Puan vermedi·144 syf.··
Beğendi
·
2025 14. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 26 Ekim 2025 18:01
Ali Ayçil ' in şiirleri dışında tüm kitaplarını severek okudum. Bu kitabını da uzun zaman önce heyecanla aldım fakat başlamak bir türlü nasip olmadı. Galiba biraz isminden dolayı pek ısınamadım. Kitaba başladığımda üslubu ilk başta beni biraz rahatsız etti. Sert, hızlı, vurgusuz bir konuşmacıyı dinliyor gibiydim. Bunun karşı roman tekniği ile ilgili olduğunu öğrenince biraz daha önyargısız okumaya devam ettim. Yine de ortalara doğru çok sıkıldım, kahramanın sizlanmalari, söylemeleri, kendini aklama çabaları yersiz ve anlamsız geldi. Yine de sebat edip devam ettim ve sonraları kitabın dili beni rahatsız etmiyordu artık. Kitabın ortalarına kadar da kurgunun yerleşmesi, karakterlerin kurgunun oturması için sabretmem gerekti. Bu noktaya kadar da yazarın zaman zaman tekrarladığı ve "savunma " adı verdiği konuşmanın amaci ve olayların başından baslyarak geldiği noktaya kadar geçmesi gereken kısa özeti tekrar tekrar okumak gerekiyordu. Bu bölümler de edebi bir tirad gibi geliyor ve beni sıkıyordu. Kitabın ortalarindan itibaren bilinç akışı tekniği ile zamanda geri ve ileri atlamalar ile kahramanımızın anlattıklarını okumaya devam ederken fazla bir olay olmayacağını düşünmeye başladım. Son 30 sayfa ise zaman zaman yutkunarak zaman zaman nefesimi tutarak zaman zaman da gözyaşları içinde okuduğum bölümü oldu.Tabi bunda kulakligimdan dinlediğim "another love" şarkısının enstrümantal versiyonu da etkili olmuş olabilir :) Kitapta sıklıkla yer alan Miles Davis'e inat benim Tom odell dinlemem de şahsi karşı tarih anlayışımdan kaynaklanıyor olabilir:) Şaka bir yana kitabın ortalarına kadar kişileri ve olayları anlatan, karşı tarih fikrini anlatmaya çalışan yazar Berna için natürmort ve İlhan'in savunması bölümleri ile hem edebi hem de kurgusal olarak eski Ali Ayçil kalemine geri dönmüştü. Uzun paragrafların, uzun kişilik tahlillerinin, pek çok edebi metne, siyasi figüre, siyasete bağlı toplumsal olaya, gruba ve tarihçi kişiliğe yapılan göndermelerin olduğu bir kitap. Kahramanla duygusal bağ kuramiyorsunuz. Kendisini acindirmayan ama kahramanlastirmak için diğer karakterleri yücelten bir Mehmet Manas var karşımızda. Bu durum Berna isimli sevgilisi ile eleştirilmis ya da yazar bilinçli olarak Mehmet'i evcilleştirmeye çalışmış. Uzun psikolojik tahliller okumayı seven, insanın anlam arayışına dair okumalar arayanlara göre bir kitap olduğu kesin. Yazarın daha önceden okuyucunun kafasında kalan muhafazakar ve milli editör kimliğinin dışında bir kitap ile karşımıza çıktığı kesin. Kitabı okumaya başlamadan önce yazarın hayat hikayesini inceleyenler Mehmet Manas ile yazar arasında benzerlikler görecektir. Hasan Ali Toptaş'ın Kuşlar Yasına Gider kitabına da bu noktada benzerlik gösteriyor. Kitabın iletişimden çıkmış olması, sıklıkla Mehmet ve Berna' nin yazarın deyimiyle "haz haritası" deneyimlerinden yani cinsel hayatlarından bahsedilmesi, tarikat şeyhi ve tarihçi karakterlerin olumsuz ve aşağılayıcı şekilde kitapta yer bulması da çok Ali Ayçil kaleminden görmediğimiz noktalar olarak ilginç geldi. Kitabı beğenip bengenmedigimi yorumlayamayacagim. Ben Ali Ayçil 'in üslubunu seviyorum. Yeni bir kitap yazsa onu da okurum.
Karşı RomanAli Ayçil · İletişim Yayınları · 2024141 okunma
·
96 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.