Lale Müldür’ün *Buhurumeryem*’i, şiirin sınırlarını zorlayan, imgelerle yüklü, kadın bedenini, arzuyu, mitolojiyi ve kutsal olanı sert bir lirizmle harmanlayan çarpıcı bir eserdir. Müldür’ün dili hem büyülü hem yıkıcıdır; şiirlerinde kan, tütsü, ateş ve çiçek kokuları birbirine karışırken, kadınlık deneyimi geleneksel kalıplardan sıyrılıp başkalaşır. "Buhurumeryem" adı bile bir paradoksu çağrıştırır: buhur (tütsü) ile Meryem Ana’nın masumiyetinin yan yana gelişi, kutsal ile dünyevi, arınmış olanla tutkulu olan arasındaki gerilimi ortaya koyar. Müldür, şiirlerinde bedeni bir savaş alanına, bir tapınağa, bir enkaza dönüştürür; kadın sesi bazen fısıltıya, bazen çığlığa dönüşür. Mitolojik göndermeler (Medea, Persephone) ile gündelik hayatın sıradanlığı iç içe geçer, böylece şiirler hem evrensel bir trajedi hem de kişisel bir itiraf defteri gibi okunur. *Buhurumeryem*, okuru sarsan, kanatıp iyileştiren, diliyle büyüleyen ve Türk şiirinde kendine özgü bir yer edinen unutulmaz bir kitap