Talat ihtilalci Makedonya coğrafyasında sağlam bir yer edinmişti ve subaylarla güçlü bağlantıları vardı. Osmanlı'nın son dönemlerinin un ufak olmaya yüz tutmuş zemini üzerinde sağlam güç ilişkileri inşa edebilme becerisine sahipti. idarenin nasıl işlediğini, gerek alt gerek üst düzey memurların nasıl davranacaklarını, nasıl tepki vereceklerini biliyordu. Paris'e geri dönmeyen Nazım'ın bir dereceye kadar gölgesinde kalsa bile, Makedonya'daki komplocu örgütlenmenin rakipsiz mühendisi ve gayri resmi lideriydi, yazışmaları etkin olarak yürütüyor, örgütün bağlantılarını sağlıyordu. Selanik'te gizlenen Nazım'ın 1907 yazında bir çocukluk arkadaşı tarafından fark edilmesi örneğinde olduğu gibi, riskli durumlarda proaktif bir tavır alabileceğini kanıtlamıştı. Arkadaşının evine gitti, silah çekti ve herhangi birine Nazım'dan bahsetmesi durumunda onu öldürmekle tehdit etti. Talat ve dahili merkezin içinde ve etrafında yer alanlar, birleşmeyle beraber TlC'in kendilerine yüklemiş olduğu beklentileri karşılayabilmek için hevesle ve çok sıkı çalıştılar. Makedonya ve Amavutluk'un pek çok şehrinde ve kasabasında şubeler açmayı başardılar. Dahası Talat, başkentteki desteği güçlendirmek için İstanbul'a bir seyahat düzenlemeyi göze aldı. 12 Mart 1908'de Paris'e, "Edime taraflarındaki teşkilatımız pek memnuniyete şayan bir devreye girmiştir" diye yazdı: "Bize kalırsa iki aya kadar Rumeli taraflarındaki teşkilat her türlü ümidin fevkinde bir kemal mertebesine vasıl olacaktır." Talat, 1908 baharında, sert bir darbe indirmeye hazır hissediyordu. Gerek güvenlik güçlerinin artan gözetimi, baskısı ve tutuklamaları, gerekse uluslararası vaziyet sebebiyle, 1908 baharında TlC'in genel halet-i ruhiyesi savaşçı değilse bile saldırgandı. Makedonya'da bir dizi kanunsuz vakayla karşı karşıya kalan Avrupalı güçler, 1907'nin sonlarından itibaren yargıda reform, uluslararası bir jandarma teşkilatının oluşumu ve Osmanlı güvenlik güçlerinin küçültülmesi için baskıda bulunmuştu. Bu, Makedonya için özel bir statüyle, muhtemeldir ki özerklikle neticelenecekti. Paris'teki şahinler için bu, kıyamete denkti; iyilerle kötüler arasındaki son bir savaşla belirlenecek bir "Türkler olarak var olma ya da olmama" sorunuydu. 16 Mart 1908'de Talat'a şöyle yazdılar: "Makedonya'nın bağımsızlığı Osmanlı İmparatorluğu'nun yarısının kaybedilmesi ve bu itibarla tamamen ortadan kalkması anlamına gelir... Makedonya Sorunu, Türklerin Varoluş Sorunu olduğuna göre, Makedonya, Rumeli'yi kaybetmektense büyük bir savaşı göze almanın ciddi bir hükümet için tercih edilir olması gerektiğini varsayıyoruz. Yazık! Bu mundar hükümetten ne bekleyebiliriz ki?" Abdülhamid'in çöküşüne sebep olan, "kırk ya da elli bin Avrupalıyı öldürecek bir savaş"ı yürütmeye hazır olmamasıydı. lşin aslı, Paris'teki heyecanlı ve ateşli bir retorik kullanan ihtilalci eylemcilere dönüşmüş askeri doktorlarla karşılaştırıldığında Talat, daha gerçekçiydi. TlC, Abdülhamid'e bağlı yetkilileri, Makedonya'daki reformlar bahsinde Avrupa'ya verilecek herhangi bir tavizin bir ihtilale zemin hazırlayacağı hususunda ikaz etti. Mayıs 1908'de, dahili ve harici TlC merkezleri, Makedonya'daki Avrupalı diplomatlara arz edilecek bir bildiri üzerinde görüş birliğine vardılar. Bu bildiri, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin (TlC'den farklı olarak bu isim iyi biliniyordu), gerek Makedonya'daki gerekse başka yerlerdeki "mukaddes milli menfaatler"ine yönelik bütün yabancı müdahaleleri bertaraf etmek istediğini açıkça beyan ediyordu. Aynı zamanda, despotizm aleyhine, anayasal hükümet ve eşitlik lehine samimi taahhüdünü vurguluyor ve Avrupalı kulaklara hitap edecek bir belagat gösteriyordu. TlC, Abdülhamid'e karşı mücadelesinde Avrupai referansları ustalıkla kullandı - ve suiistimal etti. Somut eylemi harekete geçiren önemli bir gelişme, İngiliz Kralı VII. Edward ile Rus Çan Il. Nicholas'nın Haziran 1908'de Estonya'nın başkenti Reval'de* görüşmesiydi. Özel olarak TlC mensupları ve bilhassa Talat, genel olarak da Osmanlı kamuoyu, Büyük Güçler'in, Makedonya Sorunu'nu çözecek reformlar kisvesi altında şimdi Rumeli Türkiye'sini bölebileceğinden endişeliydi. Talat, çok geçmeden, saraya sadakatiyle bilinen ve TlC şebekelerine karşı sarayın etkin bir casusu olan Seşanik garnizon kumandanı Ömer Nazım'a yönelik bir suikast komplosuna önayak oldu. Küçük bir grup içinde planı tartışıp Mithat Şükrü'nün, Komutan Nazım'ın kayınbiraderi (eşi, Enver'in kız kardeşiydi) Enver'le temasa geçmesi konusunda görüş birliğine vardılar. Enver, bu cinayetin gerekli olduğu fikrinde mutabıktı ve aktif olarak rol almaya hazırdı. Talat, Selanik'teki dahili merkez adına, cinayeti işlemek üzere genç bir fedaiyi törenle üyeliğe kabul etti. 11 Haziran 1908'de, Kral Edward'ın Reval ziyareti sırasında, plan hayata geçirildi. Haziran sonlarında başkentteki yetkililer önünde hesap vermeye çağrılmış olmasına rağmen Enver, dahili merkezin emri üzerine, erkekleri gerilla faaliyetine hazırlamaya başlamak için, Tikveş'in dağlık bölgesine gitti. Nazım öldürülmemiş, sadece yaralanmış olsa da kendi evindeki cüretkar saldırı Hamidci yapıyı terörize edip Makedonya'daki resmi görevlilere yönelik başarılı suikastlar da dahil olmak üzere bir dizi şiddet yüklü eylemin zeminini hazırladı. Kartopu etkisi herkesten çok genç subaylar arasında yankısını buldu; zira yüksek rütbeli subaylar ve önde gelenler, eli kulağında TlC hâkimiyeti altında zarar görmeden mevcudiyetlerini devam ettirmek istiyorlarsa, pasif kalmalı ya da uyumlu olmalıydılar. Dahili merkez tarafından gönderilen tehditkar bir mektup, Selanik'teki Üçüncü Ordu Komutanı Müşir (mareşal) Hayri Paşa'nın pasif işbirliği içinde olmasını güvenceye aldı.
41 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.