Puan vermedi·510 syf.··
2025 1. kitabı
İranlı Hasan Sabbah'ın oluşturduğu fedailer ordusu ve kurduğu yalancı cennetleri anlatan bir hikaye. Bartol'un "Alamut" romanı kurgusal nitelik taşısa da gerçek bir tarihe dayanıyor. Öncelikle kitabın kısa bir özetini anlatıp eleştirime geçeceğim. Hasan Sabbah , çok yüksek olan herkesin kolayca gidemeyeceği o dağın tepesindeki kalede kendine bir dünya yaratıyor. Bu öyle bir dünya ki orada yaşayan insanları da bu gerçekliğe inandırıyor. Kalenin iki bölümü var. Birinci bölümde fedaileri yetiştirdiği alan, diğer bölümde ise köleleri huri olarak yerleştirdiği sahte cennetleri. İlgi çekici , okunması heyecanlı bir kitap. Bu kısımdan sonra spoilerin olduğu bölüme geçiyorum. Henüz kitabı okumamış olanlar buradan sonrasını okumayabilir. Tarihte gerçekte de yaşamış olan Hasan Sabbah, Şia mezhebinin alt kolu olan İsmailidir.Ben farklı mezheplere ilgi duyduğum için ve o mezhep düşüncesine ait olan bir insanın nasıl bakış açısına sahip olduğunu merak ettiğim için çok severek ve heyecanla okudum. Ancak bu konu hakkında bilginiz olmasa bile Bartol bunu çok detaylı bir şekilde kitapta anlatıyor. Sabbah'ın ne kadar zeki olduğunu ve tam bir karizmatik lider oluşunu kitap sayesinde idrak ettim. Kendince bi plan yapıyor ve yıllarca ilmek ilmek bu planı örüyor. En ufak bi pürüzün bile bu planı mahvetmesine izin vermeyip en ince detayına kadar düşünüyor. Kitabın içerisinde Türklere ve Müslümanlığa karşı bir kötüleme var. Bazı insanlar bunun Bartol'un düşünceleri olduğunu sanmış ancak bu gerçek bir olaya dayanan bir kitap. Yani Bartol şahsi düşüncelerini hikayeye eklememiş. Tarihi gerçeklere bakarsanız, Büyük Selçuklu Alamut kalesine sefer düzenlemiş, Haşhaşilik düşüncesine karşın Nizamiye medreselerini kurmuştur. Gazali bu medreselerde müderrislik yapmış ve Batıniliğe karşı fikir savaşı açmıştır. Diğer yönden Müslümanlığı kötülemek gibi bir durum da yok. Sabbah kendi ütopyasında oluşturduğu değerlere sıkı sıkıya inanıyor. Müslüman olmasa da bir tanrı inancı olduğunu kitabın sonunda görebiliyoruz. Cennet, şehitlik, vs. Kavramlarını kurduğu bu dünayaya destek amaçlı kullanıyor. Dini değerleri kendi faydasına kullanıp, insanların saf duygularından yararlanan bir adamın hikayesi aslında. Karakterler kurgusal olsa da Meryem'in , Halime'nin , Yusuf'un , Süleyman'ın ölümü beni etkiledi ve çok üzüldüm. İbn Tahir ise başta bu öğretiye sıkı sıkıya bağlıydı ve bu inandığı değerler sonunda yerle bir oldu. Buradan sonra tekrar Sabbaha güvenmesini beklemiyordum. Yeni bir Sabbah'ın doğuşu oldu. Öte yandan günümüzde insanları hâlâ bu şekilde inandırabilmek, saf duygularını kullanmak çok kolay olması üzüyor beni. Eleştirimi burada bitiriyorum." Hiçbir şey gerçek değil, her şey mübah"
Edebiyat
Fedailerin Kalesi AlamutVladimir Bartol · Koridor Yayıncılık · 201250bin okunma
·
53 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.