Ayhan ERKUT

Ayhan ERKUT
@ayhnerkt
Beni bende demem, bende değilim Bir ben vardır bende, benden içeri. Yunus Emre
Hemşire
Adıyaman Üniversitesi
Kırıkkale
Adıyaman, 1 Temmuz
119 okur puanı
Eylül 2017 tarihinde katıldı
@ayhnerkt·
·
sabitlendi
Eğer beni Allah'a hazırlamıyor, O'na yaklaştırmıyor ve beni O'nun kulu kılmıyorsa; bütün bu planlar anlamsız ve kıymetsizdir, birer başarı sayılmazlar.
Din
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Tedebbür ne demektir?
أَفَلَا یَتَدَبَّرُونَ ٱلۡقُرۡءَانَۚ Onlar Kur'ân’ı tedebbür etmezler mi? (Nisa sûresi, 82.) Tedebbür ile tedbir aynı kökten gelmektedir. Tedbir, bir işi tüm yönleriyle planlamak demektir. Bir şeyin sonucunu önceden planlamak tedbirdir. Arkasını düşünmek tedbirdir. Hazırlık yapmak tedbirdir. Görünmeyen kısmı ve detayı fark etmek tedbirdir. Bir sorunla karşılaşmadan önce hazırlık yapmak tedbirdir. Leb demeden leblebiyi anlamak tedbirdir. Tedebbür, Kur'ân’ın arka planını okumak demektir. Parmağa değil, parmağın işaret ettiği yere bakmaktır. Lafzı değil, manayı okumaktır. Kur'ân’ı satırdan sadra almaktır. Emrin gereğini yerine getirmektir. Lafzın işaretini bulmaktır. Kur'ân’ın ne dediğini ve ne demek istediğini anlamaktır. Tilavet zahir olanı görmek, tedebbür ise gizli olanı ve arka planı görmektir. Tedebbür, hayatı Kur'ân ile planlamaktır. Tedebbür işaretleri okumaktır. Hava durumunu yoklamak, lafzı okumaktır. Hava durumuna göre giyinmek ise tedebbür ve tedbirdir. Tilavet; yol tabelalarını/uyarı işaretlerini/Kur'ân ayetlerini okumaktır. Tedebbür ise bunun gereğini yerine getirmektir. Tedbir, dünyayı okumak, tedebbür ise ahireti okumaktır. Tedbir ve tedebbür harekete geçmek, eyleme geçmektir. Tedebbür, tedbirdir. Tedbir, tedebbürdür. Murat Padak
Allah’ı Hesaba Katmayanın Hesabı Görülür! Bugün Kur'ân kıssalarından birini anlatmak istiyorum. Allah Teâlâ Kalem sûresinde bahçe sahiplerinin olayını şöyle anlatmıştır: “Biz onları, bahçe sahiplerini imtihan ettiğimiz gibi imtihan ettik. Bahçe sahipleri sabaha ulaştıklarında bahçedeki ürünleri toplayacaklarına ve hiç kimse için bir şey ayırmayacaklarına dair yemin etmişlerdi. Onlar uykudayken Rabbinden gelen bir azap bahçeyi kuşattı. Böylece bahçe hasat edilmiş bir hale döndü. Bahçe sahipleri sabahleyin uyandıklarında birbirlerine seslendiler: “Eğer ürünlerinizi toplayacaksanız haydi erkenden ekininizin yanına gidin.” Hemen yola koyuldular; birbirleriyle fısıldaşıyorlardı: “Bugün yanınıza hiçbir yoksul girmesin” diyorlardı. Onlar yoksulları mahrum edebileceklerini zannederek sabah erkenden bahçeye gittiler. Fakat bahçeyi gördüklerinde, “Biz herhalde yanlış yola saptık” dediler. Onlardan biri, “Bilakis bizler ürünümüzden mahrum bırakıldık” dedi. Onlardan aklıselim olan kişi dedi ki: “Ben size Allah’ı hamdederek tesbih edin dememiş miydim?” Onlar, “Rabbimizi hamdederek tesbih ederiz. Bizler gerçekten zalim olduk” dediler. Sonra birbirlerine yönelerek birbirlerini kınamaya başladılar: “Yazıklar olsun bize! Bizler gerçekten haddimizi fazlasıyla aştık. Umarız Rabbimiz bize bunun yerine daha hayırlısını verir. Bizler Rabbimize yöneliyoruz.” Dünyadaki azap işte böyle olur. Ahiret azabı ise bundan daha büyüktür. Keşke bilselerdi!” (Kalem sûresi, 17-33.) Onlar plan kurdular. Allah da plan kurdu. Onlar sabah erkenden yola çıktılar. Kimseye görünmeden, hırsızlar gibi yola koyuldular. Ama Allah ne uyur ne de uyuklar. Onların mallarını yerle bir etti. Mallarını paylaşmak istemediler. Yoksullardan esirgemek için plan yaptılar. Allah onların tüm malını ellerinden aldı.
Alıntı
Yarın sahip olacakların, bugün sahip olduklarından az veya çok olabilir. Hazreti Yusuf bir peygamberin sevgili oğluydu. Yeri yurdu güzeldi. Seven bir babası vardı. Ama gün geldi kardeşleri tarafından ihanete uğradı. Köle olarak satıldı. Kadın tacizi iftirasından cezaevine girdi... Hazreti Musa'nın annesi doğan bu çocuğu ne yapacağını bilemedi. Kalsa ölecekti Allah ona vahyetti. Musa'nın annesi onu bir sepete koydu. Bebek Musa ölümün eşiğinden Firavunun sarayına geldi. Yeni yurdu güzeldi. Ekmek elden su Nil'den idi. Musa belki hiç kimsenin hayal edemediği bir hayata kavuşmuştu. Ama günün birinde Medyen'e kaçtı. Bir köy evinde sekiz yıl hizmet etme şartıyla orada kalabilme seçeneğiyle başbaşa kaldı. Saraydan çobanlığa düşmüştü... Yusuf da sabretti, Musa da sabretti. Sabrın sonu selamet oldu... Bugün neredesin? Nil'e atılan bir sepette mi? Yoksa sarayda mısın? Ailenin gözdesi misin? Yoksa aile hasretiyle zindanda mısın? Yarın mı? Buna sen karar vereceksin... Murat Padak