3/10
·58 syf.··
2024 63. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2024 00:00
Kitabı okurken içimde karışık duygular uyandı: hem etkilendim hem de rahatsız oldum. Kitap, toplamda 25 mektuptan oluşuyor ve her biri yoğun bir aşk, özlem, kıskançlık ve hüzün yumağı gibi. Oğuzcan’ın iç dünyasını ve sevgilisine duyduğu takıntılı bağlılığı o kadar samimi bir dille aktarıyor ki, bazen “Yazarken tamamen kaybolmuş bir ruh var burada” hissine kapılıyorsunuz. Yazarın duyguları çok derin ve uç noktalarda yaşadığı açıkça görülüyor. Bazı cümlelerde nazik, tutkulu bir sevgi varken, diğerlerinde sitem, kırgınlık ve hatta “neden gelmiyorsun” diye sızlanan bir yalnızlık var. Bu yönüyle yazarın “takıntılı” olarak hissettirdiği düşüncesi ağır bastı. Sadece sevgi dolu bir mektup değil; aynı zamanda bir beklenti, bir ısrar, bir kavuşma arzusu var her satırda. Ama öte yandan, bu yoğunluk her zaman olumsuz değil. Oğuzcan’ın samimiyeti ve duygusal zekâsı, okuru da bu “takıntılı yürek” haline ortak ediyor. Onun yalnızlığını, bekleyişini, bazen de umutsuzluğunu hissediyorsunuz. Bu anlamda, kitap oldukça dokunaklı ve içten bir içsel monolog gibi. Ben Milena'nın Mektupları’nı da bu sebeple sevmemiştim. Milena’ya yazılan mektuplarda da benzer bir takıntı, derin sevgi ve bazen dengesizlik olabiliyor; benzer duygular sizi orada rahatsız etmişse, Oğuzcan’ın mektuplarında da benzer bir melankoli ve saplantı dürtüsü bulmuş olabilirsiniz.
Anı-Mektup-Günlük
Sahibini Arayan MektuplarÜmit Yaşar Oğuzcan · Kültür Kitabevi · 19731,155 okunma
·
1 +1'leme
·
52 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.