“Bundan sonra parkta yürüyüşe çıktığınızda durup kendinize sorun: Çimenlerin arasındaki karahindiba ne görüyor? Otlar hangi kokuları alıyor? Meşenin yapraklarına dokunun, ileride ona dokunulduğunu hatırlayacağını bilerek. Ama sizi hatırlamayacaktır. Sizse o ağacı hatırlayacak ve anısını her daim hafızanızda yaşatacaksınız.”
(s.134)
Biyolog Daniel Chamovitz bir bilim insanı olarak bitkileri kitabında dünyanın sessiz tanıkları olarak konu ediniyor. Bitkilerin Bildikleri konularıyla anlatımı da sadece bir bilimsel araştırmalardan ziyade yazar merakın, şaşkınlığın ve hayranlığın içinden konuşuyor gibi aktarıyor. Okuyucusuna çevresindeki çiçeklere ve ağaçlara başka bir açıdan bakmayı gösteriyor.
Kitabındaki bölümleri bir insan duyusuna denk gelen yapıda kurguluyor. Bitkilerin Gördükleri, Kokladıkları, Duydukları, Hissettikleri, Hatırladıkları… bu duyularla birlikte her biri insanın algısındaki bitkilerin iletişimindeki bir dünyanın kapısını aralıyor. Darwin’den bugüne uzanan bilimsel gözlemleri bir araya getirerek bitkilerin çevreleriyle kurduğu karmaşık iletişimi anlatıyor. Bunu kuru bir bilim diliyle değil, ilgi çekici örneklerle yapıyor.
Yazar sonsözünde şu düşünceyi vurguluyor:
Bitkiler görür, hisseder, dokunur, koklar, hatırlar ve konumlarının bilincindedir. Onların farkındalığını anlamak, aslında doğayı anlamaktır. İnsanın kendi farkındalığı da doğadan ayrı düşünülemez. Doğayı dışlayan, hor gören ya da ondan uzaklaşan her bakış, insanın kendi bilincinden bir parçayı eksiltir.
Metis bilim serisinde okuduğum kısa ve anlamlı kitaplardan birisi oldu Bitkilerin Bildikleri kitabını meraklıları, her bölümünü keyifle okurken bilimselliğin zaman zaman çarpıcılığıyla örülü konularına da tanık olacaktır.
Herkese keyifli okumalar.