Puan vermedi·240 syf.····Okunma: 31 Ekim 2025 23:32 Virginia Woolf'u gerek özel hayatıyla gerek masa başındaki yazar hali ile bir okur olarak canlandırabileceğimiz tam anlamıyla Woolf'un kaleminden hayatın yontulan şekillerinden biri "Deniz Feneri". Çünkü bu romanı yazarının ismi olmadan dahi ele geçirseniz eğer iyi bir okursanız "Evet bu romanın yazarı Virginia Woolf" demeniz oldukça mümkün.
Woolf'un temel yazarlık edimlerinden olan zaman, birey ve cinsiyet algılarına karşı yıkıcı tavrı Deniz Feneri'nde sadece ana konuya ve temaya eklemlenen bir edim değil, kurucu poetika olarak yazar tarafından ele alınmıştır.
Romanda tek bir ana karakterden söz etmek pek mümkün değil ancak Mrs.Ramsay'i roman boyunca diğer karakterleri etrafında toplayan bir unsur olarak görebiliriz. Mrs.Ramsay, bir karakter olarak hem birey hem de cinsiyet algısını yıkacak güce sahiptir. Her karakterde Mrs.Ramsay'in etki ettiği bir parça özellik bulabiliriz. Bu yönüyle Mrs.Ramsay romanda "ethos"u temsil eder. Topluluğu bir arada tutan Mrs.Ramsay, ilk bakışta domestik, anaç ve fedakâr bir kadın karakter olarak görülse de romanın ilerleyen yerlerinde hayattaki amaca yani "fener"e tek ulaşan da Mrs.Ramsay'in kendisidir. Akademisyen kocasının gölgesindedir; çünkü kocasının akademisyen oluşunu toplum için bir fayda olarak görür. Lily Briscoe ile birbirlerine karşı cinsel yakınlık hissederler ama Mrs.Ramsay, evlilik kurumuna olan saygısından dolayı Lily'den uzaklaşmak zorunda kalır. Mrs.Ramsay, hasta komşularına yardım eden kurduğu şölen sofrasında herkesi biraraya getiren bir bağdır. Fakat Mrs.Ramsay'in toplum ve topluluğu için yaptığı çalışmalar, yardımlar ve kurduğu o sanat eseri sofralar patriyarkal düzeyde "görünmez emek" olarak değersizleştirildiğinden Mrs.Ramsay'i ana karakter olarak ele almak dahi biz okurlar için adeta görünmez hale gelir. Çünkü Mrs.Ramsay'den beklenen başkaldırı sadece yazarın metin düzeyinde yaptığı açıklamalardaki karşı çıkıştan ibaret kalır. Oysaki Mrs.Ramsay, eylemleriyle romandaki diğer karakterlerin ilgisini çeker. Mr. Carmichael (şair), Mrs.Ramsay'i ilgi çekici bulurken, Lily ise Mrs.Ramsay'e aşıktır. Mrs.Ramsay, romanın ikinci ana bölümü olan "Zaman Geçer"de ölür. Bu bölüm, Mrs.Ramsay'in ölümünün ardından yapılan zaman kırıcı bir ağıt gibidir.
Romanı bir aile anlatısı gibi okuduğumuz zaman bir diğer önemli karakterin Mr.Ramsay olduğunu söyleyebiliriz. Romanda üç önemli karakter vardır. Bunlar Mrs.Ramsay, Mr.Ramsay ve Lily Briscoe'dur. Bu üç önemli karakter romanda üç ana kavramın temsilcileridirler. Mrs.Ramsay "ethos"u temsil ederken, Mr. Ramsay "logos"u, Lily Briscoe ise "poiesis"i temsil eder. Mr.Ramsay, yetmiş üç yaşında bir akademisyendir ve Mrs.Ramsay ile olan evliliğinden sekiz çocuğu vardır. Romanda yazmak, okumak ve düşünmek için sürekli sessizliği arayan ama evdeki kalabalıkla mücadele etmek zorunda kalan melankolik biridir. Melankolik tavrı ile temsilcisi olduğu "logos" ile daima bir çekişme ve çelişki halindedir. İsteği kitaplarının okunması, çalışmalarının değer görmesi ve her yazar gibi şöhret sahibi olup unutulmamaktır. Ancak Mr.Ramsay'in bu isteklerine onun roman boyunca hor gördüğü şair Mr.Carmichael ulaşır. Romanda bu durum "z'ye ulaşmak" yani alfabenin, söz ve anlatıyla örülen bütün zamanların doruğuna çıkmak olarak ifade edilir. Mr. Ramsay, bütün çocuklarıyla çekişme halinde olan ortadan kaldırılmak istenen o tipik mitolojik babadır ki bu durum romanın son bölümünde bir an kendisini babasının gözünde yetersiz bir evlat olarak yer edindiğini düşünen kompleksli karakter Cam tarafından fiziki olarak da dışa vurulur. Mr.Ramsay, dıştan gelen ilgiye ve onaya muhtaç bir karakterdir. Mrs.Ramsay'in ölümüne kadar her gündelik işi bir çocuk gibi Mrs.Ramsay tarafından yerine getirilir. Yazar, böylece dış dünyadaki güçlü erkek imajının ev içi yaşantındaki kırılgan ve muhtaç yapısının halini çizer. Romanın son bölümü olan "Fener"de teknesini Fener'e ulaştıramaz. Çünkü ev içi yaşamda öylesine muhtaç bir hale gelmiştir ki dış dünyadaki herhangi bir şeyi Mrs.Ramsay olmadan başaramayacaktır.
Romanın bir diğer önemli karakterlerinden olan Lily Briscoe, kendini kırk yaşında evde kalmış bir kız kurusu ve yeteneksiz bir ressam olarak tanımlar. Bu aslında Woolf'un diğer metinlerinde de karşımıza çıkan kadın eğitimi tarihine yapılan ironik bir eleştiridir. Charles Tansley yani toplum tarafından sürekli yetersiz olmakla suçlanır ve bu bakış açısını yanılsayarak kabul etmek zorunda bırakılır. Ancak resim yapmaya devam etmesi Liliy Briscoe'nun pasif bir direnişçi olduğunu bize gösterir. Temsil ettiği "poiesis" ile sanatın baş kaldırıcı, özgürleştirici ama yanlızlaştırıcı yüzüdür. Cinsel kimliğini Mrs.Ramsay ile keşfetme sürecindeyken ikinci bölümde Mrs.Ramsay'in ani ölümü ile bu süreç keskesintiye uğrar ve henüz kabul edilmemiş gerçek cinsel kimliginden yola çıkamayarak roman sonunda Mr.Ramsay'in teklifini istemsizce kabul eder; Lily Briscoe, toplumun dayattığı cinsel kimliğe itaat etmek zorunda kalır; çünkü benlik algısını Mrs.Ramsay'in ölümüyle yitirir ve benlik algısında parçalanma yaşar.
Roman üç ana bölümden oluşur. Bunlar "Pencere", "Zaman Geçer" ve "Fener"dir. Woolf'un oldukça deneysel bir biçim tekniği denediği bu romanında gerçekliğin nesneler ile kırılmasını, zamanın bir akış halinden ziyade bireyin sezgiselliğinin biçim verdiği bir oluş hali olduğunun, cinsiyet ve toplumsal rol denilenin kabulünün sadece bir yanılsama olduğunun altı çizilir.
"Fener"in temsil ettigi metaforik anlam ise ölüm, hayat, ve hayatın amacı olarak bireysel bakış açılarıyla romandaki her karakter özelinde sürekli bir değişim halindedir.
Varoluşçu izlekleri kolayca yakalayabileceğimiz "Deniz Feneri"ni her okura kesinlikle tavsiye ederim. Özellikle ikinci bölümü defalarca okuyacaklarından eminim.