Muzaffer İzgü

Yazar 8,5/10 · 411 Oy · 119 kitap · 2107 okunma ·  201 beğeni

Yazarın Bilgileri

Yazar İstatistikleri

201 okur beğendi.
411 puanlama · 128 alıntı
4 haber · 10.700 gösterim
2.107 okur kitaplarını okudu.
392 okur kitaplarını okumayı planlıyor.
13 okur kitaplarını şu anda okuyor.
6 okur kitaplarını yarım bıraktı.

Paylaş

ya da direk bağlantıyı paylaş

Muzaffer İzgü'ün Biyografisi

Muzaffer İzgü (d. 29 Ekim 1933, Adana). Türk yazar, öğretmen.
Türkiye'nin en çok okunan gülmece ve çocuk kitapları yazarlarındandır. 107 kitap, 200'e yakın radyo oyunu yazmıştır.

Hayatı
29 Ekim 1933 günü Adana'da doğdu, yoksul bir çocukluk geçirdi. Elazığ'ın Dişidi köyünden çalışmak üzere Adana'ya gelen ve Adana Kız Lisesi'nde hademelik yapan babasının adı Ahmet, Şam doğumlu olup Antakya'dan Adana'ya gelen annesinin adı ise Havva'dır. İzgü'nün ifadesine göre babası Adana'da ilk gecekonduyu yapan kişidir.

Muzaffer İzgü; bulaşıkçılık, garsonluk, sinemalarda gazoz satıcılığı gibi işlerde çalışarak eğitimine devam etti. Üç yıllık İnönü İlkokulu'ndan sonra dördüncü sınıfı Gazipaşa İlkokulu'nda, bu okulun depremde zarar görmesi üzerine beşinci sınıfı İstiklal İlkokulu'nda okuyarak ilköğrenimini tamamladı. Öğrenimini Tepebağ Ortaokulu'nda sürdürdü. 3 yıllık ortaokulu bitirdikten sonra yatılı olarak Diyarbakır Öğretmenokulu'nda okudu. Bu okulda tanıştığı Günsel Hanım ile evlendi. İlk görev yerleri olan Silvan'da oğulları Bülent Şahin dünyaya geldi.

Diyarbakır İlköğretmen Okulu'nu bitirdikten sonra Silvan'da, Aydın'ın Akçakoca Köyü'nde, Cincin Köyü'nde, Aydın merkezindeki yetiştirme yurdunda, Güzelhisar İlkokulku'nda öğretmenlik yaptı. Aydın'da görev yaparken ikiz kızları Nevin ve Sevin doğdu. 11 yıllık ilkokul öğretmenliğinin ardından ortaokul öğretmenliğine geçti, Aydın Gazipaşa Ortaokulu'nda Türkçe öğretmenliği yaptı ve 1978 yılında emekli olarak öğretmenliği bıraktı, İzmir'e yerleşti.

İlk yazılarını 1959 yılında Aydın'da yayımlanan Hüraydın Gazetesi'nde yayımladı. Küçük öykü ve röportajlar derleyen İzgü, 1964 yılından itibaren yazarlığını Demokrat İzmir Gazetesi'nde sürdürdü. Bu gazetedeki köşesinde her hafta bir öykü yayımladığı gibi gülmece dergisi Akbaba'da da öykülerini yayımladı. İstanbul'da çıkan Milliyet ve Akşam gazetelerinde röportajları yayınlandı.

Zamanla, röportaj ve öykülerin yanı sıra tiyatro oyunu yazmaya yönelen İzgü, özel tiyatrolarda oynanan, radyolarda yayınlanan oyun ve skeçleriyle ün yaptı. Yazdığı ilk oyun, Nejat Uygur için yazdığı İnsaniyettin'dir.
İlk kitabı Gecekondu, 1970 yılında Remzi Kitabevi tarafından yayımlandı, bunu 1971 yılında İlyas Efendi, 1972 yılında Halo Dayı adlı kitabı izledi. Attilâ İlhan ile tanıştıktan sonra kitaplarını Bilgi Yayınevi'nde yayımlayan İzgü'nün bu yayınevi tarafından basılan ilk kitabı Donumdaki Para (1977 ) idi. Bilgi Yayınevi, İzgü'nün 42 roman ve öykü kitabını, 73 çocuk kitabını yayımladı. Zıkkımın Kökü ile Ekmek Parası adlı eserlerinde kendi yaşam öyküsünü ortaya koydu. Zıkkımın Kökü, 1992'de filme aktarıldı.

Muzaffer İzgü'ün Kitapları Kitap Ekle

8,8/ 10  (17 Oy) ·  63 Okunma
5. Ökkeş Denizde (Ökkeş Dizisi 10)
9,0/ 10  (8 Oy) ·  50 Okunma
6. Anneannemin Apartman Kuzusu (Anneannemin Akıl Almaz Maceraları 4)
8,2/ 10  (9 Oy) ·  45 Okunma
8. Ökkeş İşportacı (Ökkeş Dizisi 5)
9,8/ 10  (4 Oy) ·  40 Okunma
9. Ökkeş Kapıcı (Ökkeş Dizisi 4)
9,3/ 10  (4 Oy) ·  39 Okunma
12. Ökkeş Lunaparkta (Ökkeş Dizisi 1)
9,8/ 10  (5 Oy) ·  37 Okunma
13. Ökkeş Balık Avında (Ökkeş Dizisi 3)
9,0/ 10  (5 Oy) ·  36 Okunma
14. Anneannemin Gramofonu (Anneannemin Akıl Almaz Maceraları 2)
9,5/ 10  (8 Oy) ·  35 Okunma
15. Anneannem Gelin Oldu (Anneannemin Akıl Almaz Maceraları 6)
9,0/ 10  (7 Oy) ·  35 Okunma
16. Ökkeş Dolmuşçu (Ökkeş Dizisi 9)
10,0/ 10  (2 Oy) ·  34 Okunma
17. Ökkeş Maçta (Ökkeş Dizisi 8)
9,4/ 10  (5 Oy) ·  34 Okunma
18. Ökkeş Bahçıvan (Ökkeş Dizisi 6)
10,0/ 10  (3 Oy) ·  34 Okunma
19. Anneannem Cankurtaran (Anneannemin Akıl Almaz Maceraları 7)
8,0/ 10  (4 Oy) ·  33 Okunma
20. Ökkeş Kurt Avında (Ökkeş Dizisi 2)
7,7/ 10  (3 Oy) ·  33 Okunma
Bütün Kitapları Göster
Asiye Yıldız, bir alıntı ekledi.
04 Ağu 2015 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Bizim mutluluğumuz çok basitti. Tencerede yemeğimiz olsun, çıkında ekmeğimiz, lambada gazımız, ocakta çaydanlığımız, yeter de artardı bile...

Zıkkımın Kökü, Muzaffer İzgüZıkkımın Kökü, Muzaffer İzgü
kübra aslan, bir alıntı ekledi.
28 Ağu 2017

"Ulan avrat, bizim bi de düşümüz olmasa n'ederiz be! ÇOK ŞÜKÜR ALLAH'A, DÜŞ KURMAYA PARA ALMIYORLAR."

Zıkkımın Kökü, Muzaffer İzgüZıkkımın Kökü, Muzaffer İzgü
Asiye Yıldız, bir alıntı ekledi.
04 Ağu 2015 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Baloncuyu da, çok balonu olduğu için dünyanın en mutlu insanı sanırdım.

Zıkkımın Kökü, Muzaffer İzgüZıkkımın Kökü, Muzaffer İzgü
Metin Özdemir, bir alıntı ekledi.
12 Tem 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

- Ah ah, dedi, ülkede yakası tutulacak adam o denli çok ki!

Çanak Çömlek Patladı, Muzaffer İzgüÇanak Çömlek Patladı, Muzaffer İzgü
Asiye Yıldız, bir alıntı ekledi.
04 Ağu 2015 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Filmin, en acıklı, en firaklı yerinde kütür kütür kabuklu hıyar yiyen duygusuz insanlar olduğu gibi elindeki dolmasını bize uzatan çok duygulu insanlar da vardı.
Ne tatlı gelirdi o dolmalar bana!.. Filmdeki baş kadın oyuncu veremin son devresinde kan kusup duruyor, ben gözlerimden şapır şapır yaş getiren zehir gibi acı biber dolmasını yiyorum.
- Vah vah, derdi kadınlar, gazozcu bile ağlıyor.
Sanki gazozcular ağlamazmış gibi...

Zıkkımın Kökü, Muzaffer İzgüZıkkımın Kökü, Muzaffer İzgü
Asiye Yıldız, bir alıntı ekledi.
05 Ağu 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

"Kominizim gelirse, kadınlar da çalışacak."
"Lan bizim köye gelmiş mi yoksa?"
"Anlamadım?"
"Heç, analarımız bacılarımız heç tarladan çıkmazlar da."
"Lan öyle değil, şehir avratları da çalışacaklar."
"Vah vah vah. O daracık pantolon, o boyalı gözlerle mi, vah vah vah. O dal gibi vücutlarla mı, amanın tazecik etleriynen mi? Yazzık ki ne yazzık."

Deliye Hergün Bayram, Muzaffer İzgü (Sayfa 67)Deliye Hergün Bayram, Muzaffer İzgü (Sayfa 67)
Nurhan Işkın, bir alıntı ekledi.
13 Eyl 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Üzüm sınava girecek ve tıp fakültesini kazanacak... Babasının defterinde hiç başka fakülte yoktu. Ya doktorluk, ya hiç...

Kaçak Kız, Muzaffer İzgü (Sayfa 63)Kaçak Kız, Muzaffer İzgü (Sayfa 63)
Selman Ç., bir alıntı ekledi.
03 Eki 2016 · Kitabı okudu · İnceledi

Ülke ne zaman darboğaza girse, olan kitaplara oluyor. Sanki bu raflarda sessiz sedasız duran kitaplar sokuyorlar ülkeyi darboğaza, tüm suç onların, döviz yokluğu onların, pahalılık onların, enflasyon, devalüasyon onların... Onlar halkı bir lokma ekmeğe muhtaç eden, onlar halkı ezip sömüren...

Her Eve Bir Karakol, Muzaffer İzgü (Sayfa 34 - Bilgi Yayınevi)Her Eve Bir Karakol, Muzaffer İzgü (Sayfa 34 - Bilgi Yayınevi)
Ayten Ernaz Tiryaki, bir alıntı ekledi.
26 Oca 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

"Gerçekten insan bozuldu, yapay oldu. İçtenlik yapay, ilgi yapay, konuşma yapay, davranış yapay.
Bence ilim adamları organik insan yetiştirmenin umarına baksınlar..."

Padişahım Çok Yaşa, Muzaffer İzgüPadişahım Çok Yaşa, Muzaffer İzgü
Bütün Alıntıları Göster

Muzaffer İzgü kitap incelemeleri

Celal Uslu, Zıkkımın Kökü'ü inceledi.
16 Şub 2016 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Kitap otobiyografi olarak yazılmıştır. Muzaffer İzgü Adana doğumludur. Çukurova insanı olmasından mı yoksa Anadolu insanının talihsiz yazgısından mı bilinmez kitaplarınada yoksulluk, varoş hayatı, toplum ve ailelerin demografik yapısını irdeler.

Ailesi ile birlikte çocukluğundan itibaren yoksulluğu ama gerçek manada yoksulluğu iliklerine kadar hissederek büyür, kendi deyimiyle babası Adana 'nın ilk gecekondusunu yapan kişidir. Her fırsatta babasının yoksulluğun getirdiği problemleri çözmek için yaratıcı fikirlerle dolu olduğunu vurgulamıştır.

Babasına verdiği bir söz vardır, ne olursa olsun okuyup öğretmen olacaktır. Eğitim hayatı boyunca birçok meslek kolunda çalışmıştır. En çok getirisi olanın sinemada gazoz satmak olduğunu söyler.

Bu kitabı neden okumalıyız sorusunun cevabı yazarın haytında gizlidir. Toplumun en alt kesimlerinde yaşayan hayatların bire bir aynası niteliğinde ki bu kitap sizi yanı başımızda 'hayatta kalma' mücadelesi veren insanlarımızla empati yapmaya zorlayacaktır.

Babasına verdiği sözü tutup öğretmen olmuştur, böylesine kutsal bir meslek için kendisinin ve ailesinin harcadığı çaba taktire şayandır.

Site imkan vermiş olsa idi bir 10 puan daha verirdim.

Bekir İstanbul, Ninemin Bahçesi'ni inceledi.
26 Nis 2017 · Kitabı okudu · 1 günde · 10/10 puan

Belki de öğretmenim bu güzel hediyesi ile bana kitap okuma sevgisi aşılamış oldu...

Bu kitap benim için özel bir kitap. İlkokul birinci sınıf öğretmenimin yıl sonunda ilk sayfasına not yazıp, tarih düşerek imzaladığı, hediye ettiği ilk kitaplarımdan biri. Ve bugüne kadar sakladığım en eski kitabım. Şimdiye kadar kaç kere okuduğumu bilmiyorum ama bugün bir kere daha okudum. İçerisinde bundan yaklaşık 30 yıl önce yaptığım boyamalara baktım :) Ne kadar da temiz, itinalı boyamışım öyle. Çok mutlu oldum. Sonra çocukluğumu ilkokul yıllarımı hatırladım. Anaokulu öğretmenim herşeyi bilmiş bilmiş anlattığım için "çok bilmiş" dermiş bana. Bilmeyi, öğrenmeyi hep severdim. Ortaokul yıllarımda babamın kütüphanesinden Meydan Laouresse ansiklopedilerini alır resimlerine bakar, ilgimi çeken yerleri okurdum. Sordukları zaman "Ben bilim adamı olacağım" derdim... Sonra öğretmen oldum. Ben de öğrencilerime iyilik, doğruluk, kitap, edebiyat ve bilim sevgisi aşılamak için çalıştım ve çalışıyorum. Bilmiyorum ne kadar başarılıyım, kimlerin hayatına ne kadar etki ediyorum. Öğretmenlik böyle bir meslek. Bir usta marangozun eserinin önüne geçip ne kadarda güzel yapmışım demesi gibi bir şansı olmuyor biz öğretmenlerin. Ektiğimiz tohumlar yıllar yıllar sonra yeşeriyor. Tıpkı meyve ağacının meyve vermesi gibi zaman alıyor. Ama biliyorum öğrencilerim beni seviyorlar. Yeni şeyler öğrendiklerinde parlayan gözlerindeki ışık beni mutlu etmeye yetiyor. Belki bilim adamı olamadım ama iyi insanların yetişmesine fayda sağlamışımdır...

Ninemin Bahçesi dili gayet basit ve güzel, çocuklara okumayı, meyve, sebzeyi ve tarımı, çalışmayı, emek vermeyi, bir hedef uğruna azmetmeyi sevdirecek bir çocuk kitabı. Erol ve ninesi pazardan sebze tohumları, ve ağaç fideleri alırlar. Apartmanlarının önündeki atıl vaziyette duran toprağı çalışır, çabalar ve komşu çocukları ile birlikte güzel bir bahçe yaparlar.

Bazen bazı nesneler çok önemli olur, alır götürür sizi geçmişe. Bir kitap size tüm çocukluğunuzu hatırlatır. Yıllar, ne de çabuk geçiyor koskoca yıllar...

Muzaffer Akar, Ökkeş Dizisi (Takım 10 Kitap)'ı inceledi.
16 Nis 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

İlk okuduğum kitaplardan birisi de bu seriydi. Ordu'nun yüksek bir köyünde geçen çocukluğumda babama yalvar yakar bir tanesini aldırır bir solukta okur diğeri için yalvarmaya başlardım. Kitap il merkezinden alınıyordu ve babam da çarşıya ayda bir kere gider unutmazsa ya da para durumuna göre alır veya ertelerdi. Okumayı söken çocuklara verilebilir.

DUA, Çanak Çömlek Patladı'ı inceledi.
09 Tem 2017 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Ne güzel bir kitaptı öyle tadı damağımda kaldı. Yurdumdan eğlenceli komik insan manzaraları. Herkese tanıdık gelen kişiler olaylar. Mizahın hakkı verilmiş ne varsa eskilerde var zaten

- N'oluyor lan Rahmi orada?
- Heç usta, gavurla yarenlik ediyoruz, dedi. Herife Türkçe öğretmeye çalışıyorum. Bak lan gavur, buna
kitap derler kitap kitap.
- Citap???
- Kitap kitap.

Nurhan Işkın, Kaçak Kız'ı inceledi.
13 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Bir genç kızın üniversite sınavına girmeden önce yaşadığı baskı ve sonrasında bu baskıdan dolayı,ailesinden kaçışını anlatan bir eser...
Sonu beklediğim gibi bitmemişti ama yinede beğenmiştim...
Özellikle ebeveynlerin okuması tavsiye ederim

Sonbahar Yaprağı, Bulutlara Simit Satan Çocuk'u inceledi.
16 Mar 23:25 · Kitabı okudu · 9/10 puan

1K'da bir etkinlik düzenlenmişti: Kitap arkadaşlığı etkinliği. :) İsmi tam olarak bu muydu bilmiyorum ama öyle hatırladım.
Etkinliğin içeriği ise şuydu: Eşleştirilen kişiler birbirlerine kitap gönderecekler, gönderdikleri kitabın yanına bir de çocuk kitabı ekleyecekler ve bu gönderilen çocuk kitapları karşılarına çıkan ilk çocuğa hediye olarak verilecekti.Belki de onların kitap okuma alışkanlığı kazanmasına vesile olacak güzel düşünülmüş bir etkinlikti.
Bu okumuş olduğum kitapta "şirin kitap arkadaşım" tarafından böyle bir etkinlik için gönderildi bana. :) Kitabı, bilmediğim sahibine ulaştırmadan önce ben de okumak istedim.Yarın yolda gördüğüm yaşına uygun ilk çocuğa hediye edeceğim. :)
Böyle güzel etkinlikler hep olsun.
Daha çok okuyalım, daha çok okunmasına vesile olalım ve kitapseverler olarak kardeşlik bağı kuralım.

Merve E., Zıkkımın Kökü'ü inceledi.
06 Tem 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Muzaffer İzgü'nun çocukluk dönemlerini, Adana'da gecekondu mahallesinde yaşadığı yıllarını anlatan otobiyografik bir kitap. Hem eğlenceli hem dramatik kitabı okurken yer yer duygulanacak, yer yer kahkahalara boğulacaksınız. Muzaffer İzgü zaten bu ülkede mizah denilince akla gelen en önemli yazarlardan. Sımsıcak ve samimi üslubu da kitabı sevdiren en önemli etken. Tavsiye ederim.

Ayçagül Akar, Halo Dayı ve İki Öküz'ü inceledi.
17 Ağu 2015 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Bir iddia uğruna iki öküz parası biriktirmek için İstanbul’a gelen Halo Dayı ve oğlunun büyük şehirde yaşadıklarını anlatan mizahi bir kitap. Lisedeyken okuyup büyük keyif almış ve aylarca kardeşimle kitaptan bölümler okuyup gülmüştük.
Özellikle ortaokul ve lise çağındaki kardeşlerimizin zevkle ve tebessümle okuyacağı bir kitap.

Ahmed Yasir Orman, Ökkeş Kapıcı'ı inceledi.
12 Haz 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Yaşım sekiz iken dayım kendi kütüphanesinden eskimekten yaprakları sararmış iki kitap vermişti bana. İşte o gün Ökkeş serisiyle tanışmış ve Ökkeş benim için çocukluğumun efsanesi olmuştu. O gün dayımın verdiği kitaplar, Ökkeş bahçıvan ve Ökkeş dolmuşçu idi. O kitaplarda Ökkeş kel olarak tasvir edilmişti. Şimdi okuduğum yeni basımda ise Ökkeş’imizin saçları çıkmış.
Tabi ki şimdi okuduğumda çocukluğumda aldığım zevki alamadım ama bir nebze de olsa o günlere tekrardan dönmüş oldum. Kitapta Muzaffer İzgü Ökkeş’in şehirdeki maceralarını biraz daha uzun tutsa daha güzel olurdu bence. Şehre gidene kadar kitabın üçte ikisi zaten bitmişti.
Benim çocukluğuma kadar ki jenerasyonun sevebileceği bir seri Ökkeş ama 2002 sonrası doğan neslin pek de bu tarz güldürü tarzını seveceğini düşünmüyorum çünkü teknolojinin ve toplumun değişimiyle çocukların beğeni tarzı ve düzeyi değişmiş durumda. Tabi bunu kötü olarak algılamayın. Kitapta geçen dönem 1960’lar olması lazım. Jenerasyon farkından dolayı günümüz çocuğu o günün Ökkeş’iyle pek fazla bağ kuramayacağını düşünüyorum. Tabi Ökkeş’in modern (günümüz dersek daha doğru olur.) topluma ayak uydururmuş şekli çıkarsa bir gün günümüz çocukları da sevebilir bu Ökkeşi.
Şimdi Ökkeş’ten çıkıp biraz Muzaffer İzgü’nün çocuk kitaplarına değinmek istiyorum. 6-7 ay önce Muzaffer İzgü söyleşi yapmak üzere Bursa’ya gelmişti. Ben de o zamana kadar fırsat bulup bir türlü herhangi bir söyleşisine katılamamıştım. Şu adam ölmeden önce bir göreyim diyerek arkadaşımla birlikte söyleşiye gittik. Salona girdiğimizde gözüme takılan ilk şey salonun neredeyse hepsinin çocuk olmasıydı. Tabi neredeyse hepsi bilinçli ve isteyerek gelmemişti. Öğretmenleriyle birlikte gelmişler. İyi ki de gelmişler. Yoksa Muzaffer abi boş salona konuşma yapacaktı. Burada şunu hatırlatmak isterim. İzgü sadece çocuk edebiyatıyla ilgilenmiş biri değildir. Yaşadığı her dönemi ağır ve nükteli bir şekilde eleştirdiği bir sürü romanı ve hikaye kitapları vardır. Tabi insanlar Muzaffer İzgü’nün sadece çocuk kitapları yazdığını düşündüğü için İzgü toplumumuzda gerekli ilgiyi ne yazık ki görememiştir. Hatta bazı kitaplarını çocukların okumaması gerekirken ısrarla o kitapların çocuk kitabı olarak lanse edilmeye çalışılmıştır. Örnek verecek olursak geçenlerde Sıpa kitabının 1k’da çocuk kitabı olarak girildiğini farkettim ve hemen bu yanlışı düzelttim. Kitabın isminden ve kapağından ötürü bu algı insanlarda oluşabilir ama kitabın içeriğine ve konusuna baktığımızda bu kitabı asla ve katiyen bir çocuğun okumaması gerekir. Bu yüzden çocuklarımıza Muzaffer İzgü okutmak istiyorsak hangi kitabının yetişkinler için hangi kitabının ise çocuklar için olduğunu iyi bilmemiz gerekiyor. Neyse konuyu çok karıştırmadan biz gene İzgü’nün söyleşisine dönelim. O günkü söyleşiden aklımda kalan iki şey vardı. Biri Muzaffer İzgü’nün 82 yaşında olmasına hala bir çocuğun barındırdığı duyguları içinde barındırıyor olması, diğeri ise İzgü’nün çocuklara sürekli okuyun, bizim okuyan düşünen nesle ihtiyacımız var demesiydi. Söyleşi bittiğinde arkadaşım ortaya tartışmaya açık bir eleştiri attı. Keşke Bu eleştirisini Muzaffer İzgü’ye de söyleseydi. Tabi çocukların öğretmenleri ve velileri tarafından ezberletirmiş klişeleşmiş sorularından bize soru sormaya fırsat kalsaydı… Arkadaşımın eleştirisi şuydu: Muzaffer İzgü bu kadar okuyun bilgili olun demesine rağmen niye kitaplarında bir tane bile okumuş, etmiş bir karakter yoktu. Tabi ikimizde tüm kitaplarını okumadığımız için tam bir şey diyemiyorum ama okuduğum çocuk kitaplarında çoğu zaman baş karakterimiz okumamış, cahil biri oluyordu. Elbet bir çocuğa cahil karakter göstermek yanlıştır demiyorum burada ama birkaç tane şöyle okuyan düşünen karakter ortaya koysaydı fena olmazdı. Tabi yanlış düşünüyorsun diyen varsa yorum olarak yazabilir. Biraz Muzaffer İzgü hakkında tartışmak ve sohbet etmek isterim.

Tuncer TAMTÜRK, Zıkkımın Kökü'ü inceledi.
14 Nis 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Hiçbir bilgim olmadan, netten indirdiğin e-kitaplar arasında çıktı. Merak ettim, 2006'nın son aylarıydı. Bir yıldır kendimi eve kapamıştım, sürekli bilgisayar başında birşeyler öğrenmeye çalışıyordum. Planım hazırdı: İstanbul'a gidecektim var olmaya. Çukurova'nın amansız, sert ve malesef iş bulamadığım ortamından, bir iki defa gezmeye gidip hayran olduğum İstanbul'a gidecektim. Bir çok film kahramanında görülen İstanbul'la güreşmek hikayesi olacaktı benimkisi. Ama önce ismi itici şu romanı bir okumalıydım. Ve doğduğum toprakların tasviri içinde Muzo'yla tanıştım. Akıllı, çalışkan, muzip bir çocuktu Muzo. Taş köprüde dolanıyor, sipil pazarına gidiyor, çorbacıda çalışıyordu. Aşık oluyordu. Yoksuldu. Anadolu'da çocuklar neden erken büyürün hazin cevabıydı. Kitapta anlatılan şeylerin çoğu yıllar öncesine dayansa da mekanlar, yaşam tarzı ve Taş Köprü'de ki yoksul çocuklar hâlâ ordaydı. Hüznü ve mizahı içerisinde çok güzel şekilde yoğuran, Adana 'lıların mutlak okuması gereken, Adana 'lı olmayanların da hem küçük bir çocuğun büyük hikayesinde tanık olmaları hem de Adana hakkında gösterilenden farklı bilgilere sahip olması açısından önemli bir eserdir. Filmi çekilmiştir zamanında kendi çapında güzeldir. Ama Romanın etkisi verememektedir. Bu arada Muzo, romanı yazarı Muzaffer İzgü'nün ta kendisidir.

Bütün İncelemeleri Göster