6/10
·136 syf.··
2021 82. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 23 Ağustos 2021 00:00
“Buhurumeryem” Lâle Müldür’ün şiir yolculuğunda önemli bir dönüm noktası ama açık konuşmak gerekirse, oldukça zorlandım. Bu kitabı okurken bir yandan şairin dildeki cesaretine, kelimelere biçtiği farklı anlamlara hayran kalıyorsun; ama öte yandan bazı yerlerde o kelimeler seni içine çekmek yerine dışarıda bırakıyor. Yani, bu kitap insanı büyülüyor da, yoran da oluyor. Müldür’ün dili bu kitapta oldukça yoğun, bazen karanlık. İmge kullanımı güçlü ama kimi zaman aşırı soyut anlamı değil, duyguyu yakalamaya çağırıyor seni. Bu da her zaman kolay olmuyor. Şiirleri okurken bir cümlede büyülenip, bir sonraki satırda “burada ne anlatmak istemişti?” diye düşünüyorsun. Bu karmaşa aslında Lâle Müldür’ün şiir tarzının özünde var; ama Buhurumeryem’de bu karanlık biraz fazla derinleşmiş. Bazı dizeler sanki duygudan çok biçime hizmet ediyor; güzeller ama mesafeli, etkileyiciler ama tam kalbe inmiyorlar. Yine de kitabın kendine özgü bir çekim gücü var. Lâle Müldür burada sadece kelimeleri değil, zamanın kendisini de büküyor sanki. Şiirlerinde bir kadın sesi değil, bir varoluş sesi var: kendine dönük, dünyadan uzak ama yine de dünyayı anlatan bir ses. “Buhurumeryem” adının kendisi bile bu ikiliği taşıyor bir yandan mistik bir bitki, öte yandan kırılgan bir ruh hâli. Kitabın sayfaları boyunca bu iki uç sürekli çatışıyor: güzellik ve ağırlık, ışık ve gölge, anlam ve boşluk. Eksik yönleri ise tam burada ortaya çıkıyor. Bazı şiirlerde imge bolluğu o kadar yoğun ki, duygu kayboluyor. Dilin estetiği, hissin önüne geçiyor. Bazı bölümler sanki fazla süslenmiş, bu da kitabın doğallığını zedeliyor. Bazen de şiirlerin birbirine bağlan
Şiir
BuhurumeryemLale Müldür · Metis Yayınları · 1994443 okunma
·
1 +1'leme
·
86 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.