Zıkkımın Kökü

8,7/10  (61 Oy) · 
248 okunma  · 
51 beğeni  · 
2.517 gösterim
Muzaffer İzgü'nün, 'yaşamöyküsü'nü anlattığı Zıkkımın Kökü, aynı adla sinemaya uyarlandı. Memduh Ün ile Macit Koper'in senaryolaştırdığı, yönetmenliğini Memduh Ün'ün yaptığı; Menderes Samancılar, Meriç Başaran, Günay Girik, Elif İnci, Sırrı Elitaş ve Emre Akyıldız'ın rol aldığı Zıkkımın Kökü filmi, Hindistan Udaipur Film Festivali'nde Altın Film, Tokyo Film Festivali'nde Asya'nın En İyileri, İspanya'da En İyi Yönetmen ödüllerine değer görülürken; Adana'da Altın Koza'da beş ödül birden, Kültür Bakanlığı Ödülü, Paris'te 1994'te Cine Junior en büyük ödülünü de aldı.
Celal Uslu 
16 Şub 2016 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Kitap otobiyografi olarak yazılmıştır. Muzaffer İzgü Adana doğumludur. Çukurova insanı olmasından mı yoksa Anadolu insanının talihsiz yazgısından mı bilinmez kitaplarınada yoksulluk, varoş hayatı, toplum ve ailelerin demografik yapısını irdeler.

Ailesi ile birlikte çocukluğundan itibaren yoksulluğu ama gerçek manada yoksulluğu iliklerine kadar hissederek büyür, kendi deyimiyle babası Adana 'nın ilk gecekondusunu yapan kişidir. Her fırsatta babasının yoksulluğun getirdiği problemleri çözmek için yaratıcı fikirlerle dolu olduğunu vurgulamıştır.

Babasına verdiği bir söz vardır, ne olursa olsun okuyup öğretmen olacaktır. Eğitim hayatı boyunca birçok meslek kolunda çalışmıştır. En çok getirisi olanın sinemada gazoz satmak olduğunu söyler.

Bu kitabı neden okumalıyız sorusunun cevabı yazarın haytında gizlidir. Toplumun en alt kesimlerinde yaşayan hayatların bire bir aynası niteliğinde ki bu kitap sizi yanı başımızda 'hayatta kalma' mücadelesi veren insanlarımızla empati yapmaya zorlayacaktır.

Babasına verdiği sözü tutup öğretmen olmuştur, böylesine kutsal bir meslek için kendisinin ve ailesinin harcadığı çaba taktire şayandır.

Site imkan vermiş olsa idi bir 10 puan daha verirdim.

Merve Eyvaz 
06 Tem 11:58 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Muzaffer İzgü'nun çocukluk dönemlerini, Adana'da gecekondu mahallesinde yaşadığı yıllarını anlatan otobiyografik bir kitap. Hem eğlenceli hem dramatik kitabı okurken yer yer duygulanacak, yer yer kahkahalara boğulacaksınız. Muzaffer İzgü zaten bu ülkede mizah denilince akla gelen en önemli yazarlardan. Sımsıcak ve samimi üslubu da kitabı sevdiren en önemli etken. Tavsiye ederim.

Onur Özkan 
 28 Ağu 10:46 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

İlk defa 1988 yılında okur ile buluşan "Zıkkımın Kökü" kitabı,
Yazar Muzaffer İzgü'nün Adana'da bir gecekondu mahallesindeki
çocukluk anılarını anlatan otobiyografik romanıdır.
Mizah, dram ve kara mizah ögeleri taşıyan kitapta yazar,
yoksulluk içinde geçen çocukluk ve gençlik dönemi ile bir Türkiye
dönemini anlatır okuyucuya. Küçük Muzo ve abisi ile anne babasının temelinde;
bir türk ailesinin, mahallesinin, toplumun hikayesini dinleriz,
biraz gülerek, çoğu kez de hüzünlenerek...
Kitaptaki kırmızı balon, kavun, bisiklet ve yeni gelin hikayeleri dikkat çekicidir.
Zıkkımın Kökü; 1992 yılında Memduh Ün yönetmenliğinde,
Macit Koper senaryosu ile sinemaya da aktarılmıştır.

Tuncer TAMTÜRK 
14 Nis 20:07 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Hiçbir bilgim olmadan, netten indirdiğin e-kitaplar arasında çıktı. Merak ettim, 2006'nın son aylarıydı. Bir yıldır kendimi eve kapamıştım, sürekli bilgisayar başında birşeyler öğrenmeye çalışıyordum. Planım hazırdı: İstanbul'a gidecektim var olmaya. Çukurova'nın amansız, sert ve malesef iş bulamadığım ortamından, bir iki defa gezmeye gidip hayran olduğum İstanbul'a gidecektim. Bir çok film kahramanında görülen İstanbul'la güreşmek hikayesi olacaktı benimkisi. Ama önce ismi itici şu romanı bir okumalıydım. Ve doğduğum toprakların tasviri içinde Muzo'yla tanıştım. Akıllı, çalışkan, muzip bir çocuktu Muzo. Taş köprüde dolanıyor, sipil pazarına gidiyor, çorbacıda çalışıyordu. Aşık oluyordu. Yoksuldu. Anadolu'da çocuklar neden erken büyürün hazin cevabıydı. Kitapta anlatılan şeylerin çoğu yıllar öncesine dayansa da mekanlar, yaşam tarzı ve Taş Köprü'de ki yoksul çocuklar hâlâ ordaydı. Hüznü ve mizahı içerisinde çok güzel şekilde yoğuran, Adana 'lıların mutlak okuması gereken, Adana 'lı olmayanların da hem küçük bir çocuğun büyük hikayesinde tanık olmaları hem de Adana hakkında gösterilenden farklı bilgilere sahip olması açısından önemli bir eserdir. Filmi çekilmiştir zamanında kendi çapında güzeldir. Ama Romanın etkisi verememektedir. Bu arada Muzo, romanı yazarı Muzaffer İzgü'nün ta kendisidir.

kevser 
03 Ağu 2015 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Bu kitap için aslında kısa bir yorum değil bir kitap yazmalıyım. 6 yaşımda mahallemizin aşağı tarafındaki kitapçıya tek başıma giderek aldığım ve en az 25 kere okuduğum, canım sıkıldıkça tekrar tekrar okuduğum kitap. Öğretmen olduğumda öğrencilerime de okutacağım dediğim ve okuttuğum kitap. Muzaffer İzgü'nün hayatını oldukça eğlenceli bir dille anlatan fakat farkındalık eşiği yüksek olan kişiler için de epeyce kedere yol açan kitap. filmine ulaşabilmek için üniversiteyi okuduğum şehirde başvurmadığım yer kalmamıştı fakat ulaşamamıştım. Daha sonra bir arkadaşımın sürpriziyle filmini de izleyebilmiştim. Filmi değil kitabı tavsiye ederim. Film kitabın sığ bir özeti olmuş. Bu kitabı çocuklara okutun, içinde küfürler geçiyor fakat okutun. Gerçek hayatta çocuklar küfrün bin bir çeşidini duyuyor, söylüyorlar, görüyorlar... Her şeyin hemen elde edilemeyeceğini öğrensinler. Zamanımızın tüketmek için birbirleriyle yarışan çocuklarına okutun.

Selman Ç. 
02 Eki 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · Puan vermedi

Okuduğum ilk Muzaffer İzgü kitabı. Çok büyük keyif aldım okurken. Dili o kadar samimi ki, hani bazıları vardır bir şeyler anlatır anlatışından doğru söyleyip söylemediğini, samimi olup olmadığını anlarsınız., İşte Muzaffer İzgü öyle samimi bir dil kullanıyor ki hayran kalmamak mümkün değil. Kendi hayatını anlattığı kitap olmasından dolayı da önemlidir. Yazarı tanımak isteyenler için referans olabilir.

Açlığı, yokluğu, çaresizliği ve bunlarla nasıl başa çıkılacağını, bu durumların mutlu olmaya, bir şeyler başarmaya engel olmaması gerektiğini adeta anlatımıyla gözler önüne seriyor.
Yazları harçlığını çıkarmak için, ailesine yük olmamak için çalışmak zorunda olan bir çocuk. Gerçekten okumaya değer bir hayat hikayesi. Ayrıca kendimden de çok fazla şey bulduğum için benim açımdan önemli bir kitap oldu.

Handenur Hasçelik 
28 Haz 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

İlk okuduğum romanlardan biri. Ben de çocuk yaşta okumuştum, ana karakter de çocuk olduğu için basit anlatımı karşısında zorlanmamıştım. Yoksul olmalarına çok üzülmüştüm başlarda, ama güldüren bir kitap olduğu için de çok sevmiştim.
Kitap önerisi istediklerinde ise dalga geçtiğimi düşünenler olabiliyor. :)

Filiz Özcan 
23 May 13:22 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Otobiyografi olması beni bu kitapla buluşturan sebepti. Çok kısa bir zamanda üzerinden geçe geçe,sindire sindire okudum. iyi ki de okumuşum. Yoksulluğun,soğuğun,açlığın ve çekilen onca sıkıntının mutlu olmaya engel olmadığını öğretmişti bu kitap bana. Büyük küçük herkesin okuması gereken harika bir eser.

Ena ATB 
10 Şub 10:58 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

...Fakir insanların küçük dünyalarında ki büyük mutluluğunu anlatıyor. Klasik cümleler kullanmak gerekirse evet tüketim çılgınlığı çağında okuyup ciddi ciddi dersler çıkarılabilecek bir kitap. Öyle ki bit pazarından baba için alınan ancak eğilip doğrulmamak şartı ile 1 hafta idare edilen pantolonu eline geçen haftalık yevmiyesi ile yenisiyle değiştirince eskisinden çocuklara yelek yapıldığı zamanlar hemde dört düğmeli dördü de başka düğmeli . "Isıtır oğlum ısıtır, yün yündür" Tek göz odada 4 kişilik, birbirlerine sımsıkı kenetli mutlu bir aile; cefakar ve her zaman iyimser bir anne, varını yoğunu ailesine adamış yokluğun yokluğundan mecburi icatlarla varlık yaratan bir mucit bir baba, aralarında 1 er yaş olan küçüğün büyüğe göre çok daha gözü kara afacan iki erkek çocuğu. Muzaffer İzgü ailesinin mutluluk anlayışını şu sözlerle özetliyor "Bizim mutluluğumuz çok basitti. Tencerede yemeğimiz olsun, çıkında ekmeğimiz, lambada gazımız, ocakta çaydanlığımız, yeter de artardı bile..."

Burcu 
02 Tem 20:29 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Tek kelimeyle ba-yıl-dim. Fakir, üstü başı yırtık bi çocuk görünce aklınıza ne gelir. Hele birde bu çocuk pazarda zabitadan gizli mısır satiyorsa. Eminim cogunlugumuz kötü bi aileden geldiğini düşünürü halbuki izgu bu kitabinda onyargilarinizi paramparça ediyor.

2 /

Kitaptan 72 Alıntı

Asiye Yıldız 
04 Ağu 2015 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Bizim mutluluğumuz çok basitti. Tencerede yemeğimiz olsun, çıkında ekmeğimiz, lambada gazımız, ocakta çaydanlığımız, yeter de artardı bile...

Zıkkımın Kökü, Muzaffer İzgüZıkkımın Kökü, Muzaffer İzgü
Asiye Yıldız 
04 Ağu 2015 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Baloncuyu da, çok balonu olduğu için dünyanın en mutlu insanı sanırdım.

Zıkkımın Kökü, Muzaffer İzgüZıkkımın Kökü, Muzaffer İzgü
Asiye Yıldız 
04 Ağu 2015 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Filmin, en acıklı, en firaklı yerinde kütür kütür kabuklu hıyar yiyen duygusuz insanlar olduğu gibi elindeki dolmasını bize uzatan çok duygulu insanlar da vardı.
Ne tatlı gelirdi o dolmalar bana!.. Filmdeki baş kadın oyuncu veremin son devresinde kan kusup duruyor, ben gözlerimden şapır şapır yaş getiren zehir gibi acı biber dolmasını yiyorum.
- Vah vah, derdi kadınlar, gazozcu bile ağlıyor.
Sanki gazozcular ağlamazmış gibi...

Zıkkımın Kökü, Muzaffer İzgüZıkkımın Kökü, Muzaffer İzgü
Asiye Yıldız 
04 Ağu 2015 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Sağımızda bir aile otururdu. İfakat'tı kadının adı. Kocası gezgin satıcıydı. Adam akşamları eve gelince, arabayı bir köşeye çeker, ondan sonra da başlardı günlük görevine. Bu görev, karısına dayak atmaktı. Öyle, odanın içinde dövmezdi karısını, sokakta, avluda, nerde yakalarsa orda. Çocuklar için bir eğlenceydi bu. Daha adam karşıdan gözükür gözükmez, çocuklar kapının önüne birikirlerdi. Adam arabayı duvarın dibine koyar, ondan sonra girişirdi karısına, Zavallı İfakat Abla da, iyiden iyiye akortlanmıştı, sessiz sessiz dayağını yer, kocasının arzusunu yerine getirdikten sonra, arabanın üzerindeki meyveleri içeriye taşımaya başlardı. Anam,
- Avradın çocuğu olmuyor da, herif ondan dövüyor, derdi.
Eh işte, çocukları olanlar bir başka türlü, olmayanlar bir başka türlü. Yine anam,
- Bu avrada da dayak amma yarıyor ha, derdi.
Gerçekten de öyleydi. Bol şalvarının altında bile diri kalçaları, yürürken tir tir titrerdi. Belki de istese şöyle bir el itişiyle yere devirebilirdi kocasını, ama ah şu saygı denen şey...
Kocaya saygı, hiçbir zaman bu kadının elini kullanmasına izin vermezdi, O el ki, kocaya kalkan el, öteki dünyada firil firil yanan bir odun olacaktı.
Sert odundan yapılmış adamlara, öteki dünyada bir şey yok muydu acaba?

Zıkkımın Kökü, Muzaffer İzgüZıkkımın Kökü, Muzaffer İzgü
Peyroux 
16 Mar 21:48 · Kitabı okudu · 5/10 puan

Ah o güzel ana kokusu... Hastanenin lizol kokusunda bile sevgi dolu, yaşam doluydu... Kokuların en güzeli ana kokusu... Bizi tek tek bağrına bastı, sıktı, öptü...

Zıkkımın Kökü, Muzaffer İzgü (Bilgi Yayınevi)Zıkkımın Kökü, Muzaffer İzgü (Bilgi Yayınevi)
Asiye Yıldız 
04 Ağu 2015 · Kitabı okudu · 10/10 puan

- Ee hani, biz okuyup büyük adam olacaktık ya baba?
- Maşallah, olup gidersin işte oğlum. Allah'a bin şükür bıyıkların da çıktı.
Kararı, bizim bıyıklar onaylamıştı. Adam olmuştuk, artık okumaya mokumaya gerek yoktu. Bıyıklarım sağ olsun!..

Zıkkımın Kökü, Muzaffer İzgüZıkkımın Kökü, Muzaffer İzgü
Belkin 
21 Tem 16:51 · Kitabı okudu · Puan vermedi

babamın hali hiç gözlerimin önünden gitmez, dokunsan ağlayacaktı zavallı... Bilmem, belki de biz görmediğimiz zamanlar yine için için ağlıyordu...

Zıkkımın Kökü, Muzaffer İzgüZıkkımın Kökü, Muzaffer İzgü

Kitapla ilgili 1 Haber

Gerçek gülmece vurdu mu devirir!
Gerçek gülmece vurdu mu devirir! Gönül Soyoğul, çocuklar/gençler üzerine 98 kitap yazmış Muzaffer İzgü’nün, sayısız ödüle sahip ‘Zıkkımın Kökü’ kitabının Bursa Orhangazi Milli Eğitim Müdürlüğü’nce sakıncalı bulunmasından başlayıp Adana’daki yoksul çocukluğuna kadar iz sürdü…Ortaya duygulu, komik, bir o kadar da zehir/zıkkım bir söyleşi çıktı…