29 Ekim.. Ülkemizin doğum günü sayılabilecek o kutsal gün. Ve peşine 10 Kasım.. Tarifini yapacakken, bir tanıma sığdırmaya çalışırken bile gözlerim doluyor... Bugünlerde çok kıymetli meslektaşlarımın ve sevgili ebeveynlerin belki de en çok üzerine düşmesi gereken değer, Atatürk. Bugünlerde dediğime bakmayın, bugünlerden kastım salısı perşembesi değil, nefes aldığımız her günü kastediyorum.
Bu kitabı kıymetli bir üssüm, meslektaşım okumamı söyledi. Bir okuma metni gibi, bir kitap gibi okumaktansa ileride hangi mesleği yapacağını seçemeyen bir çocuğun öğretmeninden duyduğu "Atatürk" lafıyla Atatürk olmaya karar vermesini bir düşünün. Atatürk gibi olmak istemiyor bakın ya da işte komutan olmak istemiyor bu çocuk, direkt Atatürk olacağım diye karar veriyor. Hatta öyle ki annesi, babası, abisi ve ablası, ninesi ve dedesi karşı çıkıyor; kimisi günah diyor, kimisi alay ediyor, kimisi ihtimal vermiyor. Ama çocuk vazgeçmiyor, öğretmeni ile konuşuyor, olmaz mı ki diyor. Öğretmeni ise ona çok kutlu bir şey söylüyor,
"Her Türk çocuğu biraz Atatürk'tür..."
Anladım ki hepimiz hâlâ biraz Atatürk'üz...
Kitap tavsiyemdir ve ben derim ki göklere varacak yollara köklerden çıkılır. Kökler ise ancak böyle değerli eserlerle aktarılır.
Yaşasın Cumhuriyet! Yaşasın içimizdeki Atatürk sevdası! Ne mutlu Türküm diyene!