·316 syf.····Okunma: 31 Ekim 2025 22:57 "..bizim kültürümüze ve atalarımıza karşı ne derece gaflet içinde olduğumuza delildir."
Eser tarihimize ve insanımıza karşı ne kadar bilgisiz olduğumuzu anlatmayı hedef edinmiş.
Bizim tarihten anladığımız taht kavgaları, harem hileleri, rüşvetçilik vs. vs.
Çoğunluk bilinenler ne yazık ki bunlar. Geçmiş gitmiş diye ehemmiyet vermeyen kesimde az değil hani.
Ama bir toplumun değerini belirleyen o geçip giden canlardır.
Aynı kan başka damarlarda akaduruyor asırlardır.
Mesela Mehmet Muhiddin Efendi Zamenhof'dan 300 yıl önce bütün dünyanın aynı dili konuşması üzerine çalışma yapıp yeni bir dil icat etmiş.
Bunun gibi nice ilkler var tarihimizde.
Cihan harbinin kapıya dayandığı zamanda Osmanlı'ya yardıma her şeyiyle gelen insanların kıymetini unutuyoruz mesela.
Hep ihanet değildi, herkes hain değildi.
Osmanlı'ya altın çağını yaşatan şeyin hayırseverlik ve hayır yarışıydı belki de.
Aç yokmuş açlık yokmuş. Olan olmayana yedirmiş. Toplum böyle olduğu sürece yıkılmazmış.
Hayatın içinden her alandan eskiden böyleydi diye kısa kısa anekdotlar, nükteler ve bercestelerle olan bu anlatım çok akıcı olmuş.
Yerinde gelen şiir dizeleri hikayeyi taçlandırmış.
Kültürün değeri anlatmakla ifade edilemez. Kaybının doğurduğu o derin boşluk çerçöple dolduğunda bir izi dahi kalmayacak...
“.. kültür kılıca hep galip gelmiştir. Milletleri yıkan, savaşta değil kültürdeki mağlubiyettir.”
Eskilerin anlatım dilindeki nahifliği sevmemek kabil değil.
Bu eserde işte bunları gösteriyor bize ucundan.
Kıymetli hayatlardan daha çok örnek olmasını isterdim ama belirli bir yönde gitmeyip çeşitliliğe yer vermiş.
En çokta dilde üslubun geldiği noktada durmuş: "Dil insanın yarısıdır" derlermiş. Şimdi dil insanın tamamı oldu.
Bir medeniyeti güçlü kılan etkenler zayi edilince bu sefer yıkımına sebep olurmuş o aynı etkenler.
Güzeldi. Keyifle okudum.