını, hiç yaşayamadığı hayalleri, içine attığı küskünlükleri temizliyor. O Fransız adamın katı kurallarını, "olmaz"larını, "yapamaz"larını siliyor bir bir. Yerine "belki"yi, "ya olursa"yı, "neden olmasın"ı yerleştiriyor.
Ama sayfalar ilerledikçe, onun sadece tuvaletleri değil, insanların iç dünyalarını da temizlediğini fark ettim.
O kirli yerleri silerken, sanki insanların kirli düşüncelerini de arındırıyordu.
Bir yandan sessiz, bir yandan her sözüyle insanın içine dokunan bir kadındı o.
Bayan Ming yaşlıydı ama yaşının ötesinde bir bilgelik taşıyordu.
Onun konuşmalarında öyle bir yumuşaklık, öyle bir derinlik vardı ki, insan bazen onun gerçekten yaşadıklarından mı, yoksa kalbinde büyüttüklerinden mi bahsettiğini bile ayırt edemiyordu.
O on çocuğu belki hiç olmamıştı ama onların her biri, bir sevginin, bir öğüdün, bir umudun sesi gibiydi.
Her birinde, bir annenin kalbinden süzülmüş bir hakikat gizliydi.
Ben bu kitabı okurken bir roman değil, bir insan dersi okudum.
Bir temizlik görevlisinin ellerinde değil, kalbinde bir kutsallık vardı.
Tuvaletleri temizliyordu, evet… ama asıl insanın içini temizliyordu.
Kırgınlıklarımızı, önyargılarımızı, o kirli düşünce tortularını bir bir siliyordu.
Ve sonunda şunu düşündüm:
Gerçek annelik, doğurmakla başlamıyor.
Gerçek annelik, bir insana dokunabilmekle başlıyor.
Bayan Ming, hiç doğurmadan anne olmayı başarmış bir kadındı.....
Okuyacak olanlara şimdiden keyifli okular dilerim
Bayan Ming'in Hiç Olmayan On ÇocuğuEric Emmanuel Schmitt