Ayhan ERKUT

Ayhan ERKUT
@ayhnerkt
Beni bende demem, bende değilim Bir ben vardır bende, benden içeri. Yunus EmreYunus Emre
Hemşire
Adıyaman Üniversitesi
Kırıkkale
Adıyaman, 1 Temmuz
119 okur puanı
Eylül 2017 tarihinde katıldı
Reklam
Allah’ı Hesaba Katmayanın Hesabı Görülür! Bugün Kur'ân kıssalarından birini anlatmak istiyorum. Allah Teâlâ Kalem sûresinde bahçe sahiplerinin olayını şöyle anlatmıştır: “Biz onları, bahçe sahiplerini imtihan ettiğimiz gibi imtihan ettik. Bahçe sahipleri sabaha ulaştıklarında bahçedeki ürünleri toplayacaklarına ve hiç kimse için bir şey ayırmayacaklarına dair yemin etmişlerdi. Onlar uykudayken Rabbinden gelen bir azap bahçeyi kuşattı. Böylece bahçe hasat edilmiş bir hale döndü. Bahçe sahipleri sabahleyin uyandıklarında birbirlerine seslendiler: “Eğer ürünlerinizi toplayacaksanız haydi erkenden ekininizin yanına gidin.” Hemen yola koyuldular; birbirleriyle fısıldaşıyorlardı: “Bugün yanınıza hiçbir yoksul girmesin” diyorlardı. Onlar yoksulları mahrum edebileceklerini zannederek sabah erkenden bahçeye gittiler. Fakat bahçeyi gördüklerinde, “Biz herhalde yanlış yola saptık” dediler. Onlardan biri, “Bilakis bizler ürünümüzden mahrum bırakıldık” dedi. Onlardan aklıselim olan kişi dedi ki: “Ben size Allah’ı hamdederek tesbih edin dememiş miydim?” Onlar, “Rabbimizi hamdederek tesbih ederiz. Bizler gerçekten zalim olduk” dediler. Sonra birbirlerine yönelerek birbirlerini kınamaya başladılar: “Yazıklar olsun bize! Bizler gerçekten haddimizi fazlasıyla aştık. Umarız Rabbimiz bize bunun yerine daha hayırlısını verir. Bizler Rabbimize yöneliyoruz.” Dünyadaki azap işte böyle olur. Ahiret azabı ise bundan daha büyüktür. Keşke bilselerdi!” (Kalem sûresi, 17-33.) Onlar plan kurdular. Allah da plan kurdu. Onlar sabah erkenden yola çıktılar. Kimseye görünmeden, hırsızlar gibi yola koyuldular. Ama Allah ne uyur ne de uyuklar. Onların mallarını yerle bir etti. Mallarını paylaşmak istemediler. Yoksullardan esirgemek için plan yaptılar. Allah onların tüm malını ellerinden aldı.
Alıntı
Yarın sahip olacakların, bugün sahip olduklarından az veya çok olabilir. Hazreti Yusuf bir peygamberin sevgili oğluydu. Yeri yurdu güzeldi. Seven bir babası vardı. Ama gün geldi kardeşleri tarafından ihanete uğradı. Köle olarak satıldı. Kadın tacizi iftirasından cezaevine girdi... Hazreti Musa'nın annesi doğan bu çocuğu ne yapacağını bilemedi. Kalsa ölecekti Allah ona vahyetti. Musa'nın annesi onu bir sepete koydu. Bebek Musa ölümün eşiğinden Firavunun sarayına geldi. Yeni yurdu güzeldi. Ekmek elden su Nil'den idi. Musa belki hiç kimsenin hayal edemediği bir hayata kavuşmuştu. Ama günün birinde Medyen'e kaçtı. Bir köy evinde sekiz yıl hizmet etme şartıyla orada kalabilme seçeneğiyle başbaşa kaldı. Saraydan çobanlığa düşmüştü... Yusuf da sabretti, Musa da sabretti. Sabrın sonu selamet oldu... Bugün neredesin? Nil'e atılan bir sepette mi? Yoksa sarayda mısın? Ailenin gözdesi misin? Yoksa aile hasretiyle zindanda mısın? Yarın mı? Buna sen karar vereceksin... Murat PadakMurat Padak
Din her ülkede belli bir kesimin özel dini olarak kullanılıyor. Diğerleri, dini bu kişilerin anladığı ve yorumladığı şekilde yaşamak zorunda kalıyor. Hani siyaseti herkes yapar ama siyasi dokunulmazlık sadece bazı kişilere verilir ya aynen onun gibi dini dokunulmazlık da sadece bazı kişilerde. Onların inandığı gibi inanmak zorunda kalıyorsun. Sonra onlar dokunulmaz, tartışılmaz ve veto edilmez oluyor, diğerleri ise her hükme, her emre ve her yasağa muhatap oluyor. Onlar dinin kırmızı ışıklarında geçebiliyor ama diğerleri dinin sarı veya yeşil ışığında geçse ceza yiyor. Onlar güya dinin beyazlarıdır, diğerleri ise dinin zencileri, karaları ve kızıllarıdır. Dinin sahibi onlar... Onlar dönmek isterse "din dönmektir" derler, diğerleri dönmek zorundadır. Onlar, "dinde kul ile Allah arasında kullar vardır ve mutlaka olmalıdır" derse herkes kendisine bir aracı bulmak zorundadır. Onlar, "din kravattır ya da cübbedir" derse din kravat ve cübbedir. Başka tanımı yoktur. Arabistan'da din azınlığın kontrolünde. Suriye'de azınlığın elinde, Mısır'da azınlığın elinde. İran'da, Azerbaycan'da, Avrupa'da azınlığın elinde... Tabi ki Türkiye'de de azınlığın elinde. Bu azınlık bazen maddi diplomalı oluyor, bazen de sözüm ona manevi diplomalı oluyor. Onlar kardeşliği nasıl tanımlarlarsa din odur. Onlar özgürlüğü nasıl açıklarlarsa din odur. Onlar renklerini, zevklerini, dillerini, kültürlerini, örflerini, atalarının giyim kuşamını, hobi ve fobilerinini, ilke, ülkü ve ideallerini, hatta mezheplerini din yaparlarsa din budur, kimse buna itiraz edemez ve sen dilini, kültürünü, örfünü, hobi ve fobilerinini onlarınkine uydurmazsan din-dar olamazsın. Dışlanırsın. Merdiven altı din sahibi olarak gösterilirsin. Yobaz, ayrılıkçı, fitneci, anarşist olursun. Din onların sopasıdır, boyasıdır.
Ben de sevmiyorum ortalıktan kaybolanları ey İbrahim! Akşamları meclisimizde gözüken ama gündüz işimiz düşünce ulaşılamayanları ben de sevmiyorum ey İbrahim! Haydin sofraya denilince koşarak gelen ama sofra bitince güneşin batması gibi batıp gidenleri ben de sevmiyorum ey İbrahim! Bizimle elini baklava dilimine uzatan ama bizimle taşın altına elini uzatmayanları ben de sevmiyorum ey İbrahim! Kahkahamıza ortak olan ama acımızdan uzak duranları ben de sevmiyorum ey İbrahim! Bir doğan, bir batanları ben de sevmiyorum ey İbrahim! Bahçemizden otlanan ama başka kümeslere yumurta yapanları ben de sevmiyorum ey İbrahim! Murat PadakMurat Padak
Şiir
Reklam