Totem ve Tabu kitabında aslında Freud’un psikanalizine giriş yapmaktayız. Freud burada bilinç ve bilinçdışı ayrımı yapmakta, haz ilkesi ve libidodan bahsetmekte, ahlaki düzenleme ve baskılar ile süperegoya atıf yapmakta, egonun kullandığı savunma mekanizmalarının bazılarını açıklamakta ve örneklemektedir. Totem ve tabu kitabının kabataslak bir özetini yapmak gerekirse:
İlkel insan, psikolojik gelişim basamaklarında daha geride olan (örneğin bir çocuk) bir insanla özdeş olduğu varsayılır. Kitabın tamamı bu varsayıma göre yazılmıştır.. Dolayısıyla günümüzde yaşayan gelişmemiş kabilelere bakarak insan psikolojisinin ilkel yapısı ve gelişim süreçleri üzerinde fikir yürütülmüştür.
İlkel insan başa çıkmakta zorlandığı, içten gelen, kaynağı belirsiz bir haz isteğine sahiptir. Özgürce üremek ve öldürmek ister. Freud buradan yola çıkarak en temel haz ilkelerinin cinsellik ve öldürme isteği olduğu sonucuna varmıştır. Ancak haz ilkesi serbest bırakıldığında, libidoya ket vurulmadığında istenmeyen birtakım sonuçlar doğmaktadır. Bu nedenle, ilkel insan haz ilkesini serbest bırakmaktan doğan kötü sonuçlardan korunmak amacıyla tabu yasaklarını üretmiş ve içselleştirmiştir. Tabu, insanı koruduğu için kutsalı, belirli sonuçları engellemek amacıyla da yasağı anlamlandırır. En temel tabu ensesttir. İlkel insan cinsellik isteğini önce ensest ile dizginler. Kitap burada tabunun ayrıntılarını ve ensest yasağının örneklerini verir ancak buna değinmeyeceğim.
Tabu, haz ilkesine ket vurduğu için idi baskılamaktadır. Burada tabunun süperegoyu oluşturan parçaları kolayca keşfedilebilir. Freud da modern ahlak yasalarımızın, kurallarımız ve düzenimizin tabudan köken aldığını söyler. Haz isteği içten geldiği için bilinçdışıdır. Yasak, yani tabu bilinçlidir. Tabu ve haz isteği sürekli çatışır. Tabuya uymayan kişiler toplum tarafından cezalandırılır. Böylece haz istencinin serbestleşmesi toplum tarafından da önlenir. İlkel insan her seferinde haz istenciyle başa çıkmayı ve tabu yasaklarını çiğnememeyi öğrenir. Bunu yapmak için bazı savunma mekanizmaların kullanıldığı görülür. Örneğin ikame nesneleri ile yer değiştirme, haz istencinin esas yöneldiği nesnenin değişmesi ile hazzın başka neslelerle sağaltılmasını sağlar. Ensest ilişkiler yerine yabancılarla evlenmek gibi.
Bu kitabında Freud kolektif bilinçdışının da var olduğunu düşündüğünü söyler. Zaten tabunun yayılabilirliğine ve insanların bir totem altında gruplaşabildiğine bakılırsa ilkel insan bile kendisini benzerleriyle, hatta düşmanlarıyla bile özdeşleştirebilmektedir. Bu sayede başkasının işlediği tabu yasağının bedelini ödemekten korkar, başkasının disiplininden ve davranışından kendini sorumlu tutar.
Tabunun özelliklerinden birinin geçici olabilmesi olduğunu görüyoruz. Örneğin öldürme yasağı bazı durumlarda geçerli değil. Veya bu yasak çiğnendikten sonra yapılan ritüeller ile kefareti ödenebiliyor. Bu tıpkı obsesif kompulsif bozukluğa benziyor. Freud bu kısımda modern hayatta görülen bir psikolojik bozuklukla ilkel insan davranışının benzerliğini keşfediyor. Demekki obsesif kompulsif bozuklukta da aynı şekilde içsel çatışma ve kaygı mevcut. Kitapta görüyoruz ki ahlaklı bilinç, endişe duyan, sıkıntı yaşayan bilinçtir. Yani endişeler ve sıkıntılar ahlaklı olmaktan ileri gelebilir. Ancak ilkel insan cahilliği, deneyimsizliği sebebiyle bu sıkıntılarını ve endişelerini gidermenin yolunu tabularda, bilimdışı inançlarda bulmuşken obsesif kompulsif nevrozlunun da belki de aynı sebeplerle kaynağı ve mantığı belirsiz eylemler, ritüeller ile endişelerinden kurtulmaya çalıştığını görüyoruz. Sebebi her ne olursa olsun insanın yaşadığı endişenin, korkunun, çaresizliğin ne kadar gerçek, kökte, geçmişte olduğunu kitapta görebiliyoruz. Açıklamaları ve incelemeleri için Freud’a teşekkür ediyorum.