10/10
·330 syf.··
Beğendi
·
2021 8. kitabı
“İnsan bazen kendi içindeki canavarı en son fark eder.” Zülfü Livaneli, “Kardeşimin Hikayesi” ile insan ruhunun karanlık dehlizlerinde yankılanan bir hikâye anlatıyor. İlk sayfalarda sıradan bir cinayet romanı gibi başlayan eser, ilerledikçe bir vicdan muhasebesine, bir iç hesaplaşmaya dönüşüyor. Romanın merkezinde Ahmet Arslan adında, sahil kasabasına yerleşmiş, inzivaya çekilmiş bir mühendis var. Bir gün kasabada bir genç kız öldürülür, ardından olayı haberleştirmek için gelen gazeteci Nevra, Ahmet’in hayatına girer. Ahmet, Nevra’ya kardeşi Mehmet’in hikayesini anlatmaya başladığında, okur hem bir cinayetin çözümüne hem de bir insanın iç dünyasındaki çözülmeye tanıklık eder. Livaneli’nin anlatımı her zamanki gibi sade ama etkileyicidir. Doğa betimlemeleriyle kasaba adeta bir karaktere dönüşür. Ahmet’in evinin sessizliği, denizin huzuru, içindeki fırtınanın tam zıddıdır. Okudukça, bu sakinliğin altında saklanan karanlık bir sır olduğunu hissedersin. Romanın sonuna gelindiğinde ise Livaneli’nin ustalığı ortaya çıkar: Ahmet’in anlattığı “kardeş” aslında kendi benliğidir. Kardeş figürü, insanın içindeki ikinci sesi, bastırılmış tarafını temsil eder. Bu noktada roman, psikolojik bir aynaya dönüşür. Okur da ister istemez kendine sorar: “Benim içimdeki kardeş kim?” “Kardeşimin Hikayesi”, sadece bir cinayetin değil, bir insanın ruhundaki suçun hikayesidir. Livaneli, her satırda bizi sorgulamaya davet eder: Suçlu kimdir? Cinayeti işleyen mi, yoksa sessiz kalan mı? > “İnsan, kendi içindeki karanlıktan kaçtıkça, o karanlık daha da büyür.”
Kardeşimin HikayesiZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2019126,6bin okunma
·
58 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.