gerçekten beğendim. beni reading slumptan çıkaran bi kitap oldu. bu nedenle önce camus a sonra da çeviri ekibine tşk. beğendiğim alıntıları farklı yayınların çevirileri ile kıyasladığımda en iyi çevirinin can yayınlarında olduğunu gördm. okuyacaksanız öneririm.
konusundan bahswtmicem zaten merak ediyosanız bulursunuz.
kitapla ilgili hoşuma giden kısımlardan biri kasabayı saran vebayı anlatıcıdan dinlemekti. (spoi: tüm kitabı dış bir anlatıcı var bilgisi ile şartlanıp okuduğumda bu duşuncelere sahiptim ama kitabın sonunda anlatıcının aslında doktorun kendisi olduğunu öğrendiğimde mind blowing yani müslüman rolunu o kada riyi oynadım ki type shi oldu doktor senden nefret ediyorum knk manuplator final boss) anlatıcı karakterlerle duygusal bir bağ kurmama pek izin vermedi sanki -belki de camus un kalemi böyle olduğu içindir ama- çok dışarıdan nesnel anlatıyordu. vebayı geçiren her insanın hayata ve hastalığa bakışı çok farklı ve bu farklılıkları kendi empati yeteneğimiz ve hayal gücümüzle derinleştirmemize bırakılıyor.
aynı zamanda ben çok betimleme sevmem. bir mekan ince ince anlatıldığında bana hiçbir şey kalmıyor film izlerdim daha iyi olurdu diyorum. ama bu kitapta ne mekandan bağımsız duşunecek kadar soyut, ne de resim gibi gözümün önünde canlanacak kadar somut betimlemeler vardı. bu yüzden çok rahat ve akıcı okudum. camusun bu özelliğini seviyorum.
son olarak olayları bir doktordan, rahipten, suçludan ve aşıktan dinlemek aslında genel olarak toplumu temsil eden bir kaç karakterle hepimizin günün sonunda ne kadar farklı gözüksekte bir o kadar da aynı yaşantılara, bakış açılarına ve düşüncelere sahip olduğumuzu gösteriyordu. ba yıl dım. bravo. ay ne uzun yazdım. bb.