Selam yıldızlarım! Bugün size severek (biraz da mide bulantısı var tabii) okuduğum Oyuncak serisinin 3. Kitabı olan “Oyuncak Mahşeri” ile geldim. Ay kitap rengi, tasarımı müthiş olmuş. Ama favorim iç kapaktaki bulmaca oldu. Biz bitmişiz diye boşuna demedim ben, bu kitap sizi bitirecek arkadaşlar!!!
Okumaya başlarken şey oldum böyle; bolca yalan var, sır var, katilin biri yetmezken ikisi var, duygusuzluk var VAR OĞLU VAR! Ve işin trajikomik yanı her sayfada bu varlar giderek artıyor! Siz ne olduğunu anlamaya çalışırken palyaço ve soytarı savaşının orta yerinde öldürülen insanları okuyorsunuz. Kim vurduya giden yok neyse ki DE listeye kaynak yapanlar var maalesef. Parktaki ve bottaki sahneler bunlara örnek denebilir. İkisi de midemi bulandıran sahnelerdir bu arada. Fekat!! En mide bulandırıcısı hepimizin koca seri boyunca ortak nefret sebebi olan kişiye ait bence. Hayır burada da başrolü kapmak için bu kadar alçalamazsın yani, ayıp. En azından ölürken biraz daha az şov yap. Okurken buna mı öldün gerçekten dedim, şakasız (ama midem bulandı, gerçek) Ha bi de bir sahnede daha böyle oldum ondan önceki sahnelerden birinde ama onu size spoisiz söylemem zor olabilir. Sadece sert bir kayıp sonrası olduğunu bilseniz yeter ya, en spoisiz cümle bu olabilir galiba :) Bu olaylar silsilesinden en temiz kurtulanın en sevdiğim tek kişi olması da çok mutluluk verici. Neyse ki onu kurtardık da… Kendimizi kurtaramadık!!!
Palyaço bizi öyle şeylerle yüzleştirdi ve bize öyle şeyler yaşattı ki, hiçbir zaman aklımıza onun da bir insan olup kaybedebilecekleri olduğu gelmedi sanırım. Bu yüzden bize kızması, kendine kızmasından daha kolay oldu. Yine de Noa’ya yaptığı o hainlik, önceki kitapta olan kadar kötüydü. Hayır zaten kadının şalterler atmış, duygusuz birine dönüşmüş sen daha ne olsun istiyorsun??? Belli ki o sondaki halini istiyordun, al buyur! Eserinle gurur duy!
Ay valla Noa hepimizi solladı, ben şok! Kadının içinde ne varmış öyle ya Palyaço’ya bunu yapan bize neler yapmaz arkadaşlar ben korkmaya başladım. Hele bir de bunu ‘o’ sahnenin sonrasında yapması? Ama var ya ben başından beri bunu yapmasını bekliyordum ve hala neden yapmadı diye düşünüyordum. Çünkü onu koparmak içini soğutmazdı ama onun elinden almak? İşte bu en büyük cezaydı. Sonunda buna karar verebildiğine sevinsem de malum sahne bunu boğazıma tıktı.
Bir filmde var ya; “E biz senin cenazene geldik.” diyor hani, hepiniz hatırladınız. İşte ben tam o anda anladım. O tekerlemeyi görünce dedim ki “Biz cenazeye geldik derken kendimizinkinden söz ediyormuşuz.” Ve asıl olay bu da değil; size tavsiyem sakın kitabın sonuna bakmayın çünkü deeeeehhhhşet spoi yersiniz. O anı okurken hissetmeniz gerekiyor. Asla aklınıza gelmeyecek birinden böyle bir darbe yemeniz akıllara durgunluk verecek seviyede. Ve işin daha da trajikomik tarafı; bu kişinin herkesten daha mantıklı olması. Başka birisi olsa feci mantık hatası arardım, ilk seferinde aramıştım ama bunda her şey yerine tamamen oturdu. Kanım dondu resmen!!!
Katilin ağzından okuduğumuz bu seriye hala veda etmemek hem sevindirici hem korkutucu hem merak uyandırıcı hem de üzücü. İçten içe “Sona gelmeden olan sahne sonu için en mantıklısı olabilirdi” diyorsunuz lakin hala bir şeylerin bitmediğini bildiğiniz için de “Acaba ne olacak?” Diye düşünüyorsunuz. Yine de bu seriye bir şans vermelisiniz. Sadece şunu unutmayın; sadece yetişkin sahneler değil midenizin bulanacağı yetişkin sahneleri de olan bir seri. Bunu göz önüne alarak okuyabilirsiniz.
Emre GülOyuncak Mahşeri