İlk 200 sayfasında öncesinde çokça benzerini izlediğimiz bir Netflix dizisini izlermişim gibi bir hisse kapıldım. Gündelik sade dil edebi tat vermediği noktada ilerlememi zorlaştırdı. Ancak sonrasında ana karakterin yaşadığı duygudurum ve karmaşa beni de o duyguların içine sürükledi. Yazar bir kitap yazarken aslında içinde birçok kitap yazmış ve bu da takdire değer. Aynı zamanda beyaz mağduriyetini okumak da ilginçti. Ya da mağduriyet dediğimiz şey nereden baktığımızla mı ilgili sadece?