Puan vermedi·208 syf.····Okunma: 31 Ekim 2025 16:54 Yazarın romanlarının ana teması ve romanların unsurları aynı. Şimdiye kadar dört romanını okudum ve hep veya benzer temaların ve unsurların olmasından dolayı da sıkılmaya başladım. Varoluşsal sancılar çeken, kendisini insan gibi hissetmeyen karakterler, sert ve dram dolu hayatlar, tecavüz, taciz, şiddet ve kan. Bazılarında intihar, bazılarında cinayet. Sanıyorum ki diğer romanlarında da bu unsurlar yer almakta. Bu da okuru belli bir zamandan sonra sıkmaya başlamakta. Yeraltı edebiyatının unsurları hep aynı olmak zorunda mı? İnsan okurken farklı şeyler de görmek istiyor ister istemez.
Bu romanın özelinde, dili her zamanki gibi akıcı, yaşanan olaylar sert. Başkarakterimiz zargananın hayat öyküsünü çocukluğuna giderek öğrenirken, yetişkin dönemindeki hayatını da görüyoruz aynı zamanda. Bir bölüm geçmişte, bir bölüm günümüzde.
Zargana kendisini insan gibi hissetmeyen birisidir. Bu hissiyat çocukluğundan beri vardır kendisinde. Aynı zamanda kimlik bunalımı da yaşamakta. Geçmişinde başka kimliklere bürünerek çok insanın hayatına bir şekilde dokunmuş olan Zargana, günümüzde ise bu kimliklerini, başkalarına vererek onlarda hayat bulduruyor. Senaryolar yazarak para karşılığında genç insanlara geçmişinde olduğu karakterlerin olmasını sağlayarak, o zamanlardaki hayatlarına dokunduğu insanların da karşısına çıkarıyor. Kimliksiz genç insanlar kendilerine yeni kimlik edinirken, kendisi kimliksiz bir şekilde yaşamaya devam ediyor.
Kitabı genel olarak beğenmemle birlikte daha önce söylediğim gibi sıkıldım. Bu yüzden bir süre bu yazarın romanlarını okuyacağımı düşünmüyorum.