Muzaffer İzgü

Muzaffer İzgü

8.7/10
521 Kişi
·
2.375
Okunma
·
213
Beğeni
·
11.111
Gösterim
Adı:
Muzaffer İzgü
Unvan:
Türk Yazar, Öğretmen
Doğum:
Adana, Türkiye, 29 Ekim 1933
Ölüm:
İzmir, 26 Ağustos 2017
Muzaffer İzgü (d. 29 Ekim 1933, Adana). Türk yazar, öğretmen.
Türkiye'nin en çok okunan gülmece ve çocuk kitapları yazarlarındandır. 107 kitap, 200'e yakın radyo oyunu yazmıştır.

Hayatı
29 Ekim 1933 günü Adana'da doğdu, yoksul bir çocukluk geçirdi. Elazığ'ın Dişidi köyünden çalışmak üzere Adana'ya gelen ve Adana Kız Lisesi'nde hademelik yapan babasının adı Ahmet, Şam doğumlu olup Antakya'dan Adana'ya gelen annesinin adı ise Havva'dır. İzgü'nün ifadesine göre babası Adana'da ilk gecekonduyu yapan kişidir.

Muzaffer İzgü; bulaşıkçılık, garsonluk, sinemalarda gazoz satıcılığı gibi işlerde çalışarak eğitimine devam etti. Üç yıllık İnönü İlkokulu'ndan sonra dördüncü sınıfı Gazipaşa İlkokulu'nda, bu okulun depremde zarar görmesi üzerine beşinci sınıfı İstiklal İlkokulu'nda okuyarak ilköğrenimini tamamladı. Öğrenimini Tepebağ Ortaokulu'nda sürdürdü. 3 yıllık ortaokulu bitirdikten sonra yatılı olarak Diyarbakır Öğretmenokulu'nda okudu. Bu okulda tanıştığı Günsel Hanım ile evlendi. İlk görev yerleri olan Silvan'da oğulları Bülent Şahin dünyaya geldi.

Diyarbakır İlköğretmen Okulu'nu bitirdikten sonra Silvan'da, Aydın'ın Akçakoca Köyü'nde, Cincin Köyü'nde, Aydın merkezindeki yetiştirme yurdunda, Güzelhisar İlkokulku'nda öğretmenlik yaptı. Aydın'da görev yaparken ikiz kızları Nevin ve Sevin doğdu. 11 yıllık ilkokul öğretmenliğinin ardından ortaokul öğretmenliğine geçti, Aydın Gazipaşa Ortaokulu'nda Türkçe öğretmenliği yaptı ve 1978 yılında emekli olarak öğretmenliği bıraktı, İzmir'e yerleşti.

İlk yazılarını 1959 yılında Aydın'da yayımlanan Hüraydın Gazetesi'nde yayımladı. Küçük öykü ve röportajlar derleyen İzgü, 1964 yılından itibaren yazarlığını Demokrat İzmir Gazetesi'nde sürdürdü. Bu gazetedeki köşesinde her hafta bir öykü yayımladığı gibi gülmece dergisi Akbaba'da da öykülerini yayımladı. İstanbul'da çıkan Milliyet ve Akşam gazetelerinde röportajları yayınlandı.

Zamanla, röportaj ve öykülerin yanı sıra tiyatro oyunu yazmaya yönelen İzgü, özel tiyatrolarda oynanan, radyolarda yayınlanan oyun ve skeçleriyle ün yaptı. Yazdığı ilk oyun, Nejat Uygur için yazdığı İnsaniyettin'dir.
İlk kitabı Gecekondu, 1970 yılında Remzi Kitabevi tarafından yayımlandı, bunu 1971 yılında İlyas Efendi, 1972 yılında Halo Dayı adlı kitabı izledi. Attilâ İlhan ile tanıştıktan sonra kitaplarını Bilgi Yayınevi'nde yayımlayan İzgü'nün bu yayınevi tarafından basılan ilk kitabı Donumdaki Para (1977 ) idi. Bilgi Yayınevi, İzgü'nün 42 roman ve öykü kitabını, 73 çocuk kitabını yayımladı. Zıkkımın Kökü ile Ekmek Parası adlı eserlerinde kendi yaşam öyküsünü ortaya koydu. Zıkkımın Kökü, 1992'de filme aktarıldı.
Bizim mutluluğumuz çok basitti. Tencerede yemeğimiz olsun, çıkında ekmeğimiz, lambada gazımız, ocakta çaydanlığımız, yeter de artardı bile...
"Ulan avrat, bizim bi de düşümüz olmasa n'ederiz be! ÇOK ŞÜKÜR ALLAH'A, DÜŞ KURMAYA PARA ALMIYORLAR."
Filmin, en acıklı, en firaklı yerinde kütür kütür kabuklu hıyar yiyen duygusuz insanlar olduğu gibi elindeki dolmasını bize uzatan çok duygulu insanlar da vardı.
Ne tatlı gelirdi o dolmalar bana!.. Filmdeki baş kadın oyuncu veremin son devresinde kan kusup duruyor, ben gözlerimden şapır şapır yaş getiren zehir gibi acı biber dolmasını yiyorum.
- Vah vah, derdi kadınlar, gazozcu bile ağlıyor.
Sanki gazozcular ağlamazmış gibi...
"Gerçekten insan bozuldu, yapay oldu. İçtenlik yapay, ilgi yapay, konuşma yapay, davranış yapay.
Bence ilim adamları organik insan yetiştirmenin umarına baksınlar..."
Üzüm sınava girecek ve tıp fakültesini kazanacak... Babasının defterinde hiç başka fakülte yoktu. Ya doktorluk, ya hiç...
Ülke ne zaman darboğaza girse, olan kitaplara oluyor. Sanki bu raflarda sessiz sedasız duran kitaplar sokuyorlar ülkeyi darboğaza, tüm suç onların, döviz yokluğu onların, pahalılık onların, enflasyon, devalüasyon onların... Onlar halkı bir lokma ekmeğe muhtaç eden, onlar halkı ezip sömüren...
Muzaffer İzgü
Sayfa 34 - Bilgi Yayınevi
"Kominizim gelirse, kadınlar da çalışacak."
"Lan bizim köye gelmiş mi yoksa?"
"Anlamadım?"
"Heç, analarımız bacılarımız heç tarladan çıkmazlar da."
"Lan öyle değil, şehir avratları da çalışacaklar."
"Vah vah vah. O daracık pantolon, o boyalı gözlerle mi, vah vah vah. O dal gibi vücutlarla mı, amanın tazecik etleriynen mi? Yazzık ki ne yazzık."
Kitap otobiyografi olarak yazılmıştır. Muzaffer İzgü Adana doğumludur. Çukurova insanı olmasından mı yoksa Anadolu insanının talihsiz yazgısından mı bilinmez kitaplarınada yoksulluk, varoş hayatı, toplum ve ailelerin demografik yapısını irdeler.

Ailesi ile birlikte çocukluğundan itibaren yoksulluğu ama gerçek manada yoksulluğu iliklerine kadar hissederek büyür, kendi deyimiyle babası Adana 'nın ilk gecekondusunu yapan kişidir. Her fırsatta babasının yoksulluğun getirdiği problemleri çözmek için yaratıcı fikirlerle dolu olduğunu vurgulamıştır.

Babasına verdiği bir söz vardır, ne olursa olsun okuyup öğretmen olacaktır. Eğitim hayatı boyunca birçok meslek kolunda çalışmıştır. En çok getirisi olanın sinemada gazoz satmak olduğunu söyler.

Bu kitabı neden okumalıyız sorusunun cevabı yazarın haytında gizlidir. Toplumun en alt kesimlerinde yaşayan hayatların bire bir aynası niteliğinde ki bu kitap sizi yanı başımızda 'hayatta kalma' mücadelesi veren insanlarımızla empati yapmaya zorlayacaktır.

Babasına verdiği sözü tutup öğretmen olmuştur, böylesine kutsal bir meslek için kendisinin ve ailesinin harcadığı çaba taktire şayandır.

Site imkan vermiş olsa idi bir 10 puan daha verirdim.
Belki de öğretmenim bu güzel hediyesi ile bana kitap okuma sevgisi aşılamış oldu...

Bu kitap benim için özel bir kitap. İlkokul birinci sınıf öğretmenimin yıl sonunda ilk sayfasına not yazıp, tarih düşerek imzaladığı, hediye ettiği ilk kitaplarımdan biri. Ve bugüne kadar sakladığım en eski kitabım. Şimdiye kadar kaç kere okuduğumu bilmiyorum ama bugün bir kere daha okudum. İçerisinde bundan yaklaşık 30 yıl önce yaptığım boyamalara baktım :) Ne kadar da temiz, itinalı boyamışım öyle. Çok mutlu oldum. Sonra çocukluğumu ilkokul yıllarımı hatırladım. Anaokulu öğretmenim herşeyi bilmiş bilmiş anlattığım için "çok bilmiş" dermiş bana. Bilmeyi, öğrenmeyi hep severdim. Ortaokul yıllarımda babamın kütüphanesinden Meydan Laouresse ansiklopedilerini alır resimlerine bakar, ilgimi çeken yerleri okurdum. Sordukları zaman "Ben bilim adamı olacağım" derdim... Sonra öğretmen oldum. Ben de öğrencilerime iyilik, doğruluk, kitap, edebiyat ve bilim sevgisi aşılamak için çalıştım ve çalışıyorum. Bilmiyorum ne kadar başarılıyım, kimlerin hayatına ne kadar etki ediyorum. Öğretmenlik böyle bir meslek. Bir usta marangozun eserinin önüne geçip ne kadarda güzel yapmışım demesi gibi bir şansı olmuyor biz öğretmenlerin. Ektiğimiz tohumlar yıllar yıllar sonra yeşeriyor. Tıpkı meyve ağacının meyve vermesi gibi zaman alıyor. Ama biliyorum öğrencilerim beni seviyorlar. Yeni şeyler öğrendiklerinde parlayan gözlerindeki ışık beni mutlu etmeye yetiyor. Belki bilim adamı olamadım ama iyi insanların yetişmesine fayda sağlamışımdır...

Ninemin Bahçesi dili gayet basit ve güzel, çocuklara okumayı, meyve, sebzeyi ve tarımı, çalışmayı, emek vermeyi, bir hedef uğruna azmetmeyi sevdirecek bir çocuk kitabı. Erol ve ninesi pazardan sebze tohumları, ve ağaç fideleri alırlar. Apartmanlarının önündeki atıl vaziyette duran toprağı çalışır, çabalar ve komşu çocukları ile birlikte güzel bir bahçe yaparlar.

Bazen bazı nesneler çok önemli olur, alır götürür sizi geçmişe. Bir kitap size tüm çocukluğunuzu hatırlatır. Yıllar, ne de çabuk geçiyor koskoca yıllar...
İlk okuduğum kitaplardan birisi de bu seriydi. Ordu'nun yüksek bir köyünde geçen çocukluğumda babama yalvar yakar bir tanesini aldırır bir solukta okur diğeri için yalvarmaya başlardım. Kitap il merkezinden alınıyordu ve babam da çarşıya ayda bir kere gider unutmazsa ya da para durumuna göre alır veya ertelerdi. Okumayı söken çocuklara verilebilir.
Ne güzel bir kitaptı öyle tadı damağımda kaldı. Yurdumdan eğlenceli komik insan manzaraları. Herkese tanıdık gelen kişiler olaylar. Mizahın hakkı verilmiş ne varsa eskilerde var zaten

- N'oluyor lan Rahmi orada?
- Heç usta, gavurla yarenlik ediyoruz, dedi. Herife Türkçe öğretmeye çalışıyorum. Bak lan gavur, buna
kitap derler kitap kitap.
- Citap???
- Kitap kitap.
Bir genç kızın üniversite sınavına girmeden önce yaşadığı baskı ve sonrasında bu baskıdan dolayı,ailesinden kaçışını anlatan bir eser...
Sonu beklediğim gibi bitmemişti ama yinede beğenmiştim...
Özellikle ebeveynlerin okuması tavsiye ederim
Muzaffer İzgü'nun çocukluk dönemlerini, Adana'da gecekondu mahallesinde yaşadığı yıllarını anlatan otobiyografik bir kitap. Hem eğlenceli hem dramatik kitabı okurken yer yer duygulanacak, yer yer kahkahalara boğulacaksınız. Muzaffer İzgü zaten bu ülkede mizah denilince akla gelen en önemli yazarlardan. Sımsıcak ve samimi üslubu da kitabı sevdiren en önemli etken. Tavsiye ederim.
Bir iddia uğruna iki öküz parası biriktirmek için İstanbul’a gelen Halo Dayı ve oğlunun büyük şehirde yaşadıklarını anlatan mizahi bir kitap. Lisedeyken okuyup büyük keyif almış ve aylarca kardeşimle kitaptan bölümler okuyup gülmüştük.
Özellikle ortaokul ve lise çağındaki kardeşlerimizin zevkle ve tebessümle okuyacağı bir kitap.
1K'da bir etkinlik düzenlenmişti: Kitap arkadaşlığı etkinliği. :) İsmi tam olarak bu muydu bilmiyorum ama öyle hatırladım.
Etkinliğin içeriği ise şuydu: Eşleştirilen kişiler birbirlerine kitap gönderecekler, gönderdikleri kitabın yanına bir de çocuk kitabı ekleyecekler ve bu gönderilen çocuk kitapları karşılarına çıkan ilk çocuğa hediye olarak verilecekti.Belki de onların kitap okuma alışkanlığı kazanmasına vesile olacak güzel düşünülmüş bir etkinlikti.
Bu okumuş olduğum kitapta "şirin kitap arkadaşım" tarafından böyle bir etkinlik için gönderildi bana. :) Kitabı, bilmediğim sahibine ulaştırmadan önce ben de okumak istedim.Yarın yolda gördüğüm yaşına uygun ilk çocuğa hediye edeceğim. :)
Böyle güzel etkinlikler hep olsun.
Daha çok okuyalım, daha çok okunmasına vesile olalım ve kitapseverler olarak kardeşlik bağı kuralım.
Hiçbir bilgim olmadan, netten indirdiğin e-kitaplar arasında çıktı. Merak ettim, 2006'nın son aylarıydı. Bir yıldır kendimi eve kapamıştım, sürekli bilgisayar başında birşeyler öğrenmeye çalışıyordum. Planım hazırdı: İstanbul'a gidecektim var olmaya. Çukurova'nın amansız, sert ve malesef iş bulamadığım ortamından, bir iki defa gezmeye gidip hayran olduğum İstanbul'a gidecektim. Bir çok film kahramanında görülen İstanbul'la güreşmek hikayesi olacaktı benimkisi. Ama önce ismi itici şu romanı bir okumalıydım. Ve doğduğum toprakların tasviri içinde Muzo'yla tanıştım. Akıllı, çalışkan, muzip bir çocuktu Muzo. Taş köprüde dolanıyor, sipil pazarına gidiyor, çorbacıda çalışıyordu. Aşık oluyordu. Yoksuldu. Anadolu'da çocuklar neden erken büyürün hazin cevabıydı. Kitapta anlatılan şeylerin çoğu yıllar öncesine dayansa da mekanlar, yaşam tarzı ve Taş Köprü'de ki yoksul çocuklar hâlâ ordaydı. Hüznü ve mizahı içerisinde çok güzel şekilde yoğuran, Adana 'lıların mutlak okuması gereken, Adana 'lı olmayanların da hem küçük bir çocuğun büyük hikayesinde tanık olmaları hem de Adana hakkında gösterilenden farklı bilgilere sahip olması açısından önemli bir eserdir. Filmi çekilmiştir zamanında kendi çapında güzeldir. Ama Romanın etkisi verememektedir. Bu arada Muzo, romanı yazarı Muzaffer İzgü'nün ta kendisidir.
Hayatımda okuyup da bir skeç izliyormuş gibi güldüğüm tek kitaptır sanırım.Radyo tiyatrosu tadında köy gülmecesi.Gülerken de inceden inceden muazzam mesajlar veren kitap.Bu kitabı okuduktan sonra nerede bir inşaat görseniz içerisinde bir Halo Dayı var mıdır acep diye dalıp gitmemek işten bile olmayacak.

Yazarın biyografisi

Adı:
Muzaffer İzgü
Unvan:
Türk Yazar, Öğretmen
Doğum:
Adana, Türkiye, 29 Ekim 1933
Ölüm:
İzmir, 26 Ağustos 2017
Muzaffer İzgü (d. 29 Ekim 1933, Adana). Türk yazar, öğretmen.
Türkiye'nin en çok okunan gülmece ve çocuk kitapları yazarlarındandır. 107 kitap, 200'e yakın radyo oyunu yazmıştır.

Hayatı
29 Ekim 1933 günü Adana'da doğdu, yoksul bir çocukluk geçirdi. Elazığ'ın Dişidi köyünden çalışmak üzere Adana'ya gelen ve Adana Kız Lisesi'nde hademelik yapan babasının adı Ahmet, Şam doğumlu olup Antakya'dan Adana'ya gelen annesinin adı ise Havva'dır. İzgü'nün ifadesine göre babası Adana'da ilk gecekonduyu yapan kişidir.

Muzaffer İzgü; bulaşıkçılık, garsonluk, sinemalarda gazoz satıcılığı gibi işlerde çalışarak eğitimine devam etti. Üç yıllık İnönü İlkokulu'ndan sonra dördüncü sınıfı Gazipaşa İlkokulu'nda, bu okulun depremde zarar görmesi üzerine beşinci sınıfı İstiklal İlkokulu'nda okuyarak ilköğrenimini tamamladı. Öğrenimini Tepebağ Ortaokulu'nda sürdürdü. 3 yıllık ortaokulu bitirdikten sonra yatılı olarak Diyarbakır Öğretmenokulu'nda okudu. Bu okulda tanıştığı Günsel Hanım ile evlendi. İlk görev yerleri olan Silvan'da oğulları Bülent Şahin dünyaya geldi.

Diyarbakır İlköğretmen Okulu'nu bitirdikten sonra Silvan'da, Aydın'ın Akçakoca Köyü'nde, Cincin Köyü'nde, Aydın merkezindeki yetiştirme yurdunda, Güzelhisar İlkokulku'nda öğretmenlik yaptı. Aydın'da görev yaparken ikiz kızları Nevin ve Sevin doğdu. 11 yıllık ilkokul öğretmenliğinin ardından ortaokul öğretmenliğine geçti, Aydın Gazipaşa Ortaokulu'nda Türkçe öğretmenliği yaptı ve 1978 yılında emekli olarak öğretmenliği bıraktı, İzmir'e yerleşti.

İlk yazılarını 1959 yılında Aydın'da yayımlanan Hüraydın Gazetesi'nde yayımladı. Küçük öykü ve röportajlar derleyen İzgü, 1964 yılından itibaren yazarlığını Demokrat İzmir Gazetesi'nde sürdürdü. Bu gazetedeki köşesinde her hafta bir öykü yayımladığı gibi gülmece dergisi Akbaba'da da öykülerini yayımladı. İstanbul'da çıkan Milliyet ve Akşam gazetelerinde röportajları yayınlandı.

Zamanla, röportaj ve öykülerin yanı sıra tiyatro oyunu yazmaya yönelen İzgü, özel tiyatrolarda oynanan, radyolarda yayınlanan oyun ve skeçleriyle ün yaptı. Yazdığı ilk oyun, Nejat Uygur için yazdığı İnsaniyettin'dir.
İlk kitabı Gecekondu, 1970 yılında Remzi Kitabevi tarafından yayımlandı, bunu 1971 yılında İlyas Efendi, 1972 yılında Halo Dayı adlı kitabı izledi. Attilâ İlhan ile tanıştıktan sonra kitaplarını Bilgi Yayınevi'nde yayımlayan İzgü'nün bu yayınevi tarafından basılan ilk kitabı Donumdaki Para (1977 ) idi. Bilgi Yayınevi, İzgü'nün 42 roman ve öykü kitabını, 73 çocuk kitabını yayımladı. Zıkkımın Kökü ile Ekmek Parası adlı eserlerinde kendi yaşam öyküsünü ortaya koydu. Zıkkımın Kökü, 1992'de filme aktarıldı.

Yazar istatistikleri

  • 213 okur beğendi.
  • 2.375 okur okudu.
  • 16 okur okuyor.
  • 413 okur okuyacak.
  • 7 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları