Muzaffer İzgü ’nün Zıkkımın Kökü , benim için sadece bir kitap değil; adım adım yürüdüğüm bir anı defteri gibiydi. Muzo kırmızı balonu için ağlarken ben de onunla ağladım. Kitabın geçtiği Adana’nın tozlu sokakları, derme çatma evleri benim de mahallemdi.
Zıkkımın Kökü ’nün gücü, yoksulluğu göstermek değil; o yoksulluğun içindeki saf insan sıcaklığını, küçücük bir umudu ve ekmeğin tadını hissettirmesinde saklıydı. Muzo ile beraber üşüdüm, ıslandım; yağmurda sırılsıklam olduğum anları da yaşadım. Dut ağacına tırmandığımız, avuç dolusu dut yediğimiz anlar, pamuk tarlasında işçilerle geçirdiğim molalar… Hepsi hayatın en basit ama en değerli lütuflarını hatırlattı. Gece sivrisineklerin vızıltısını bile duyduğum o anlar hâlâ aklımda.
Kitabın sonunda kalan duygu ise hüzün değil, bir gurur ve şükran karışımıydı. Muzaffer İzgü , sade ve samimi diliyle o dönemin ve coğrafyanın ruhunu, doğrudan benim ruhuma yerleştirdi. İşte bu yüzden Zıkkımın Kökü , okunan bir kitap değil; kanayan, gülen ve yaşayan bir anıt gibi kalbimin en derininde duruyor.
Okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar diliyorum.
Zıkkımın KöküMuzaffer İzgü · Bilgi Yayınları · 20202,048 okunma