Puan vermedi·352 syf.····Okunma: 02 Kasım 2025 01:43 Nostalji...Bittikten sonra çok uzun zaman düşündüm. Ben ne okudum diye. Bir yazarın okurunu bu derece zorlamasının anlamı ne ola ki dedim. Okuyup ilerleyeceğime, ya google'dan terim aradım ya da geri dönüp tekrar okudum aynı satırları. Nice kitaplar okuyup nice yazarların dünyasına girdim çıktım ama bu kitap, yok bana göre değilmiş diye diye son sayfaya kadar geldim. Eserde birçok yazara göndermeler de var, Woolf, Proust, Borges, Salinger gibi, onlardan nerede nasıl etkilenmiş bilemedim. [Birazdan Proust'a tekrar değineceğim]
Hikayeler diktatör Nikolay Çavuşesku döneminde geçiyor. Bence bu bile kitabın kimi bölümlerindeki karamsarlık için yeterli. (Çavusesku'nun eşiyle birlikte kurşuna diziliş görüntüleri, benim gibi yaşı tutan birçoğumuzun halâ hafızlarındadır eminim.)
Aslında Rulet Oyuncusu ve Mendebilus başlıklı bölümler en keyifle okuduklarım oldu. Ve hatta Mendebilus'un bir sözünü alıntılamıştım deftere :
"Dört tür insan vardır: Doğmuş olanlar, yașayanlar, ölenler ve ne doğmuş, ne yaşayan ne de ölmüş olanlar. Bunlar yıldızlardır." syf.56
Başlarda böyle felsefi söylemler beni umutlandırdı ve o nedenle keyifle okumaya devam ettim. Bir de Mendebilus'un yedi maddede topladığı kuramları vardı arkadaşlarına anlattığı ve onları çok etkilediği. Bence kitabın birkaç ana söylemi de bu maddelerde saklıydı. Hatırlatmak adına buraya birer cümle alıyorum :
1.Kafatasımın kapağının altında, kafamın içinde benimle karıştırılacak derecede bana benzeyen küçük bir adam var: O ne yaparsa ben de onu yapıyorum. Çünkü o benim kukla oynatıcım.
2. Yeryüzü düşünce ve irade yeteneği olan bir hayvandır. Ancak, onun irade gücü, bizim ona eklemlediğimiz irade gücümüzden çok daha büyüktür.
3. Kadınlar hicbir zaman erkeklerle birleşmezler.
4. İnsanlar yalnızca tek bir tür değildir. (Bu cümlenin devamı yukarıda yaptığım alıntıdır.)
5. Hayır, bir tek sonsuz yoktur, sonsuz kadar çok sonsuzluk vardır. Şu on santimlik çizgide sonsuz sayıda nokta vardır.
6. Ölümden sonra seni gittikçe yukarı doğru götüren çok uzun bir yola çıkıyorsun.
7. Bu madde bir kuram içermiyor
Mendebilus'tan sonra İkizler başlıklı bölüm geliyor. Ve orada bir Proust değinmesi var ki burada yazmaya değer. Şöyle diyor :
"Bu mor esinlerden birkaçını yazsam, diye düşündüm, başım yastıkta, karşımdaki duvarda altın gibi parlayan güneş şeritlerini izlerken yüreğimi hoplatan noktasal flaşları kayda geçireyim, diye düşündüm, ancak Proust tarzı değil, benim amaçlarım için fazla olur onun estetik tarzı. Ayrıca daha Proust'tan hiç haberim yokken de Proust yönteminin yabancısı değildim. Gariptir, daha delikanlı yaşlarımda görünüşte son derece kendine özgü yazar deneyimleri nasip oldu bana: Proust Madeleine efektini bilirim -..." (syf.85)
Proust okuyanlar Madeleine nedir bilir
Bu bölümde bir de kadınlarla ilgili saptamaları var ki, yazar acaba kadın düşmanı olabilir mi diye düşündüm.
"Kadın bir canavar gibi görünüyordu gözüme. Aslnda onda sapıklaşmış, bozulmuş erkeği görüyordum." syf.110
Son bölüm Mimar'da ise gercekten son noktayı koyuyor yazar. Gerçekte olmayacak olanı akıcı ve merakla okunacak tarzda yazmış. Piyanist Emil Popescu, profesör ve piyanistin eşi Elena ücgeninde garip bir hikayeydi.
Her ne kadar bütün bir roman gibi gözükse de beş farklı bölümden oluşan bu eserde anlatılmak istenen rüyalar, gerçekler, bilinç, bilinç ötesi, varlık, soyut kavramlar olup bunların zirve yaptığı bölümün başlığı ise REM'dir.
Okuyacak olanlar zorlu bir kitapla karşı karşıya olduklarını bilsinler.
Ancak bu kadar toparlayabildim. Eğer okurken notlar almasaydım bunu da yapamazdım.
İyi okumalar herkese